7589 Sayılı Kanun ile İİK m. 114’te Yapılan Değişiklik: Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazlarda Mirasçılar Arasında Cebri Satışın Kapsamı ve Sınırları
Lawantra
06.08.2026
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında verilen satış kararlarının infazı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 322/2. maddesi gereğince İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerine tabidir. Bu atıf, satışın usulünü doğrudan İİK’nin cebri satış hükümlerine bağlamaktadır. 7589 sayılı Kanun ile İİK m. 114’te yapılan değişiklik de bu atıf dolayısıyla ortaklığın satış suretiyle giderilmesi ilamlarının icra aşamasında uygulama alanı bulmaktadır.
Kanun koyucu, İİK m. 114’ün birinci fıkrasına eklediği hükümle, taşınmazın tüm malikleri tarafından miras yoluyla edinilmiş olması halinde ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılmasını öngörmüştür. Bu düzenleme, “paylı mülkiyet” veya “birden fazla malik” gibi geniş ifadeler yerine bilinçli olarak “tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri” ibaresini tercih etmiştir. Dolayısıyla düzenlemenin uygulama alanı, yalnızca belirli nitelikteki ortak mülkiyet ilişkileriyle sınırlandırılmıştır.
“Miras yoluyla edinme” kavramı, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 599 uyarınca miras bırakanın ölümü anında külli halefiyet ilkesi gereğince terekenin mirasçılara kendiliğinden geçmesini ifade eder. Bu durumda mülkiyetin hukuki sebebi, herhangi bir satış, bağış, trampa veya diğer iradi işlemler değil, doğrudan mirasçılık sıfatıdır. Bu nedenle 7589 sayılı Kanun’un getirdiği özel ihale usulü, yalnızca mülkiyetin kaynağının miras olduğu taşınmazlarda uygulanabilecektir.
Uygulamada önemli bir tartışma konusu, “miras yoluyla edinme” ibaresinin dar mı yoksa geniş mi yorumlanması gerektiğidir. Kanaatimizce dar yorum yapılmamalıdır. Kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın mirasçılar adına tespit ve tescil edilmiş olması halinde de bu şartın gerçekleştiği kabul edilmelidir. Zira kadastro tescili, mirasçılara yeni bir mülkiyet kazandırmaz; TMK m. 599 uyarınca ölüm anında kendiliğinden kazanılmış olan mülkiyet hakkını sicile yansıtan açıklayıcı (bildirici) bir işlemdir. Dolayısıyla hukuki sebep kadastro değil, mirastır. Bu yaklaşım, kanunun temel amacı olan aileye ait taşınmazların mirasçılar arasında korunması düşüncesiyle de uyumludur.
Benzer şekilde, mirasçılık sıfatının veya miras payının bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması da “miras yoluyla edinme” niteliğini değiştirmemelidir. Mirasçılık belgesinin iptali, mirasçılık sıfatının tespiti, soybağının kurulması, mirasçılık hakkının tanınması veya miras payının aidiyeti hakkında verilen mahkeme kararları üzerine yapılan tescillerde mülkiyetin kazanılma sebebi mahkeme kararı değil, mirastır. Mahkeme kararı yalnızca mevcut hakkı tespit eden veya açıklayan niteliğe sahiptir. Bu nedenle, mahkeme kararıyla miras payı kazanan maliklerin de 7589 sayılı Kanun’un korumasından yararlanması gerektiği kanaatindeyiz. Bu yorum, TMK m. 599’da düzenlenen külli halefiyet ilkesiyle de örtüşmektedir.
Kanundaki “tüm malikler” ibaresi ise düzenlemenin en kritik unsurlarından biridir. Taşınmazdaki maliklerden herhangi birinin payını miras dışında bir yolla (satış, bağış, trampa vb.) edinmiş olması halinde özel artırma usulü uygulanmayacaktır. Örneğin mirasçılardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması veya mirasçılar arasında pay devri yapılması durumunda, artık tüm maliklerin mülkiyet sebebi miras olmadığı için ilk artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılamayacaktır. Buna karşılık, miras bırakanın ölümüyle intikal eden ve aradan herhangi bir iradi tasarruf geçmemiş taşınmazlarda şart gerçekleşmiş sayılacaktır.
Kanun koyucunun bu şartı aramasındaki temel amaç, aileye ait taşınmazların öncelikle mirasçılar arasında korunmasını sağlamaktır. Mülkiyet tamamen miras ilişkisine dayanıyorsa, taşınmazın aile içinde kalmasına yönelik korunmaya değer bir menfaat bulunduğu kabul edilmiştir. Üçüncü kişilerin malik olduğu veya mülkiyetin satış gibi iradi işlemlerle el değiştirdiği durumlarda ise bu aile bağı zayıflamış kabul edilerek genel ihale usulünün uygulanması tercih edilmiştir.
Sonuç olarak, 7589 sayılı Kanun’un İİK m. 114’te getirdiği düzenleme, ortaklığın giderilmesi davalarında önemli bir usul değişikliği getirmektedir. “Miras yoluyla edinme” şartı, yalnızca mirasçılık sıfatının varlığını değil, taşınmazdaki bütün maliklerin mülkiyet hakkının hukuki sebebinin münhasıran miras olmasını gerektirmektedir. Bu şart gerçekleşmediği takdirde, ilk artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılmasına ilişkin özel usulden yararlanılamayacaktır.
Uygulamada bu düzenlemenin isabetli yorumlanması, hem aile mülkiyetinin korunması hem de cebri satışın hukuki güvenliğinin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Hakimler, taşınmazın tapu kayıtlarını, intikal işlemlerini, kadastro tespitlerini ve varsa mahkeme kararlarını titizlikle inceleyerek “miras yoluyla edinme” şartının varlığını belirlemelidir. Bu yorum, kanun metninin lafzı, sistematik yapısı ve kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirildiğinde en isabetli yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.
Avukatlar açısından bu düzenleme, izale-i şuyu davalarında stratejik önem taşımaktadır. Dava dilekçelerinde ve satış taleplerinde taşınmazın edinilme sebebinin detaylı olarak ortaya konulması, müvekkillerin menfaatlerinin korunması bakımından zorunludur. Özellikle miras payının mahkeme kararı ile tespit edildiği durumlarda, bu kararın mülkiyetin hukuki sebebini değiştirmeyeceğini vurgulayan gerekçeli itiraz ve talepler hazırlanmalıdır.
7589 sayılı Kanun’un getirdiği bu özel usul, miras hukuku ile icra hukuku arasındaki etkileşimi artıran önemli bir düzenlemedir. Uygulamada oluşacak içtihatlar, “miras yoluyla edinme” kavramının sınırlarını daha da netleştirecektir. Bu süreçte Yargıtay’ın yapacağı yorumlar, hem doktrine hem de uygulamaya önemli katkılar sağlayacaktır.
(Word count: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.