Anayasa Mahkemesi'nin 2021/50710 Başvuru Numaralı Kararı: Kolluk Provokasyonu ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Lawantra
07.07.2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 16 Aralık 2025 tarihli ve 2021/50710 başvuru numaralı kararı, fuhşa aracılık suçlamasıyla ilgili olarak kolluk provokasyonu iddiasını ele almıştır. Karar, başvurucu T.D.'nin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi ve istinaf aşamalarındaki mahkumiyet kararlarının, kolluk görevlilerinin kışkırtıcı tutumu nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Bu karar, avukatlar ve ceza hukukçuları için delillerin hukuka aykırılığı, gizli soruşturmacı ile kışkırtıcı ajan ayrımı, CMK hükümleri ve AİHM içtihatları bakımından yüksek mesleki değere sahiptir.
Olayda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği görevlileri, K. isimli şahsın fuhşa aracılık yaptığı duyumu üzerine müşteri gibi arama yapmış, anlaşma sağlamış ve başvurucunun kadınları göndereceğini öğrenmiştir. Kolluk tutanağına göre başvurucu ve birden fazla kadın olay yerine gelmiş, para teslimi sonrası kimlikler açıklanarak gözaltı işlemi yapılmıştır. Cumhuriyet savcısının talimatıyla kadınlar bilgi sahibi sıfatıyla dinlenmiş, başvurucu gözaltına alınmıştır. İddianamede ve mahkeme kararlarında kolluk tutanağı, tanık beyanları ve mağdur ifadeleri delil olarak kullanılmıştır. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucuyu altı mağdur yönünden ayrı ayrı 2 yıl hapis ve 600 TL adli para cezasına çarptırmış, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Karar 2012'de kesinleşmiş, denetim süresi içinde yeni suç nedeniyle 2019'da hüküm açıklanmıştır. İstinaf başvurusu reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa m. 36 kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelemiştir. Kararda, CMK m. 139 (gizli soruşturmacı), m. 160-161 (Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri), m. 206 (delillerin reddi) ve m. 217 (delillerin takdiri) hükümleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/156 ve 2021/196 sayılı kararları, 18. Ceza Dairesi'nin 2019/10342 ve 2019/1034 sayılı kararları ile AİHM'in Teixeira de Castro/Portekiz, Ramanauskas/Litvanya, Sepil/Türkiye gibi kararları referans alınmıştır.
Mahkeme, maddi test ve usul güvenceleri testi çerçevesinde inceleme yapmıştır. Kolluk görevlilerinin pasif soruşturma yerine aktif rol oynadığı, başvurucudan birden fazla kadın talep ederek mağdur sayısını artırdığı, hâkim kararı olmaksızın işlem yaptığı tespit edilmiştir. Bu durum, CMK m. 139'a aykırılık oluşturmakta ve kışkırtma (provokasyon) niteliği taşımaktadır. Yargı mercilerinin bu iddiayı yeterince incelemediği, delillerin hukuka aykırılığını tartışmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, Anayasa m. 36'da güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Kararda yeniden yargılama ve 40.487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmedilmiştir.
Karşıoy yazısında, kolluk görevlilerinin 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu çerçevesinde hareket ettiği, kışkırtma unsuru bulunmadığı, mahkumiyetin tanık beyanlarına dayandığı ileri sürülmüştür. Ancak çoğunluk görüşü, provokasyonun varlığı ve usul güvencelerinin ihlal edildiği yönündedir.
Bu karar, ceza avukatları için delillerin hukuka aykırı elde edilmesi halinde CMK m. 206/2-a ve m. 217/2 uyarınca reddedilmesi gerektiğini, kışkırtma iddiasının maddi ve usul testleriyle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle fuhuş, uyuşturucu ve örgütlü suç soruşturmalarında kolluk provokasyonunun sıkça gündeme geldiği göz önüne alındığında, karar emsal niteliği taşımaktadır. Avukatlar, müvekkilleri lehine savunma stratejilerinde Yargıtay ve AİHM içtihatlarını bu karar ışığında güncelleyerek kullanmalıdır. (Toplam kelime sayısı: 685)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde 1 Ağustos 2026 Tarihinde Yürürlüğe Girecek Değişiklikler
Ticaret Bakanlığı'nın yönetmelik değişikliği, yeşil aklama, yapay zeka, sosyal medya etkileyicileri, hedefli reklam ve tüketici değerlendirmeleri konusunda önemli yükümlülükler getiriyor.
AYM'nin 2026/86 E. 2026/76 K. sayılı Kararı: Noterlik Kanunu m. 148 Disiplin Cezalarında Belirlilik İlkesi
Anayasa Mahkemesi, noter katipleri için disiplin suç ve cezaları arasında bağlantı kurulmamasını Anayasa m. 2'ye aykırı bularak ilgili hükümleri iptal etti.