Anayasa Mahkemesi’nin Konkordato Geçici Mühlet Kararı Hakkındaki Kararı: İptal Talebi Reddedildi (2025/249 E., 2026/79 K.)
Lawantra
15.07.2026
Anayasa Mahkemesi’nin 2025/249 Esas, 2026/79 Karar sayılı ve 16.04.2026 tarihli kararı, konkordato kurumunun en kritik aşamalarından biri olan geçici mühlet kararının hukuki niteliğini ve Anayasal sınırlarını netleştirmektedir. Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin itirazı üzerine incelenen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 287. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “derhâl geçici mühlet kararı verir” ibaresi, Anayasa’nın 36., 138., 5. ve 35. maddeleri yönünden değerlendirilmiştir.
Mahkeme, konkordato talebi üzerine 286. maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğunun tespit edilmesi halinde mahkemenin derhal geçici mühlet kararı vermek zorunda olduğunu, bu düzenlemenin hâkime belge ve delilleri değerlendirme konusunda takdir yetkisi tanımadığını, alacaklıların hukuki durumunu doğrudan etkilediğini ve karara karşı kanun yoluna başvurulamamasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek iptal talebinde bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi, kararında öncelikle konkordato kurumunun amacını vurgulamıştır. 2004 sayılı Kanun m.285’e göre, borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun vade verilmesi veya indirim yapılması suretiyle borçlarını ödeyebilmesi ya da iflastan kurtulması amaçlanmaktadır. Bu süreç, hem borçlunun ekonomik varlığını sürdürmesine hem de alacaklıların alacaklarını tahsil etme ihtimalini artırmaya hizmet etmektedir.
Mülkiyet hakkı (Anayasa m.35) kapsamında, geçici mühletin borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırladığı ve alacaklıların takiplerini durdurduğu gözetilmiştir. Devlet’in pozitif yükümlülükleri çerçevesinde (Anayasa m.5), alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında makul denge kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Kararda, 286. maddede sayılan belgeler arasında bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanan “makul güvence veren denetim raporu”nun bulunmasının, dürüstlük kuralına aykırı ve gerçekleşmesi mümkün olmayan konkordato taleplerini engellediği vurgulanmıştır. Bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki ve idari sorumluluğu (660 sayılı KHK m.24, 25, 26), raporun güvenilirliğini artırmaktadır.
Hâkimin takdir yetkisinin daraltılması, konkordatonun teknik ve objektif ölçütlere dayanan, hızlı müdahale gerektiren bir tedbir niteliği taşımasıyla açıklanmıştır. Geçici mühletin azami beş aylık süreyle sınırlı olması, makul kabul edilmiştir. Ayrıca, 288. maddede öngörülen ilan usulüyle alacaklılara itiraz hakkı tanınması, 291 ve 292. maddeler uyarınca geçici mühletin her aşamada kaldırılabilmesi ve konkordato talebinin reddedilebilmesi, alacaklıların menfaatlerini koruyan mekanizmalar olarak değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, bu çerçevede kuralda alacaklı ve borçlu menfaatleri arasında makul dengenin sağlandığı, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleriyle çelişen bir yönün bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. İtiraz, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırılık iddiası yönünden oybirliğiyle reddedilmiştir. 36. ve 138. maddeler yönünden ise ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Bu karar, ticaret hukuku ve icra-iflas avukatları için önemli bir referanstır. Konkordato taleplerinde belgelerin eksiksiz hazırlanması, bağımsız denetim raporunun niteliği ve geçici mühlet kararının hızlı verilmesi zorunluluğu vurgulanmaktadır. Aynı zamanda, alacaklıların itiraz haklarını etkin kullanmaları ve mühlet sürecinde malvarlığının korunması için gerekli tedbirleri talep etmeleri gerektiği ortaya konulmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımı, konkordato kurumunun ekonomik kriz dönemlerinde işletmelerin ayakta kalmasını desteklerken, alacaklıların haklarını da koruyan dengeli bir sistem kurmayı amaçlamaktadır. Meslektaşlarımızın konkordato dosyalarında bu kararı dikkate alarak strateji geliştirmesi, hem müvekkil menfaatlerini hem de sistemin işlerliğini korumak açısından kritik öneme sahiptir.
(Makale yaklaşık 880 kelime olup, kararın Anayasal dayanakları, konkordato mevzuatı ve mesleki yansımaları detaylı biçimde analiz edilerek avukatlara hitaben yeniden kaleme alınmıştır.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.