AYM'nin 2018/11348 Başvuru Numaralı Kararı: İrtifak Hakkı İptali ve Bedelsiz Hazine Devri Nedeniyle Mülkiyet Hakkı İhlali
Lawantra
15.07.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 27 Ocak 2026 tarihli kararıyla, Mambay Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2018/11348 başvuru numaralı bireysel başvurusunu incelemiştir. Karar, olağanüstü hal (OHAL) döneminde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 8. maddesi uyarınca tesis edilen irtifak hakkı iptali ve taşınır malların bedelsiz olarak Hazineye devri işlemlerinin, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal edip etmediğini ele almaktadır. Bu karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için OHAL dönemi tedbirlerinde bireyselleştirme zorunluluğu, etkili başvuru hakkı ve mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin ölçülülüğü açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Olayın Hukuki ve Factual Arka Planı
Başvurucu şirket, Niğde'nin Bor ilçesinde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde bulunmaktaydı. Hazineye ait 1.164.505,16 metrekarelik taşınmaz üzerinde, şirket ortaklarından N.M. lehine 5 Haziran 2008 tarihinde yirmi yıl süreyle irtifak hakkı tesis edilmiş ve 6 Haziran 2008'de tapuya tescil edilmiştir. Bu hak, 29 Nisan 2011 tarihinde organik tarım ve hayvancılık amacıyla başvurucu şirkete devredilmiştir. Şirketin hisse yapısı, %51 N.M., %12,5 K.B., M.T., F.T. ve %11,5 H.T. şeklinde dağılmıştır. 5 Şubat 2016 tarihinde K.B.'nin hissesi diğer ortaklara devredilmiştir.
15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından 21 Temmuz 2016'dan itibaren OHAL ilan edilmiş ve bu süreçte 667 sayılı KHK'nın 8. maddesi ile terör örgütleriyle iltisaklı görülen yararlanıcıların irtifak haklarının resen iptali öngörülmüştür. 670 sayılı KHK ile bu maddeye eklenen hüküm, taşınmaz üzerindeki bina, yapı, tesis ve taşınır malların 23 Temmuz 2016'dan itibaren bedelsiz olarak Hazineye devredilmiş sayılacağını düzenlemiştir. Bu düzenleme, 18 Ekim 2016 tarihli 6749 sayılı Kanun ile aynen kanunlaşmıştır.
Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğü, şirket ortaklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunu (Bank Asya hesapları, dernek üyeliği, okullara çocuk gönderme) gerekçe göstererek irtifak hakkının terkinini ve taşınır mallara el konulmasını uygun görmüştür. Bor Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü 8 Ağustos 2016'da terkin işlemini gerçekleştirmiş, 5 Ekim 2016'da taşınır mallar Hazineye devredilmiştir.
Başvurucu şirket, 10 Kasım 2016'da Ankara 2. İdare Mahkemesi'nde iptal ve yürütmenin durdurulması davası açmıştır. Mahkeme, 667 sayılı KHK'nın 10. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulmasını reddetmiş, yetki yönünden Aksaray İdare Mahkemesi'ne göndermiştir. Aksaray İdare Mahkemesi 22 Ağustos 2017'de davayı reddetmiştir. Gerekçede, eski ortak K.B.'nin FETÖ/PDY yöneticisi olduğu, toplantılara katıldığı, bağış topladığı ve hakkında soruşturma bulunduğu; diğer ortakların da kayın hısımlığı nedeniyle örgütle bağlantılı değerlendirildiği belirtilmiştir. Konya Bölge İdare Mahkemesi 20 Şubat 2018'de istinaf başvurusunu reddetmiştir. Nihai karar 19 Mart 2018'de tebliğ edilmiş ve başvuru 17 Nisan 2018'de Anayasa Mahkemesi'ne yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi ve Hukuki Çerçeve
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. İnceleme, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca OHAL rejimi çerçevesinde yapılmıştır. Kararda, Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/6/2017) kararı referans alınarak, OHAL tedbirlerinin Anayasa'nın 15. maddesindeki çekirdek haklara (yaşama hakkı, işkence yasağı, suç ve cezanın kanuniliği, masumiyet karinesi) dokunmaması, milletlerarası yükümlülüklere aykırı olmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerektiği vurgulanmıştır. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasındaki çekirdek haklar arasında yer almadığından, OHAL'de Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirlere izin verilmektedir.
Mahkeme, müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığını incelemiştir. 667 sayılı KHK'nın 8. maddesi, terör örgütleriyle iltisakı olan yararlanıcıların irtifak haklarının resen iptalini ve taşınır malların bedelsiz devrini öngörmektedir. Benzer hüküm, 13 Ekim 2022 tarihli E.2018/78, K.2022/114 sayılı kararda incelenmiş ve mülkiyet hakkına sınırlamanın kamu yararı amacıyla meşru olduğu, ancak bireyselleştirme ve etkili başvuru yollarının sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararda, kapatma tedbirinden ayrı olarak mal varlığının devrine ilişkin ilave tedbirlerin bağımsız olarak incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. 7075 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi ile ilave tedbirlere karşı idari ve yargısal başvuru imkanı getirilmiştir.
Somut olayda, Anayasa Mahkemesi, şirket tüzel kişiliğinin terör örgütüyle iltisak veya irtibatının yeterince ortaya konulmadığını tespit etmiştir. İdare ve mahkemeler, özellikle K.B.'nin (hissesi 5 Şubat 2016'da devredilen eski ortak) ilişkilerine odaklanmış, şirketin %51 hissesine sahip ve soruşturmasız N.M. ile diğer ortakların durumunu bireyselleştirmemiştir. Şirketin uyuşmazlığın sonucuna etkili iddiaları (hisse devri, beraat kararları, Emniyet tutanağının tek taraflılığı) ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmamıştır. Bu durum, müdahalenin keyfiliğe yol açtığını ve OHAL koşullarının gerektirdiği ölçüyü aştığını göstermektedir.
Ayrıca, 667 sayılı KHK'nın 8. maddesinin ikinci cümlesi, irtifak iptali halinde taşınır malların otomatik bedelsiz devrini düzenlemektedir. Bu hüküm, suçla bağlantının idari ve yargısal makamlarca irdelenmesine imkan vermemekte, geçiş süresi öngörmemektedir. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin belirsiz ve öngörülemez olduğunu, bireyselleştirmeye elverişli başvuru yollarını yetersiz kıldığını belirtmiştir. Kararda, genel müsadere yasağı (Anayasa m. 38/10) ile bağlantılı olarak, mal varlığının suçla ilişkilendirilmeden devrinin Anayasa'ya aykırı olabileceği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, mülkiyet hakkına müdahalenin Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olmadığına, ihlalin varlığına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Karşıoylarda (Ömer Çınar, Hasan Tahsin Gökcan, Yusuf Şevki Hakyemez), ihlalin kanundan kaynaklandığı, giderimde yeniden yargılama yerine itiraz yolu veya TBMM'ye bildirim yerine norm denetimi (Anayasa m. 152) önerilmiştir.
Giderim ve Sonuçlar
İhlalin giderimi için Aksaray İdare Mahkemesi'ne (E.2017/664, K.2017/1213) yeniden yargılama yapılması amacıyla karar gönderilmiştir. Tazminat talepleri reddedilmiş, 294,70 TL harç ve giderlerin ödenmesine hükmedilmiştir. Kararın bir örneği, ihlale yol açan hükmün gözden geçirilmesi için TBMM'ye bildirilmiştir.
Bu karar, avukatlar için kritik öneme sahiptir. OHAL döneminde KHK'larla alınan ilave tedbirlere (mal devri) karşı etkili başvuru yollarının (7075 sayılı Kanun geçici m. 4) bireyselleştirme sağlayacak şekilde işletilmesi zorunludur. İdare ve mahkemelerin, tüzel kişilerin iltisakını somut delillere dayalı, şahsi sorumluluk ilkesiyle (suçta ve cezada şahsilik) uyumlu biçimde değerlendirmesi gerektiği açıktır. Benzer davalarda, Emniyet tutanaklarının tek taraflı niteliği, hisse devirlerinin zamanlaması ve beraat kararlarının etkisi titizlikle irdelenmelidir. Karar, mülkiyet hakkının OHAL'de dahi keyfi müdahalelerden korunması gerektiğini teyit etmekte, idari işlemlerin yargısal denetiminde ölçülülük ve eşitlik ilkelerinin ön plana çıkarılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Hukuk profesyonelleri, bu emsalle, 667 sayılı KHK benzeri düzenlemelerin uygulanmasında Anayasa Mahkemesi'nin bireyselleştirme ve etkili yargı yolu standartlarını göz önünde bulundurmalıdır. Karar, gelecekteki OHAL veya olağanüstü yönetim rejimlerinde temel haklara getirilen sınırlamaların Anayasa'nın 15. maddesindeki çekirdek unsurlara uygunluğunun sıkı denetimini gerektirmektedir. (Toplam kelime sayısı: 1247)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.