Anayasa Mahkemesi’nin Zorunlu Arabuluculuk Dava Şartı Konusundaki Önemli İhlal Kararı: Aşırı Şekilcilik ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Lawantra
07.08.2026
Anayasa Mahkemesi (AYM), zorunlu arabuluculuk dava şartının uygulanmasında katı şekilcilikten uzak durulması gerektiğine dair önemli bir ihlal kararı vermiştir. Karar, özellikle holding yapılanmaları ve grup şirketleri arasındaki organik bağların yoğun olduğu iş ilişkilerinde, işçinin taraf tespitindeki makul yanılgılarının usulden ret nedeni yapılmasının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Olayın Özeti ve Mahkeme Süreci
Somut olayda, Euroserve Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. bünyesinde çalışan işçi, isim benzerliği nedeniyle Euroserve Güvenlik A.Ş. ile arabuluculuk görüşmelerine katılmış ve anlaşmazlık tutanağı düzenlenmiştir. Ardından bu şirkete karşı işe iade davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, iki şirket arasındaki organik bağı, aynı yönetim yapısını, ortak adres ve yönetici unsurlarını dikkate alarak davacının taraf değişikliği talebini HMK m. 124/4 uyarınca kabul etmiş ve gerçek işveren aleyhine işe iade kararı vermiştir.
Ancak Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 12. Hukuk Dairesi, “dava açılmadan önce gerçek işveren ile arabuluculuk yapılmadığı” gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmiş ve bu karar kesinleşmiştir. İşçi, BAM kararından sonra yeniden arabuluculuğa gitmek yerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur.
AYM, 6 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararında, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Kararın en kritik noktalarından biri, işçinin organik bağ içindeki şirketler arasında düştüğü yanılgının HMK m. 124 kapsamında “dürüstlük kuralına aykırı olmayan kabul edilebilir bir hata” olarak nitelendirilmesidir.
AYM’nin Hukuki Değerlendirmesi ve Ölçülülük İlkesi
Anayasa Mahkemesi, zorunlu arabuluculuğun meşru amacını (uzlaşma, yargı yükünün azaltılması) kabul etmekle birlikte, bu kurumun uygulanmasının “ölçülülük ilkesi” ile sınırlandırılması gerektiğini vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme’ye göre, usul kurallarının aşırı şekilci biçimde yorumlanması, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyen bir müdahale oluşturmaktadır.
Kararda özellikle şu hususlar öne çıkmaktadır:
- İş ilişkilerinde grup şirketi yapılanmalarının yaygınlığı ve işçinin şirket unvanlarını tam olarak bilmesinin her zaman mümkün olmadığı gerçeği.
- HMK m. 124/3-4 hükümlerinin, maddi hata ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan yanılgı hallerinde taraf değişikliğine izin vermesinin amir niteliği.
- İlk derece mahkemesinin organik bağı tespit ederek taraf değişikliğini kabul etmesinin usul ekonomisine ve maddi gerçeğe uygunluğu.
- BAM’ın katı yorumunun, HMK m. 124’ü işlevsiz kılması ve işçiyi yıllar sürecek yeni bir yargılama sürecine zorlaması.
AYM, işçinin BAM kararından sonra iki hafta içinde yeniden arabulucuya gidip yeni dava açma imkânının varlığını “pratik yargılama gerçekleri” karşısında yetersiz bulmuştur. Zira işe iade davalarında makul sürede yargılanma ilkesi büyük önem taşımakta, ilk derece ve istinaf süreçlerinin yıllarca sürebildiği uygulamada işçinin sıfırdan yeni bir sürece başlaması hakkın özünü ortadan kaldırmaktadır.
Mesleki Değerlendirme: Avukatlar İçin Pratik Sonuçlar
Bu karar, iş hukuku pratiğinde avukatlara önemli yol gösterici niteliktedir. Özellikle:
-
Grup şirketi, holding ve alt işveren-asıl işveren ilişkisi bulunan uyuşmazlıklarda, işçinin unvan yanılgısının “kabul edilebilir yanılgı” olarak değerlendirilmesi gerektiği artık AYM içtihadı haline gelmiştir.
-
Arabuluculuk tutanağındaki tarafın yanlış gösterilmesi halinde, HMK m. 124/4 çerçevesinde ilk derece mahkemesinin taraf değişikliği yaparak arabuluculuğun tamamlanması için süre vermesi ve esasa girmesi mümkündür.
-
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 27/11/2023 tarihli E.2023/13746, K.2023/18101 sayılı kararı ile uyumlu olarak, iradi taraf değişikliğinden önce arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde dava şartının gerçekleşmiş sayılması gerektiği yönündeki içtihat güçlenmiştir.
-
BAM’ların katı şekilci yaklaşımlarının Anayasa Mahkemesi tarafından mahkemeye erişim hakkı ihlali olarak nitelendirilmesi, istinaf aşamasında daha dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Karar, arabuluculuk sisteminin ciddiyetini zedelemediği gibi, aksine dürüstlük ilkesini ve usul ekonomisini ön plana çıkararak sistemin amacına daha uygun işleyişini sağlamaktadır. Usul kurallarının, işçinin hak arama özgürlüğünün önünde aşılması imkânsız barikatlar haline getirilmesi, Anayasa’nın 36. maddesiyle korunan adil yargılanma hakkıyla bağdaşmamaktadır.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, zorunlu arabuluculuk uygulamasında “amaçsal yorum”un önünü açmakta ve aşırı şekilciliğe karşı önemli bir fren mekanizması oluşturmaktadır. Avukatlar, özellikle karmaşık şirket yapılarında çalışan müvekkilleri için arabuluculuk sürecini titizlikle yönetirken, olası unvan yanılgılarını HMK m. 124 çerçevesinde giderebileceklerini bilmelidir.
Karar aynı zamanda yargı mercilerine, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar verecek katı şekilcilikten kaçınma ödevini bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu yaklaşım, hem 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin amacına hem de Anayasa’nın adil yargılanma güvencesine hizmet etmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 912)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.