Avukatlık Kanunu Madde 59 ve Objektif Tarafsızlık: Son Soruşturma Güvencesi Kovuşturma Evresine Taşınmalı mı?
Lawantra
16.07.2026
Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi, avukatlık mesleğinin icrası sırasında veya görevlerinden kaynaklanan suç iddialarında özel bir usul güvencesi getirmektedir. Bu hüküm, son soruşturmanın açılmasına karar verme yetkisini, suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesinden alarak en yakın ağır ceza mahkemesine vermektedir. Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın kaleme aldığı analiz, bu düzenlemenin anayasal boyutlarını derinlemesine ele almakta ve özellikle kovuşturma evresinde aynı güvencenin neden sağlanmadığı sorusunu hukuk profesyonellerine yöneltmektedir.
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanma hakkıdır. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 138. maddede yer alan mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yalnızca fiili tarafsızlığı değil, makul bir gözlemcinin gözünde tarafsız görünmeyi de zorunlu kılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihadı da bu “objektif tarafsızlık” ölçütünü vurgulamaktadır.
Kanun koyucu, Avukatlık Kanunu 59. madde ile avukatların görev suçlarında yer mahkemesinin olası mesleki ilişkilerini dikkate alarak objektif tarafsızlığı güçlendirmiştir. Bu tercih, yargılamanın başlangıç aşaması için önemli bir güvence sağlamaktadır. Ancak aynı mantığın kovuşturma evresine taşınmaması ciddi bir normatif tutarsızlık yaratmaktadır.
Kovuşturma evresi, delillerin tartışıldığı, tanıkların dinlendiği, hukuki nitelendirmenin yapıldığı ve nihai hükmün verildiği aşamadır. Tarafsızlığa en çok ihtiyaç duyulan evre budur. Buna rağmen mevcut sistem, yalnızca iddianamenin kabulü gibi ön karar aşamasında yer değiştirmeyi öngörmekte, asıl yargılamada ise aynı adliyenin yetkili kalmasına izin vermektedir.
Özellikle avukatların görevlerinden dolayı işledikleri iddia edilen suçlarda şikâyetçi veya zarar görenin sıklıkla hâkim, savcı veya diğer yargı mensubu olabildiği göz önüne alındığında, aynı adli çevrede uzun yıllar birlikte çalışan meslektaşlar arasındaki uyuşmazlığın yine aynı çevrede görülmesi, objektif tarafsızlık açısından haklı tereddütler doğurabilmektedir. Bu, mahkemelerin gerçekten taraflı olduğu anlamına gelmez; ancak “tarafsız görünme” zorunluluğunu zedeleyebilir.
Yazar, doğal hâkim ilkesine aykırılık itirazına da cevap vermektedir. Önerilen çözüm, yeni bir görevli mahkeme yaratmak değil; kanun koyucunun genel ve soyut bir yetki kuralı ile kovuşturma evresi için de “en yakın ağır ceza mahkemesi”ni yetkili kılmasından ibarettir. Bu yöntem, Anayasa’nın 37. maddesinde düzenlenen doğal hâkim ilkesini ihlal etmez; aksine adil yargılanma hakkını güçlendirir.
Analiz, hukuk devletinin normatif tutarlılık ilkesine de vurgu yapmaktadır. Aynı hukuki durumda (avukatların görev suçları) yargılamanın bir aşamasında özel güvence getirilirken, diğer aşamasında bu güvenceden vazgeçilmesi, hukuk devletinin öngörülebilirlik ve tutarlılık unsurlarıyla bağdaşmamaktadır.
Prof. Dr. Deliduman’a göre asıl cevaplandırılması gereken soru şudur: Kanun koyucu, son soruşturma aşamasında yer mahkemesinin tarafsızlığı konusunda tereddüt duyup özel bir güvence getirirken, yargılamanın esasını oluşturan kovuşturma evresinde aynı hassasiyeti neden göstermemektedir? Tarafsızlık, yargılamanın kapısını açan geçici bir güvence değil, hüküm aşamasına kadar devam etmesi gereken anayasal bir ilkedir.
Bu yazı, avukatlar ve ceza hukuku profesyonelleri için önemli mesleki değer taşımaktadır. Avukatlık Kanunu 59. maddenin sistematik yorumu, Anayasa’nın 36. ve 138. maddeleriyle birlikte ele alınmalı, objektif tarafsızlığın yargılamanın tüm evrelerine yayılması için yasal düzenleme ihtiyacı tartışılmalıdır.
Sonuç olarak, mevcut düzenlemenin son soruşturma için getirdiği güvencenin kovuşturma evresine de taşınması, hem yargıya olan toplumsal güveni artıracak hem de adil yargılanma hakkının görünürde de gerçekleşmesini sağlayacaktır. Hukuk devleti, güvencelerin yargılamanın bütününü kuşattığı ölçüde anlam kazanır.
(Toplam kelime sayısı: 714)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4653 E., 2024/5331 K. sayılı Kararı: İnceleme Başladıktan Sonra Takdire Sevk İşleminin Zamanaşımını Durdurmayacağı
Danıştay, vergi incelemesine başlandıktan sonra gerçekleştirilen takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağına hükmederek, tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen kararları onamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2022/10393 E., 2022/14952 K. sayılı Kararı: Kanser İlaç Bedelinin SGK Tarafından Karşılanması ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, akciğer kanseri tedavisi için kullanılan Pembrolizumab (Keytruda) ilacının bedelinin SGK tarafından karşılanması talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf kararlarını bozarak konunun tıbbi onkoloji uzmanlarından oluşacak sağlık kurulu raporu ile yeniden incelenmesini zorunlu kıldı.