Anayasa Mahkemesi'nin 2021/27707 Başvuru Numaralı Kararı: Tehlikeli Tutuklu Statüsü, Özel Hayata Saygı ve Masumiyet Karinesi
Lawantra
07.07.2026
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 2 Nisan 2026 tarihli ve 2021/27707 başvuru numaralı kararı, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hükümözlü olan başvurucu H.Ç.'nin Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tehlikeli tutuklu statüsüne alınması ve bu statüye bağlı kısıtlamaların uzun süre denetlenmeden uygulanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, ayrıca kararda kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Karar, infaz hukuku, ceza infaz kurumlarının idari kararları ve temel hakların sınırlanması açısından avukatlar için emsal teşkil etmektedir.
Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan hükümlüdür. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu, 5 Haziran 2017 tarihinde başvurucuyu tehlikeli tutuklu grubuna dahil etmiş; kararda "PARALEL YAPI/FETÖ Terör Örgütü mensubu", "örgütlü olduğu", "talimat verebilecek durumda bulunduğu" ifadelerine yer verilmiştir. Bu karar üzerine televizyon ve radyo kullanım hakkı kısıtlanmıştır. Başvurucunun radyo talebi üzerine İnfaz Hâkimliği statünün yeniden değerlendirilmesini istemiş, ancak itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi talebi reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, özel hayata saygı hakkı (Anayasa m. 20) yönünden, tehlikeli tutuklu statüsünün yaklaşık dört yıl boyunca süre sınırı olmaksızın ve periyodik değerlendirme yapılmaksızın uygulanmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna karar vermiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da tanınan radyo-televizyon hakkının keyfi kısıtlanamayacağı, C.T. kararı (2019/31177) ilkeleri ışığında değerlendirilmiştir. Kararda, idarenin takdir yetkisinin keyfiliğe yol açmayacak şekilde kanuni dayanak, süre sınırı ve periyodik denetim içermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Masumiyet karinesi (Anayasa m. 36 ve 38/4) yönünden ise, henüz kesinleşmemiş mahkumiyet hükmü varken kararda kullanılan "örgüt mensubu" ve "örgütlü olduğu" ifadelerinin suçluluğa dair kanaat oluşturduğu, Yıldırım Güvenç ve İsmet Karabulut (2) kararları paralelinde ihlal oluşturduğu belirtilmiştir. Mahkeme, ihlallerin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve 40.487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar vermiştir.
Bu karar, infaz avukatları için tehlikeli tutuklu statüsünün idari niteliğini, CMK m. 139 gizli soruşturmacı hükümleriyle bağlantısını, masumiyet karinesinin infaz aşamasındaki uygulanmasını ve idari kararların gerekçelendirilme zorunluluğunu vurgulamaktadır. Avukatlar, benzer başvurularda periyodik değerlendirme yapılmamasını, kararlardaki suçlayıcı dili ve kısıtlamaların orantısızlığını öne çıkararak Anayasa Mahkemesi yoluna başvurabilir. Karar, infaz hukukunda temel hakların korunması açısından önemli bir kilometre taşıdır. (Toplam kelime sayısı: 578)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde 1 Ağustos 2026 Tarihinde Yürürlüğe Girecek Değişiklikler
Ticaret Bakanlığı'nın yönetmelik değişikliği, yeşil aklama, yapay zeka, sosyal medya etkileyicileri, hedefli reklam ve tüketici değerlendirmeleri konusunda önemli yükümlülükler getiriyor.
AYM'nin 2026/86 E. 2026/76 K. sayılı Kararı: Noterlik Kanunu m. 148 Disiplin Cezalarında Belirlilik İlkesi
Anayasa Mahkemesi, noter katipleri için disiplin suç ve cezaları arasında bağlantı kurulmamasını Anayasa m. 2'ye aykırı bularak ilgili hükümleri iptal etti.