AYM, 5275 Sayılı Kanun Geçici 5. Madde Kapsamında Mahsup Talebinin Reddi Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine Hükmetti
Lawantra
17.07.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 10 Şubat 2026 tarihli ve 2024/64089 başvuru numaralı Fahri Tırpan kararında, mahsup talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, Resmî Gazete’de 16 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanmıştır.
Başvurucu, 1980 yılında çeşitli suçlardan aldığı mahkumiyetlerin infazı sırasında 1991’de şartla tahliye edilmiş, ancak yeni bir suç nedeniyle bu tahliye 1998’de geri alınmıştır. Bakiye 23 yıl 354 günlük cezanın infazı sürerken, 11 Nisan 2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen geçici 5. madde yürürlüğe girmiştir. Bu madde, 7 Kasım 1982 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle koşullu salıverilme kararının, deneme süresi içinde yeni suç işlenmesi halinde geri alınmamasını öngörmektedir.
İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Ekim 2019 tarihli ek kararıyla, geçici 5. maddenin yürürlük tarihi olan 30 Nisan 2013 ile bihakkın tahliye tarihi 21 Şubat 2019 arasındaki sürenin, sonradan infazına başlanan müebbet hapis cezasından mahsubuna karar vermiştir. Başvurucu ise 28 Haziran 1995 ile 21 Şubat 2019 arasındaki tüm sürenin (23 yıl 354 gün) diğer cezalarından mahsup edilmesini talep etmiştir.
Edirne 2. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun 6 yıl 3 aylık hapis cezasından kaynaklanan tutukluluk sürelerinin zaten mahsup edildiğini, başka mahsup edilecek süre bulunmadığını gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Bu karar, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 Ekim 2024 tarihinde kesin olarak onanmıştır.
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı (Anayasa md. 19) kapsamında incelemiştir. Mahkeme, mahsup kurumunun hürriyetten yoksun kalınan haksız süreleri telafi ettiğini, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında güvence oluşturduğunu vurgulamıştır. TCK md. 63 ve ilgili içtihatlara göre, mahsupta yargı organlarına takdir yetkisi tanınmadığı, şartlar oluştuğunda mahsup yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
AYM, 5275 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin lehe düzenleme niteliğinde olduğunu ve geçmişe yürüdüğünü kabul etmiştir. Bu düzenleme ile koşullu salıverilmenin geri alınması kararlarının tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalktığını, dolayısıyla 1995-2019 arasındaki infazın hukuki dayanağını yitirdiğini tespit etmiştir. Bu sürenin “hukuka aykırı tutma” niteliği kazandığını ve diğer cezalardan mahsup edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Kararda, daha önce verilen Hasan Gülbahar (B. No: 2014/17112, 30/10/2018) kararı referans alınmıştır. Benzer olayda AYM, hukuki dayanağı kalmayan infaz sürelerinin mahsup edilmemesinin kişi hürriyetinin ölçüsüz kısıtlanmasına yol açtığını belirtmiştir.
Sonuç olarak mahkeme, mahsup talebinin reddinin başvurucunun kanunda öngörülen süreden daha uzun süre hürriyetinden yoksun bırakılmasına neden olduğunu, bunun Anayasa md. 19’a aykırı olduğunu tespit etmiştir. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına, manevi tazminat talebinin reddine, toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karar, infaz hukukunda lehe kanunların geçmişe yürümeleri ilkesinin somut sonuçlarını göstermesi açısından önemlidir. Avukatlar, benzer infaz ve mahsup uyuşmazlıklarında bu içtihadı güçlü bir dayanak olarak kullanabileceklerdir. Özellikle 12 Eylül öncesi suçlarda koşullu salıverilme geri almalarının hukuki sonuçlarının yeniden değerlendirilmesi gerekecektir.
Karar aynı zamanda mahsup taleplerinin reddine karşı bireysel başvurularda izlenecek yolu netleştirmektedir. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi’nin denetiminin kapsamını genişleten bir nitelik taşımaktadır.
(Word count: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.