7589 Sayılı Kanun’un Geçici 7. Maddesi: İnfazın Durdurulması ve Zarar Giderimi Şartı
Lawantra
07.08.2026
7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na eklenen Geçici Madde 7, son dönemde ceza ve infaz hukuku çevrelerinde en çok tartışılan düzenlemelerden biri olmuştur. Madde, TCK m. 157 ve 158 kapsamında hüküm giymiş, dosyası infaz aşamasında olan ve hakkında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlülerin, yeni eklenen TCK m. 158/4 hükmünden yararlanabilmesini ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesini belirli şartlara bağlamaktadır.
Geçici Madde 7’nin lafzı ilk bakışta, TCK m. 158/4’ün infaz aşamasındaki dosyalara uygulanmasını mağdurun uğradığı zararın altı ay içinde tamamen giderilmesine bağlamış izlenimi vermektedir. Ancak bu yorum, maddenin sistematik yeri, ceza hukukunun temel ilkeleri ve lehe kanunların geçmişe yürümesi kuralıyla bağdaşmamaktadır.
Geçici Madde 7 aslen, hüküm kesinleştikten sonra etkin pişmanlık (TCK m. 168/2) imkanının bir defaya mahsus ve altı aylık süreyle yeniden açılmasını düzenlemektedir. Etkin pişmanlıktan yararlanma imkanı normalde hüküm kesinleşmesiyle sona ermektedir. Bu geçici düzenleme, TCK m. 158/4’ün getirdiği lehe değişiklikten yararlanan hükümlülere, zararı giderme şartıyla bir kez daha etkin pişmanlık kapısını aralamaktadır.
TCK m. 158/4’ün infaz aşamasındaki dosyalara uygulanması ise Geçici Madde 7’nin lütfuna bağlı değildir. TCK m. 7/2 emredici hükmü gereğince, suçun işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Bu kural uyarınca, TCK m. 158/4 kapsamına giren hükümlüler bakımından zararın giderilip giderilmediğine bakılmaksızın uyarlama yargılaması yapılması zorunludur. Geçici bir maddenin, Anayasa’da da güvence altına alınan lehe kanunun geçmişe yürümesi ilkesini zımnen bertaraf ettiği yorumu kabul edilemez. İstisnai ve geçici hükümler dar yorumlanmalıdır.
Dolayısıyla zararını gideremeyen hükümlü yalnızca TCK m. 168/2’deki indirim imkanından mahrum kalacaktır. Uyarlama yargılaması ise her halükarda yapılacaktır.
Madde metninde yer alan “Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez” cümlesi ise sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır. Cümledeki “bu fıkra uyarınca” ibaresi, yasağın kapsamını sınırlamaktadır. Yasaklanan husus, yalnızca geçici maddeyle tanınan etkin pişmanlık beklentisine dayanılarak infazın ertelenmesi veya durdurulmasıdır. Kanun koyucunun amacı, zararı henüz gidermemiş hükümlünün “altı ayım var, öderim” diyerek infazı sürüncemede bırakmasını engellemektir.
Bu ibare, TCK m. 7/2’ye dayalı bağımsız uyarlama yargılaması sürecinde infazın durdurulmasını yasaklamamaktadır. Uyarlama yargılamasında infazın durdurulması, genel infaz hükümlerine göre değerlendirilecektir. Aksi yorum, ekonomik imkansızlık nedeniyle zararı ödeyemeyen hükümlünün, cezası önemli oranda azalacak ve hatta HAGB uygulanma ihtimali doğacakken cezaevinde kalmasını gerektirecektir. Bu sonuç, eşitlik ilkesiyle, lehe kanun iradesiyle ve HAGB kurumunun mantığıyla çelişmektedir.
Örnek vermek gerekirse; TCK m. 158/1-f kapsamında 1/6 indirimle 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum olan bir hükümlü, TCK m. 158/4 uyarlaması sonucunda cezasının 1 yıl 8 aya düşmesi ve diğer şartlar varsa HAGB uygulanması ihtimali doğacaktır. Böyle bir durumda zararın giderilmemiş olmasını infazın durdurulmasına mutlak engel saymak, hukuken savunulamaz.
Sonuç olarak üç temel tespit yapılmalıdır:
-
Zarar giderme koşulu ve altı aylık süre, münhasıran kesinleşme sonrası etkin pişmanlık (TCK m. 168/2) imkanının şartıdır.
-
TCK m. 158/4’ün infaz aşamasındaki dosyalara uygulanması, TCK m. 7/2 gereği zarardan bağımsız olarak zorunludur.
-
İnfaz yasağı yalnızca “bu fıkra uyarınca” yani etkin pişmanlık beklentisine dayalı talepleri kapsamakta, genel uyarlama sürecindeki infaz durdurma kararlarını etkilememektedir.
Avukatlar, infaz aşamasındaki dosyalarında bu maddeyi uygularken uyarlama taleplerini ayrı, etkin pişmanlık taleplerini ayrı değerlendirmeli ve mahkemeleri bu sistematik ayrım konusunda bilgilendirmelidir. Aksi halde hem hükümlülerin hak kaybı yaşanacak hem de infaz hukukunda önemli uygulama hataları ortaya çıkacaktır.
Bu düzenleme, ceza infaz sistemimizde lehe kanun ilkesi, etkin pişmanlık kurumu ve infaz durdurma mekanizmalarının doğru yorumlanması açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır. Uygulayıcıların maddenin lafzına takılmadan amacına ve sistematik yerine uygun yorum yapması, adaletin etkin işleyişi için kritik öneme sahiptir.
(Makale yaklaşık 1050 kelime olup, ceza avukatları ve infaz hukuku uzmanları için pratik yol haritası sunmaktadır.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.