Anlaşmalı Boşanmada Protokol Hazırlarken Atlanan 5 Kritik Madde
Lawantra
22.08.2026
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkemizde her yıl 170 binden fazla çift boşanmaktadır. Bu davaların önemli bir kısmı anlaşmalı boşanma yoluyla, tek celsede sonuçlanmaktadır. Ancak bu hızlı sonucun arkasında sağlam bir protokolün varlığı şarttır. Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını ve tarafların boşanmanın tüm sonuçları konusunda tam bir anlaşmaya varmış olmasını aramaktadır.
Uygulamada en büyük tehlike, internetten indirilen şablon protokollerle hareket edilmesidir. Bu protokollerdeki belirsizlikler, kararın kesinleşmesinden aylar veya yıllar sonra yeni davaların açılmasına neden olmaktadır. Hâkimin protokolü uygun bulmaması durumunda değişiklik talebi, anlaşmanın bozulması ve davanın çekişmeliye dönüşmesi riski her zaman mevcuttur.
1. Nafaka Konusunun Belirsiz Bırakılması veya Yanlış Feragat Protokollerde en tehlikeli ifade genellikle “Taraflar birbirinden nafaka talep etmemektedir” şeklindedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yoksulluk nafakasından (TMK m. 175) protokolle açıkça feragat eden taraf, kural olarak sonradan bu nafakayı talep edemez. Ancak iştirak nafakası (TMK m. 182) çocuğun hakkı olup, ebeveynin feragati çocuğu bağlamaz. İhtiyaç halinde her zaman talep edilebilir. İyi hazırlanmış bir protokolde nafakanın türü, miktarı, ödeme şekli ve yıllık artış oranı (genellikle TÜFE) açıkça belirtilmelidir. Bu sayede her yıl yeni bir nafaka davası açılması önlenir.
2. Mal Paylaşımını Genel İfadelerle Geçiştirmek 2002 yılından sonra evlenen çiftlerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 218 vd.). “Taraflar mal paylaşımı konusunda anlaşmıştır” gibi muğlak ifadeler, katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme alacaklarının akıbetini belirsiz bırakır. Bu durum, boşanmadan sonra ayrı bir mal rejimi tasfiyesi davasının (TMK m. 235) açılmasına zemin hazırlar. Her malvarlığı unsuru (tapu, araç plakası, banka hesapları, yatırımlar) tek tek protokole yazılmalı ve devir taahhütleri mahkeme hükmüne dönüştürülmelidir.
3. Velayet ve Kişisel İlişki Takvimini Ucu Açık Bırakmak “Baba çocukla uygun zamanlarda görüşür” tarzı ifadeler, uygulamada en çok uyuşmazlık yaratan hükümlerdir. Protokolde velayet düzeni, hafta içi ve hafta sonu görüşmeleri, dini bayramlar, yarıyıl tatili, yaz tatili, milli bayramlar, okul, sağlık ve servis giderlerinin paylaşımı gün ve saat bazında net olarak düzenlenmelidir. Hâkim, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince (TMK m. 335) aykırı gördüğü düzenlemelere müdahale edebilir.
4. Ziynet ve Ev Eşyalarını Protokole Yazmamak Yargıtay içtihatları uyarınca düğünde takılan ziynet eşyaları kural olarak kadına aittir. Ancak protokolde “ziynet konusunda anlaşıldı” gibi genel bir ifade, ileride ispat yükünü ağırlaştırır. Düğün videosu, fotoğraflar ve tanık beyanlarıyla ispat arayışı uzun ve maliyetli bir süreçtir. En doğru yöntem, ziynetlerin ve ev eşyalarının tek tek listelenerek protokole eklenmesidir. Ek liste taraflarca imzalanmalıdır.
5. Tazminat ve Feragat Hükümlerini Netleştirmemek TMK m. 174 uyarınca kusursuz veya az kusurlu taraf maddi ve manevi tazminat talep edebilir. “Tarafların birbirinden başkaca hak ve alacağı yoktur” şeklindeki genel feragat cümleleri, tazminat haklarını da kapsayabilir ve sonradan açılacak davalarda ret nedeni oluşturabilir. Protokolde maddi tazminat, manevi tazminat, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve ortak borçların paylaşımı ayrı ayrı düzenlenmelidir.
Anlaşmalı boşanma süreci dört temel aşamadan oluşur: protokol müzakeresi, dava dilekçesi ve protokol ile başvuru, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe oluştuğuna kanaat getirmesi ve nihayet kararın kesinleşmesiyle nüfusa tescil.
Avukatlar için kritik tavsiye: Protokol bir müzakere metni değil, kalıcı bir sulh sözleşmesidir. Müvekkillerin protokolü imzalamadan önce her maddenin hukuki sonuçlarını anlamalarını sağlamak, ileride oluşabilecek ek davaları baştan engelleyecektir. Özellikle nafaka feragati, mal paylaşımı ve velayet düzenlemelerinde Yargıtay içtihatlarını göz önünde bulundurmak, protokolün hâkim tarafından onaylanma ihtimalini artırır.
Sonuç olarak, anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken genel ifadelerden kaçınılmalı, her husus somut ve uygulanabilir şekilde düzenlenmelidir. Bu yaklaşım hem müvekkilin haklarını korur hem de yargı sisteminin iş yükünü azaltır.
(Toplam kelime sayısı: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.