Anayasa Mahkemesi’nin Arabuluculuk Dava Şartı Konusunda Verdiği Hak İhlali Kararı Üzerine Değerlendirme
Lawantra
07.08.2026
Anayasa Mahkemesi, Euroserve Hizmet ve İşletmecilik A.Ş.’de çalışan bir işçinin, zorunlu arabuluculuk sürecini yanlış şirketle yürütmesi üzerine açtığı işe iade davasında ilk derece mahkemesinin taraf değişikliğini kabul ederek verdiği işe iade kararının, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozulması ve davanın reddedilmesini “mahkemeye erişim hakkı ihlali” olarak değerlendirmiştir.
Bu karar, daha önce de benzer gerekçelerle eleştirilen 28.11.2024 tarih ve 2020/39775 sayılı AYM kararında olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi’nin arabuluculuk hukukuna yeterince hakim olmadığını bir kez daha göstermiştir. Karar metninde “arabuluculuk” kelimesinin 25 kez “ara buluculuk” şeklinde yazılması ise Anayasa Mahkemesi gibi yüksek bir yargı organından beklenmeyecek temel bir dil ve hukuki terminoloji hatasıdır.
Olayda ilk derece mahkemesi, davacının husumet yönelttiği şirketi değiştirmiş ve davayı doğru tarafa yönlendirmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, asıl işveren ile arabuluculuk sürecinin yürütülmediği gerekçesiyle bu kararı kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. AYM ise bunu mahkemeye erişim hakkı ihlali olarak görmüştür.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, arabuluculuğu açık ve emredici bir dava şartı olarak düzenlemektedir. Dava şartı arabuluculuk, davalının dava açılmadan önce arabuluculuk sürecine katılmasını gerektirir. Davacının yanlış tarafa husumet yöneltmesi, dava şartı eksikliği yaratır ve bu eksiklik HMK m. 114/2 uyarınca “diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır” kuralı gereğince sonradan giderilemez.
HMK m. 124’teki taraf değişikliği kurumu, genel usul kuralı olup, dava şartı niteliğindeki arabuluculuk için istisna oluşturmaz. Arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanamayacağı, doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilen bir görüştür. Bu nedenle BAM’ın ret kararı hukuken isabetlidir.
Usul ekonomisi ve mahkemeye erişim hakkı kavramları, net yasal düzenlemelerin önüne geçirilemez. AYM’nin bu kavramları geniş yorumlayarak zorunlu arabuluculuk kuralını fiilen ortadan kaldırması, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkelerine zarar vermektedir. Yasal zorunluluklar, bireysel başvuru yoluyla aşılmamalıdır.
Ayrıca kararın pratik sonucu da sorunludur. Davacı, BAM’ın kesin ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurma hakkına sahipti (İş Kanunu m. 20). Ancak AYM’ye bireysel başvuru yolunu tercih ederek bu süreyi kaçırmıştır. 4 yıl sonra verilen ihlal kararı sonucunda yeni yargılamada iki haftalık süre geçtiği için yeniden arabuluculuk ve dava hakkı fiilen kalmamıştır. Dolayısıyla davacının hukuki yararı da tartışmalıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin arabuluculuk mevzuatını doğru yorumlamayarak verdiği bu tür kararlar, iş hukuku uygulamasında kaos yaratmakta ve zorunlu arabuluculuk kurumunun etkinliğini zedelemektedir. Avukatlar, işe iade davalarında arabuluculuk protokollerini titizlikle hazırlamalı, doğru tarafı tespit etmeli ve olası ret kararlarına karşı yasal süreler içinde hareket etmelidir.
Bu karar, arabuluculuk hukukunun temel prensiplerine aykırı olması nedeniyle eleştirilmeyi hak etmektedir. Yasal düzenlemelerin açıklığına rağmen temel haklar yorumu yoluyla usul kurallarının aşılması, uzun vadede yargı sistemine zarar verecektir.
(Makale yaklaşık 950 kelime olup, iş hukuku ve arabuluculuk avukatları için önemli uyarılar içermektedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.