AYM: Ceza İnfaz Kurumunda 3 m² Altı Kişisel Alan Kötü Muamele Yasağını İhlal Eder
Lawantra
05.08.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü’nün 2021/43836 başvuru numaralı kararı, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve kişisel alan yetersizliğinin Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağı açısından yarattığı sonuçları detaylı biçimde ele almaktadır. Karar, avukatlar ve insan hakları savunucuları için infaz hukuku alanında önemli bir emsal niteliğindedir.
Başvurucu, 20 Haziran 2017 tarihinden 25 Ocak 2022 tarihine kadar Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmıştır. Tutulduğu koğuşlardaki aşırı kalabalık nedeniyle sağlık ve hijyen koşullarının yetersiz olduğunu ileri sürerek infaz hâkimliğine başvurmuş, talebi reddedilmiş ve itirazı da Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kesin olarak reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, infaz kurumundan ve Adalet Bakanlığı’ndan detaylı bilgi talep etmiş, koğuşların fiziki ölçüleri, kapasiteleri, başvurucunun kaldığı süreler ve kişi sayısı verilerini incelemiştir. Resmi kapasitesi 16 kişi olan koğuşlarda başvurucu en fazla 33 kişiyle birlikte barındırılmış, kişi başına düşen alan bazı dönemlerde 2,30 m²’ye kadar düşmüştür.
Mahkeme, kötü muamele yasağının mutlak niteliğini Anayasa m. 17/3 ve ilgili içtihatlarıyla (Cezmi Demir, Ali Rıza Özer, K.K. kararları) vurgulamıştır. Tutulma koşullarının insan onuruna aykırı olup olmadığının değerlendirilmesinde kişisel alanın temel ölçüt olduğu belirtilmiştir. Levent Cantekin (GK) kararı ile ortaya konan ilkelere göre, çok kişilik koğuşlarda kişi başına en az 3 m² alan sağlanması gerektiği, bu sınırın altına düşmenin güçlü bir ihlal karinesi yarattığı ifade edilmiştir.
Somut olayda başvurucunun 3 m²’nin altında kaldığı toplam süre 368 gün olarak hesaplanmış, bu süre içerisinde kesintisiz 30 ila 54 günlük dönemler bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu durumun “kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra” olmadığı kanaatine vararak karinenin ortadan kaldırılamadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle Anayasa m. 17/3 kapsamında kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
3 m² ile 4 m² arasındaki dönemlerde ise (toplam 1.039 gün) diğer tutulma koşulları (sıhhi tesisler, havalandırma, aydınlatma, yatak düzeni, tıbbi yardım imkanı) incelenmiş ve genel koşulların standartlara uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu dönem yönünden ihlal tespit edilmemiştir.
Giderim ve Sonuç
Başvurucunun 700.000 TL manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş, net 125.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmemiştir.
Avukatlar İçin Mesleki Değerlendirme
Bu karar, infaz hukuku alanında çalışan avukatlara önemli argümanlar sunmaktadır. Özellikle aşırı kalabalık nedeniyle kişi başına 3 m²’nin altında alan kalan infaz kurumlarında sistematik ihlal iddiası ile bireysel başvuru stratejisi oluşturulabilir. Karar, Anayasa Mahkemesi’nin Levent Cantekin ve Cengiz Yetgin kararlarıyla oluşturduğu içtihat hattını güçlendirmekte, somut ve ölçülebilir kriterler getirmektedir.
Uygulamada müvekkillerin infaz koşullarına ilişkin başvurularında:
- Kişisel alan hesaplamasının doğru yapılması,
- Kalabalığın süresi ve yoğunluğu,
- Diğer fiziki koşullar (havalandırma, hijyen, yatak düzeni),
- Tıbbi yardım imkanı ve psikolojik etkiler
unsurlarının detaylı biçimde ortaya konulması önem arz etmektedir. Karar, aynı zamanda idare ve infaz hâkimliklerinin kalabalıklaşmayı azaltmak için somut ve etkili tedbirler alma yükümlülüğünü de vurgulamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, infaz kurumlarındaki aşırı kalabalığın insan onuruna aykırı boyutlara ulaşması halinde mutlak kötü muamele yasağının ihlal edileceğini net biçimde ortaya koymuştur. Bu içtihat, benzer koşullarda bulunan binlerce hükümlü ve tutuklu adına yapılacak bireysel başvurular için güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. (Toplam kelime: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.