Antalya BAM 13. Hukuk Dairesi’nin Araç Değer Kaybı Reddi Kararı: Aynı Bölgeden Tekrar Hasar Alan Araçta Değer Kaybı Oluşmaz
Lawantra
20.08.2026
Trafik kazaları sonucunda araçlarda oluşan değer kaybı talepleri, uygulamada en sık karşılaşılan maddi tazminat türlerinden biridir. Ancak değer kaybının her hasar durumunda otomatik olarak doğmadığı, özellikle aynı bölgenin tekrar hasarlanması halinde ilave bir değer kaybının oluşmayacağı, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmektedir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2026 tarihli, 2024/1685 E., 2026/1029 K. sayılı istinaf kararı, bu konuda önemli bir emsal teşkil etmektedir. Davacı, 31.08.2021 tarihinde park halindeki aracına başka bir aracın çarpması sonucu oluşan hasar nedeniyle değer kaybı talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi (Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi), ATK kusur raporu ve bilirkişi raporunu değerlendirmiş; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğuna hükmetmiş ancak davacı aracın daha önce aynı ön bölgeden 4 kez hasar almış olması nedeniyle somut kaza nedeniyle ek bir değer kaybı oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacı istinaf başvurusunda, önceki hasarlarda değişmeyen orijinal parçaların bulunduğunu, sigorta genel şartlarına göre hesaplama yapıldığını ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürmüştür. Ancak Antalya BAM 13. HD, istinaf incelemesini HMK m. 355 uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapmış ve ilk derece kararını onamıştır.
Kararda vurgulanan temel kriter, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeri ile hasarlı haldeki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın hesaplanmasıdır. Bu hesaplama yapılırken aracın yaşı, hasar miktarı, hasarlı parçaların niteliği ve özellikle aynı bölgeden daha önce hasar alıp almadığı dikkate alınmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları ve Dairenin kendi uygulamalarına göre, aynı bölgeden önceki hasar varlığında, ikinci hasarın aracın satış değerine ilave bir olumsuz etki yaratmayacağı kabul edilmektedir.
Mahkeme, bilirkişinin raporunda Yargıtay ve Daire içtihatlarına uygun yöntem izlendiğini, önceki hasarın da ön bölgeden olduğunu, onarım ve boya işlemlerinin aynı mahiyette gerçekleştiğini tespit etmiştir. Aynı bölgeden hasar almış bir aracın, ikinci kez aynı bölgeden hasar alması durumunda satış sırasında alıcı nezdinde “ikinci el hasarlı araç” algısının değişmeyeceği, dolayısıyla ek bir değer kaybının oluşmayacağı belirtilmiştir.
Karar, değer kaybı taleplerinde avukatlara önemli pratik dersler sunmaktadır. Dava açmadan önce mutlaka TRAMER sorgusu yapılmalı, ekspertiz raporları ve hasar geçmişi titizlikle incelenmelidir. Aynı bölgeden tekrarlayan hasarlarda değer kaybı talebinin reddedilme ihtimali yüksektir. Bu husus, hem dava dilekçesinin hazırlanmasında hem de delil stratejisinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.
Kararda ayrıca TBK m. 49, KTK m. 85, 91, 97 ve 99 hükümlerine atıf yapılmış, sigortacının sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğu ve kusurun usulünce ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. İstinaf harç ve giderleri de davacı üzerinde bırakılmıştır.
Bu karar, özellikle hasar geçmişi karmaşık olan araçlarda değer kaybı davalarının başarı şansını realist bir şekilde ortaya koymaktadır. Hukuk profesyonelleri, müvekkillerini dava öncesi hasar geçmişi analizi konusunda aydınlatmalı, gereksiz dava masraflarına katlanmamaları için gerekli uyarıları yapmalıdır.
Antalya BAM’ın gerekçesi, bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olduğunu, çelişkinin giderilmesine gerek bulunmadığını ortaya koymuştur. Karar oybirliğiyle verilmiş ve kesin niteliktedir.
Sonuç olarak, araç değer kaybı uyuşmazlıklarında “aynı bölgeden önceki hasar” kriteri, tazminat miktarının belirlenmesinde veya talebin reddedilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Avukatlar, bu içtihat doğrultusunda dosya hazırlığı yapmalı, alternatif delil toplama yollarını (özel ekspertiz, ikinci el piyasa araştırması vb.) değerlendirmelidir. Bu yaklaşım, hem müvekkil menfaatini korur hem de yargı sisteminin verimli işlemesine katkı sağlar.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.