Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine Gerekli İşlemin Yapılmaması Halinde İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Lawantra
03.07.2026
Teknolojik gelişmeler ve toplumsal değişimler, kamu hizmetlerinin niteliğini ve sunum biçimini sürekli olarak dönüştürmektedir. Bu bağlamda kolluk, sağlık ve itfaiye gibi acil müdahale gerektiren hizmetlere erişim, tek numara sistemine (112 Acil Servis) geçişle önemli bir evrim geçirmiştir. 155 Polis İmdat, 156 Jandarma, 110 İtfaiye gibi hatların 112’de birleştirilmesi, vatandaşların acil durumlarda tek bir numarayı arayarak hızlı yardım almasını sağlamakta, zaman ve kaynak tasarrufu sağlamaktadır.
Acil çağrı, kamu düzeni, kişi ve toplum sağlığı, doğal kaynaklar ile mala yönelik ani tehditleri içeren durumlara ilişkin her türlü ihbarı ifade etmektedir. İdare, sınırlı kaynaklarla hareket etmek zorunda olduğundan, acil çağrıların gerçekten “acil” nitelikte olanlarla sınırlı tutulması esastır. Acil durum, derhal müdahale edilmediği takdirde telafisi güç zararların ortaya çıkabileceği hallerdir.
112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerinde görev yapan personel, büyük bir sorumluluk üstlenmektedir. Tüm görüşmeler kayıt altına alındığından, personel kriz yönetimi, empati, önceliklendirme ve doğru karar verme becerilerini geliştirmek zorundadır. Özellikle ihbarın değerlendirilmemesi, amirlere veya ilgili birimlere bildirilmemesi durumunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat sorumluluğu doğmakta, bu sorumluluğun memura rücu edilebilmesi de mümkün olmaktadır.
Doç. Dr. Enver Kaşlı’nın kaleme aldığı analiz, Danıştay Onuncu Dairesi’nin 2022/891 Esas, 2024/3907 Karar sayılı kararını mercek altına almaktadır. Karara konu olayda, bir vatandaşın üçüncü kişi tarafından kaçırılıp bıçaklandıktan sonra araç bagajına konulması üzerine 155’i arayarak yardım istemesi, plaka ve yaralı olduğunu bildirmesine rağmen operatörün amirlerine bildirimde bulunmaması neticesinde mağdurun vefat etmesi söz konusudur.
Danıştay, Anayasa’nın 125. maddesi, hizmet kusuru teorisi ve İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi’nin ilgili maddelerini (madde 1, 13, 18, 27) detaylı şekilde incelemiştir. Yönerge, operatörlerin gelen acil çağrıları cevaplandırma, not alma, geri arama yapma, önceliklendirme, ilgili birimlere bildirme, zamana duyarlı olma ve tereddüt halinde amirlerine danışma yükümlülüklerini açıkça düzenlemektedir.
Somut olayda, mağdurun yaralı olduğunu, ölmek üzere bulunduğunu, plaka bilgisini verdiği ve numarasının bilindiği bir ihbarda operatörün gerekli bildirimi yapmaması, hizmetin hiç işlememesi niteliğindedir. Bu durum, idarenin organizasyon yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve hizmet kusuru işlediğini göstermektedir. Kararda, tam yargı davalarında maddi olayın ve hukuki sonuçların tespitinin zorunlu olduğu, tazminata hükmedilirken sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Analiz, acil çağrı hizmetlerinin idare hukuku açısından taşıdığı önemi vurgulamakta, benzer olaylarda avukatların delil toplama (CD çözüm tutanakları, Yönerge ihlali, illiyet bağı), tazminat hesaplaması ve idari yargı stratejisi geliştirme konularında yol göstermektedir. Ayrıca karar, idari personelin kişisel kusurunun idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını da teyit etmektedir.
Hukuk profesyonelleri için bu karar, müvekkillerinin acil yardım hizmetlerinden kaynaklanan zararlarını tazmin etmek üzere idare aleyhine tam yargı davası açarken önemli bir emsal teşkil etmektedir. İdarenin kamu hizmetini gereği gibi örgütleme, donatım sağlama ve personeli yetiştirme yükümlülüğü, kararın merkezinde yer almaktadır.
Sonuç olarak, acil çağrı hatlarına yapılan ihbarların gereği gibi değerlendirilmemesi, idarenin hizmet kusuru sorumluluğunu doğurmaktadır. Bu sorumluluk, Anayasa’nın 125. maddesi ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde titizlikle uygulanmalıdır. Avukatlar ve akademisyenler, bu içtihadı yakından takip ederek benzer uyuşmazlıklarda müvekkillerine etkin hukuki destek sağlamalıdır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 10. Daire’nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı Kararı: 155 Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine İşlem Yapılmamasının İdari Sorumluluğu
Danıştay, yaralı bir vatandaşın 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna hükmetmiş ve tazminat davasının reddi kararını bozmuştur.
7584 Sayılı Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanunu’na Eklenen Ek Madde 22: Orman Kadastrosu Uyuşmazlıklarında Yeni Dönem
20 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 22, orman kadastrosu nedeniyle devlet ormanı sınırları içinde kalan tapulu taşınmazların hukuki durumunu yeniden düzenleyerek mülkiyet hakkına önemli etkiler getirmektedir.