AYM’nin 2019/7900 Başvuru Numaralı Kararı: FETÖ/PDY Davalarında Gerekçeli Karar Hakkının İhlali
Lawantra
01.08.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 8 Nisan 2026 tarihli ve 2019/7900 başvuru numaralı kararında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmünde, başvurucunun savunma ve itirazlarının karar gerekçesinde yeterince tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, FETÖ/PDY soruşturmalarında sıkça karşılaşılan delil değerlendirme sorunlarına önemli bir ışık tutmaktadır.
Olayın Seyri
Afyonkarahisar’da sağlık memuru olarak görev yapan başvurucu H.K. hakkında FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında Bank Asya hesabındaki para hareketleri, Ufuk Sağlık-Sen üyeliği, belirli otellerde örgüt yöneticileriyle aynı tarihlerde konaklama kayıtları ve yurt dışı çıkışları incelenmiştir.
Başvurucu, Bank Asya hesabını yurt dışında yaşayan akrabası adına yatırım amacıyla kullandığını, sendikanın örgüt bağlantısından haberdar olmadığını, otel konaklamalarının aile tatili amaçlı olduğunu savunmuştur. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuyu 9 yıl hapis cezasına çarptırmış, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi cezayı 6 yıl 3 aya indirmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise kararı onamıştır.
AYM’nin Gerekçeli Karar Hakkı Analizi
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri ışığında gerekçeli karar hakkının kapsamını detaylı biçimde ele almıştır. Mahkeme’ye göre, mahkumiyet kararının dayandığı delillerin (sendika üyeliği, Bank Asya hesabı, otel konaklamaları, yurt dışı gezileri) niçin örgüt üyeliği delili sayıldığı, başvurucunun bu delillere karşı yaptığı savunmaların neden reddedildiği karar gerekçesinde yeterince açıklanmamıştır.
Özellikle şu hususlar vurgulanmıştır:
-
Bank Asya Hesabı: Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, örgüt talimatıyla para yatırıldığını gösteren kesin ve inandırıcı delil bulunmadıkça şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerekir. Kararda bu konuda somut bir değerlendirme yapılmamıştır.
-
Sendika Üyeliği: AYM’nin Mustafa Özterzi (GK) kararı gereğince, yalnızca FETÖ’ye aidiyeti bilinen bir sendikaya üye olmak tek başına örgüt üyeliği için yeterli kuvvetli suç belirtisi oluşturmaz. Bu husus kararda tartışılmamıştır.
-
Otel Konaklama Kayıtları: Aynı otelde aynı tarihlerde konaklamanın, hiyerarşik ilişki ve örgütsel faaliyet kastını gösterdiğine dair yeterli ve somut gerekçe ortaya konulmamıştır. Yargıtay’ın benzer davalarda talep ettiği “çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik” unsurlarının somut delillerle desteklenmesi gerekirdi.
-
Tanık ve HTS Talepleri: İstinaf aşamasında sunulan tanık dinletme ve HTS incelemesi taleplerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin delil değerlendirmesinde ilk derece ve istinaf mahkemelerinin yerine geçemeyeceğini, ancak kararın “sonucu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazlara” yeterli yanıt verip vermediğini denetleyebileceğini belirtmiştir. Somut olayda bu yanıtın verilmediği kanaatine varılmıştır.
Hüküm ve Giderim
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Diğer ihlal iddialarının (örgütlenme özgürlüğü, suç ve cezada kanunilik ilkesi vb.) ayrıca incelenmesine gerek olmadığına hükmetmiştir.
İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş, dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’ne (kararın iletilmesi için Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne) gönderilmiştir. Başvurucunun maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiş, 40.364,60 TL yargılama gideri (harç + vekalet ücreti) ödenmesine hükmedilmiştir.
Mesleki ve Hukuki Değerlendirme
Bu karar, FETÖ/PDY üyeliği davalarında “kümülatif delil” yaklaşımının sınırlarını göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin savunmalarını hazırlarken özellikle Bank Asya, sendika üyeliği, otel kaydı ve yurt dışı çıkışlarının tek başına veya birlikte değerlendirilmesinde kast unsurunun ispat yükümlülüğünün iddiada bulunan makama ait olduğunu güçlü biçimde vurgulamalıdır.
Karar, Yargıtay’ın kendi içtihatlarına (Bank Asya için şüphenin sanık lehine yorumu) mahkemelerce yeterince riayet edilmediğini de ortaya koymuştur. Bu durum, temyiz ve istinaf aşamalarında gerekçeli karar hakkının daha dikkatli kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca karar, Anayasa Mahkemesi’nin terör örgütü üyeliği davalarında delillerin “nitelikli tartışılması” konusunda çizdiği çerçevenin giderek netleştiğini göstermektedir. Avukat meslektaşlarımız, benzer dosyalarda bu kararı emsal göstererek yeniden yargılama talebinde bulunabileceklerdir.
Sonuç olarak AYM, mahkumiyet kararlarının yalnızca delillerin listelenmesiyle yetinmeyip, sanığın somut savunmalarına “ayrı ve açık” şekilde yanıt vermesi gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır. Bu yaklaşım, adil yargılanma hakkının etkin korunması bakımından önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır.
(Makale yaklaşık 980 kelimedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.