Anayasa Mahkemesi'nin 2024/48161 Başvuru Numaralı Kararı: HPV Aşısı Bedelinin SGK Tarafından Ödenmemesi ve Maddi-Manevi Varlığın Korunması Hakkı
Lawantra
07.07.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 19 Şubat 2026 tarihli ve 2024/48161 başvuru numaralı kararı, başvurucu A.İ.Ö.'nün rahim ağzı kanserine karşı üç doz HPV aşısı için yaptığı 8.380,49 TL ödemenin Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) tahsili talebinin reddi üzerine maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. Mahkeme, ihlalin bulunmadığına oyçokluğuyla karar vermiştir. Karar, sağlık hukuku, sosyal güvenlik mevzuatı ve devletin pozitif yükümlülükleri açısından avukatlar için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Başvurucu, 19 Ağustos 2023 - 23 Şubat 2024 tarihleri arasında Gardasil aşısını yaptırmış, bedelini kendisi karşılamıştır. SGK'ya yaptığı iade talebi, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (Tebliğ) uyarınca aşının "Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi"nde yer almaması nedeniyle reddedilmiştir. İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi, aşının hayati öneme haiz olmadığı, koruma amaçlı ve aktüel tehlike taşımadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar kesindir.
Anayasa Mahkemesi, iddiayı Anayasa m. 17 (maddi ve manevi varlığın korunması), m. 5, m. 56 (sağlık hakkı) ve m. 65 (mali kaynakların yeterliliği) çerçevesinde değerlendirmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63'üncü maddesi koruyucu sağlık hizmetlerini, 64'üncü maddesi finansmanı sağlanmayacak hizmetleri, 72 ve 73'üncü maddeleri ise bedel belirleme ve ödeme usullerini düzenlemektedir. Tebliğ m. 4.1.9, listede olmayan ilaçların bedelinin ödenmeyeceğini hükme bağlamıştır.
Mahkeme, devletin ilaç bedellerini karşılamada takdir yetkisinin bulunduğunu, kamu kaynaklarının etkin kullanımı gerektiğini, koruyucu aşının hayati tehlike taşımadığını belirterek pozitif yükümlülüklerin ihlal edilmediğine karar vermiştir. Başvurucunun ilaca erişiminin engellenmediği, yalnızca bedel iadesinin yapılmadığı vurgulanmıştır. Karşıoyda ise Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım ve Kenan Yaşar, sosyal devlet ilkesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi, DSÖ verileri ve TİHEK tavsiyeleri ışığında ihlal bulgusu gerektiğini belirtmiştir. Karşıoy, "aktüel tehlike" ölçütünün koruyucu hizmetler için yetersiz olduğunu, ekonomik engellerin hakkın özünü zedelediğini savunmaktadır.
Bu karar, avukatlar için SGK aleyhine açılan ilaç bedeli davalarında idarenin takdir yetkisinin sınırlarını, Anayasa m. 17 ve m. 56'nın birlikte yorumlanmasını ve sosyal devlet ilkesinin uygulanmasını tartışmaya açmaktadır. Özellikle kanser önleyici aşılar gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin ulusal aşı takvimine alınması ve kamu finansmanına dahil edilmesi taleplerinde emsal olarak kullanılabilecek niteliktedir. Hukuk profesyonelleri, benzer davalarda bilimsel kanıtlar, DSÖ listeleri ve maliyet-etkinlik analizlerini delil olarak sunarak kararın dar yorumunu aşmaya çalışmalıdır. (Toplam kelime sayısı: 612)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde 1 Ağustos 2026 Tarihinde Yürürlüğe Girecek Değişiklikler
Ticaret Bakanlığı'nın yönetmelik değişikliği, yeşil aklama, yapay zeka, sosyal medya etkileyicileri, hedefli reklam ve tüketici değerlendirmeleri konusunda önemli yükümlülükler getiriyor.
AYM'nin 2026/86 E. 2026/76 K. sayılı Kararı: Noterlik Kanunu m. 148 Disiplin Cezalarında Belirlilik İlkesi
Anayasa Mahkemesi, noter katipleri için disiplin suç ve cezaları arasında bağlantı kurulmamasını Anayasa m. 2'ye aykırı bularak ilgili hükümleri iptal etti.