AYM’nin 2021/26309 Başvuru Numaralı Kararı: Gerekçeli Karar Hakkının İhlali ve 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Tedbir Kararlarına İtiraz
Lawantra
08.08.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 28 Kasım 2024 tarihinde verdiği 2021/26309 başvuru numaralı kararında, aile hukuku ve kadına yönelik şiddetle mücadele alanında önemli bir ilkeye daha dikkat çekmiştir. Karar, 8 Mart 2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen koruma tedbirine itiraz aşamasında, itiraz merciinin başvurucunun ileri sürdüğü esaslı iddiaları, beyanlarını ve delillerini yeterince karşılamaması üzerine odaklanmaktadır.
Başvurucu Sıtkı Demiray, Bakırköy 1. Aile Mahkemesi’nin 2021/1659 Esas, 2021/1641 Karar sayılı kararı ile hakkında verilen tedbir kararına itiraz etmiş, ancak Bakırköy 2. Aile Mahkemesi’nin 2021/226 Esas, 2021/233 Karar sayılı kararı ile itirazı reddedilmiştir. Nihai hükmü 14 Nisan 2021 tarihinde öğrenen başvurucu, 11 Mayıs 2021 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun temel iddiası, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğidir.
Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer nitelikteki Salih Söylemezoğlu (B. No: 2013/3758, 6 Ocak 2016) ve Erdal Türkmen (B. No: 2016/2100, 4 Nisan 2019) kararlarında ortaya koyduğu ilkeleri bu başvuruda da uygulamıştır. Bu kararlarda Mahkeme, itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili bir biçimde inceleme ve bunları kararında gerekçelendirme yükümlülüğünü vurgulamıştır. Somut olayda da itiraz merciinin, başvurucunun ileri sürdüğü esaslı iddialara yeterince cevap vermediği, delillerin değerlendirilmesine ilişkin herhangi bir tartışma yapmadığı tespit edilmiştir.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, olay ve olgular bakımından önceki kararlarından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı sonucuna varmış ve başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Kararda özellikle vurgulanması gereken husus, 6284 sayılı Kanun’un uygulama alanı içinde verilen tedbir kararlarının, tarafların savunma hakkını ve adil yargılanma güvencelerini zedelememesi gerektiğidir. Bu tür kararlar genellikle aciliyet arz etmekle birlikte, itiraz aşamasında da hukuki dinlenilme hakkının gereği gibi yerine getirilmesi zorunludur.
Giderim ve Yeniden Yargılama
Başvurucu, ihlalin tespiti yanında 10.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna hükmetmiştir. Bu kapsamda karar, ihlale neden olan merci olan Bakırköy 2. Aile Mahkemesi’ne (E.2021/226 D.İş, K.2021/233) iletilmek üzere Bakırköy 1. Aile Mahkemesi’ne (E.2021/1659 D.İş, K.2021/1641) gönderilmiştir. Mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda yeni bir karar vermesi beklenmektedir.
Manevi tazminat talebi yönünden ise Mahkeme, ihlalin niteliğini dikkate alarak başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Ayrıca toplam 30.487,60 TL (487,60 TL harç + 30.000 TL vekalet ücreti) yargılama giderinin de başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir. Ödemenin, kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde yapılması, gecikme halinde yasal faiz uygulanması da karara bağlanmıştır.
Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri İçin Değerlendirme
Bu karar, özellikle aile hukuku ve 6284 sayılı Kanun ile uğraşan meslektaşlarımız açısından son derece önemlidir. Tedbir kararlarına itiraz aşamasında mahkemelerin, karşı tarafın beyan ve delillerini kararlarında açıkça tartışma ve gerekçelendirme yükümlülüğü bir kez daha vurgulanmıştır. Pratikte sıkça karşılaşılan “standart gerekçeli ret” kararlarının Anayasa Mahkemesi nezdinde ihlal nedeni oluşturduğu açıktır.
Karar aynı zamanda, Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadının (Söylemezoğlu ve Türkmen kararları) devamlılığını göstermekte ve alt derece mahkemelerine güçlü bir uyarı niteliği taşımaktadır. Avukatlar, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına itiraz dilekçelerinde, müvekkillerinin somut beyan ve delillerini ayrıntılı şekilde ortaya koymalı ve itiraz merciinin bunları tartışmadığı durumlarda gerekçeli karar hakkına dayalı bireysel başvuru yolunu etkin şekilde kullanmalıdır.
Sonuç olarak, AYM’nin 2021/26309 sayılı kararı, adil yargılanma hakkının gerekçeli karar unsuru bakımından önemli bir emsal teşkil etmekte ve aile mahkemelerinin itiraz incelemelerinde daha titiz ve gerekçeli kararlar vermesi gerektiğinin altını çizmektedir. Karar, hem usul hukuku hem de temel hak ve özgürlükler açısından avukatlık mesleğine önemli bir mesleki katkı sunmaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.