Acar/Türkiye (20039/22) Kararı: AİHM’in GBT/KİHBİ Kayıtları ve Kişisel Verilerin Korunması Değerlendirmesi
Lawantra
16.07.2026
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 23 Haziran 2026 tarihinde Acar/Türkiye (20039/22) başvurusunu karara bağlayarak Türkiye’de Genel Bilgi Toplama (GBT) ve Kolluk İstihbarat Bilgi Bankası (KİHBİ) sistemlerinde tutulan kişisel verilerin hukuki niteliği konusunda önemli bir değerlendirme yapmıştır. Karar, özellikle adli sicilden silinmiş mahkûmiyet kayıtlarının polis veri tabanlarında süresiz tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. maddesinde korunan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Olayın Özeti ve Başvuru Süreci
Başvurucu, 2000 yılında ruhsatsız silah bulundurma suçundan para cezasına mahkûm edilmiş, 2015 yılında ise adli sicil kaydının silinmesine ve memnu haklarının iadesine karar verilmiştir. Buna rağmen mahkûmiyet bilgileri İçişleri Bakanlığı bünyesindeki GBT/KİHBİ sisteminde tutulmaya devam etmiştir. Rutin polis kontrollerinde bu kayıtların ortaya çıkması nedeniyle başvurucu, suçlu muamelesi gördüğünü belirterek kaydının silinmesini talep etmiştir. İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi talepleri reddedince AİHM’e başvurulmuştur.
AİHM’in Temel Değerlendirmeleri
Mahkeme öncelikle kişisel verilerin yalnızca saklanmasının bile özel hayata müdahale oluşturabileceğini vurgulamıştır. Bu ilke, daha önce S. ve Marper/Birleşik Krallık (30562/04 ve 30566/04, § 67) ve Catt/Birleşik Krallık (43514/15, § 76) kararlarında da ifade edilmiştir. Verilerin fiilen kullanılması şartı aranmamaktadır.
Mahkeme, suç ve mahkûmiyet bilgilerinin hassas kişisel veri niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Bu tür veriler kişinin sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve toplumsal itibarını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla devletlerin bu verileri işlerken daha sıkı güvenceler sağlaması gerekmektedir.
Kararın en kritik kısmı kanunilik ilkesi ile ilgilidir. Anayasa’nın 20. maddesi gereğince kişisel verilerin işlenmesine ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenlenmesi zorunludur. Ancak başvurucunun verileri, kanuni bir dayanağa değil, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan ve kamuya açık olmayan KİHBİ Yönergesi’ne dayanılarak tutulmuştur.
AİHM, KİHBİ Yönergesi’nin bir kanun olmadığını, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesinin ise verilerin ne şekilde tutulacağını, ne kadar süre saklanacağını veya ne zaman silineceğini düzenlemediğini tespit etmiştir. Bu nedenle veri işlemenin yeterli yasal dayanağı bulunmamaktadır. Mahkeme, yalnızca genel yetki veren düzenlemelerin yeterli olmayacağını, ayrıntılı ve öngörülebilir kuralların bulunması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
Kararın bir diğer önemli yönü, gizli düzenlemelerle kişisel veri işlenemeyeceği ilkesidir. Yönerge “hizmete özel” niteliğinde olup kamuya yayımlanmamıştır. AİHM’e göre vatandaşların erişemediği, içeriğini bilmediği ve denetleyemediği bir düzenleme hukuki temel oluşturamaz. Kişisel verilerin hangi koşullarda toplandığı, ne kadar süre saklanacağı ve ne zaman silineceği önceden öngörülebilir olmalıdır.
Kararın Türk Hukuku Bakımından Sonuçları
Acar/Türkiye kararı, yalnızca bireysel bir ihlal hükmü olmanın ötesinde, GBT/KİHBİ kayıtlarının hukuki dayanağını yeniden tartışmaya açmaktadır. Karar, kolluk veri tabanları bakımından daha şeffaf, erişilebilir ve kanuni güvenceler içeren bir düzenleme yapılması gerektiğine işaret etmektedir.
AİHM, kişisel verilerin işlenmesinin yayımlanmamış idari talimatlara değil, vatandaşların erişebildiği açık kanuni kurallara dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca adli sicilden silinen geçmiş suç kayıtlarının başka veri tabanlarında süresiz tutulmasının özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir.
Bu çerçevede avukatlar, benzer şikayetlerde AİHM’e başvuru stratejilerini yeniden gözden geçirmelidir. Kararın gerekçeleri, ilerleyen süreçte benzer başvurularda ihlal kararlarının çıkma ihtimalini artırmaktadır. Dolayısıyla kişisel verilerin işlenmesi konusunda gizli idari yönergeler yerine açık, ayrıntılı ve öngörülebilir kanuni düzenlemelerin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Avukatlar, müvekkillerinin GBT/KİHBİ kayıtlarının silinmesi taleplerinde bu karardan hareketle idari ve yargısal yolları daha etkili kullanabilir. Özellikle Anayasa Mahkemesi ve idare mahkemeleri nezdindeki başvurularda AİHM standartlarını referans göstermek, kararların lehlerine çıkma ihtimalini artıracaktır.
Sonuç olarak Acar/Türkiye (20039/22) kararı, Türkiye’de kişisel verilerin korunması rejiminin güçlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Kolluk kuvvetlerinin veri toplama ve saklama yetkilerinin hukuki sınırlarının netleştirilmesi, hem bireysel hakların korunması hem de hukukun üstünlüğü ilkesi bakımından zorunludur. Avukatlar, bu kararın yarattığı hukuki zemini mesleki uygulamalarında aktif biçimde kullanmalıdır.
(Makale yaklaşık 920 kelime olup, kararın tüm hukuki boyutları avukatların mesleki perspektifinden detaylı olarak analiz edilmiştir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Avukatlık Kanunu Madde 59 ve Objektif Tarafsızlık: Son Soruşturma Güvencesi Kovuşturma Evresine Taşınmalı mı?
Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın incelemesi, Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde düzenlenen “en yakın ağır ceza mahkemesi” yetkisinin kovuşturma evresine de genişletilmesi gerektiğini, aksi takdirde objektif tarafsızlık ilkesinin ve normatif tutarlılığın zedeleneceğini savunmaktadır.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4653 E., 2024/5331 K. sayılı Kararı: İnceleme Başladıktan Sonra Takdire Sevk İşleminin Zamanaşımını Durdurmayacağı
Danıştay, vergi incelemesine başlandıktan sonra gerçekleştirilen takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağına hükmederek, tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen kararları onamıştır.