AYM’nin 2022/63967 Başvuru Numaralı Kararı: İstihkak Davasında Süre Karinesi ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Lawantra
07.08.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 18 Şubat 2026 tarihli ve 2022/63967 başvuru numaralı Sevra Gül Ersayın kararında, İcra ve İflas Kanunu m. 96/3’teki “birlikte oturma” karinesinin katı ve varsayıma dayalı uygulanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini belirlemiştir. Karar, 6 Ağustos 2026 tarih ve 33332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Olayın Seyri ve Mahkeme Kararları
Başvurucunun eşi K.A.Ç. ve kayınbabasının şirketine karşı banka tarafından alınan ihtiyati haciz kararı üzerine, şirket adresinde haciz yapılmıştır. Haciz tutanağında ziynet eşyalarının kime ait olduğu konusunda çelişkili beyanlar yer almıştır. Başvurucu, hacizden yaklaşık dört ay sonra Beykoz İcra Hukuk Mahkemesi’nde istihkak davası açmıştır.
İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, ziynet eşyalarının başvurucuya ait olduğunu tanık ve görüntü kayıtlarıyla sabit görmüştür. İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesi ise istinafta, borçlu eşin haciz sırasında hazır olması ve başvurucunun eşiyle birlikte oturduğu kabulüyle, haczi öğrendiği varsayımından hareketle davanın süreden reddine karar vermiştir.
Başvurucu, haciz sırasında hazır olmadığını, karinenin varsayıma dayalı uygulanmasının kanuna aykırı olduğunu, kendisine aşırı külfet yüklendiğini ileri sürerek AYM’ye başvurmuştur.
AYM’nin Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkına müdahale bulunduğunu tespit etmiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı (İİK m. 96 ve 97) olmakla birlikte, kanunilik ve ölçülülük unsurlarını incelemiştir.
Yüksek Mahkeme, İİK m. 96/3’teki “birlikte oturan kimseler” ifadesinin, haczin yapıldığı yerde fiilen oturan kişileri kastettiğini, müşterek konutta olmayan, şirket adresinde gerçekleştirilen hacizden otomatik olarak haberdar sayılmanın kanunun lafzına ve amacına aykırı olduğunu vurgulamıştır.
Kararda şu kritik tespitler yer almaktadır:
- Karinenin, alacaklının hak kaybına uğramasını önleme amacı taşıdığı ancak bunun mutlak olmadığı,
- Haczin şirket adresinde yapıldığı, başvurucunun haciz sırasında hazır olmadığı,
- İcra hukuk mahkemesinin takibin devamına karar verdiği aşamada başvurucunun taraf olmadığı,
- BAM’ın sadece karineye dayanarak, somut olayın özelliklerini (haciz yeri, hazır bulunmama, çelişkili beyanlar) tartışmadan katı bir yorumla davayı reddetmesinin, kanunilik ölçütünü karşılamadığı.
AYM, dava açma sürelerinin yorumlanmasının öncelikle mahkemelerin görevi olduğunu, ancak bu yorumların mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyecek nitelikte olamayacağını hatırlatmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1 ve AİHM içtihatlarına da atıf yapılmıştır.
Uygulamaya Yansımaları
Bu karar, istihkak davalarında avukatlara önemli bir dayanak sağlamaktadır:
-
İİK m. 96/3’teki öğrenme karinesinin, somut olayın tüm özelliklerinin (haciz yeri, fiili ikamet, hazır bulunma durumu) incelenmesi suretiyle uygulanması gerektiği,
-
Müşterek konutta olmayan, şirket adresindeki hacizlerde otomatik “öğrenme” kabulünün aşırı külfet yaratabileceği,
-
Katı şekilci yorumların AYM tarafından mahkemeye erişim hakkı ihlali olarak nitelendirilebileceği.
Karar, Yargıtay’ın eski 17. Hukuk Dairesi kararlarında da vurgulanan “araştırma yükümlülüğü”nü güçlendirmektedir.
Giderim
AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına, dosyanın İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesi’ne (E.2021/2587, K.2022/1313) gönderilmesine karar vermiştir. Manevi tazminat talebi reddedilmiştir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, icra hukukunda süre karinelerinin uygulanmasında somut olay incelemesinin önemini vurgulamakta, katı şekilciliğe karşı önemli bir fren işlevi görmektedir. Avukatlar, istihkak davalarında haciz tutanağı, haciz yeri, fiili ikametgah ve hazır bulunma durumunu titizlikle değerlendirerek savunma stratejisi oluşturmalıdır.
(Toplam kelime sayısı: 782)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.