7584 Sayılı Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanunu’na Eklenen Ek Madde 22: Orman Kadastrosu Uyuşmazlıklarında Yeni Dönem
Lawantra
03.07.2026
Orman kadastrosu uyuşmazlıkları, Türk hukukunda uzun yıllardır devam eden ve gerek mülkiyet hakkı gerekse çevrenin korunması açısından kritik öneme sahip bir alandır. Bu kapsamda 20 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na Ek Madde 22 eklenmiştir. Bu düzenleme, özellikle geçmişte kesinleşmiş orman kadastrosu işlemleri sonucunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan ancak tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazların hukuki statüsünü yeniden değerlendirmektedir.
Ek Madde 22’nin temel amacı, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tamamen veya kısmen devlet ormanı sınırları içinde kalan ve halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli olan taşınmazlar bakımından belirli şartların gerçekleşmesi halinde mevcut tapu kayıtlarının bedelsiz olarak geçerli kabul edilmesi ve varsa orman şerhlerinin terkin edilmesidir. Bu imkan, maliklerin veya kadastro tespitleri davalı olanların idareye başvurması ve Orman Genel Müdürlüğü’nün başvuruyu uygun görmesi halinde veya resen yapılan inceleme sonucunda tapu kayıtlarının doğruluğunun tespitiyle gündeme gelmektedir.
Düzenleme, devam eden davalar ile kesinleşmiş ancak henüz tapuda infaz edilmemiş kararlar bakımından da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Tapularının iptaline karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olmakla birlikte tapuda henüz infaz edilmemiş taşınmazlar için, taşınmaz bedeli karşılığı herhangi bir ödeme yapılmamışsa veya yapılan ödemenin Hazine’ye iade edilmesi halinde Ek Madde 22 hükümlerine göre işlem yapılabilecektir. Ancak Hazine’ye iade edilecek bedel, taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamayacaktır. Benzer şekilde, infaz edilerek veya rızaen Hazine adına tescil edilmiş taşınmazların da iki yıl içinde önceki malikleri veya halefleri tarafından başvurulması ve bedel iadesi şartıyla iade edilebileceği hükme bağlanmıştır.
Üç hektardan küçük taşınmazlar ile tescilli veya tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, malik veya halefleri tarafından başvurulmaması veya bedel iadesinin yapılmaması halinde Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından değerlendirilebilecektir. Bu süreçte orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmayacak, devam eden davalarda bu madde işlemleri bekletici mesele kabul edilecek ve hak düşürücü süreler işlemeyecektir. Derdest olan tapu iptali, tescil, orman şerhi kaldırma ve tazminat davalarının konusuz kalmasına karar verilecek, yargılama giderleri taraflar üzerinde bırakılacak ve vekalet ücretine hükmedilmeyecektir.
Uygulama sırasında yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğü hesaplarına hizmet gideri olarak yatırılacak, mevcut orman izinleri ve kiralamalar iptal edilmiş sayılacaktır. Ancak ormanların korunması, istihsali ve imarı ile ilgili bina ve tesislerin bulunduğu yerler bu madde kapsamı dışında tutulmuştur. Rayiç bedeller 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından hesaplanacak, iade işlemi gerçekleştiğinde idarelerden tazminat veya ecrimisil talep edilemeyecektir.
Ek Madde 22’nin uygulama alanı sınırlıdır. 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, 4785 sayılı Kanun, 3116 sayılı Orman Kanunu ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında kalan bazı eski kayıtlı taşınmazlar ile 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki kültür ve turizm koruma bölgeleri, Boğaziçi Kanunu’na tabi alanlar, özel statülü ormanlar ve orman rejimine alınan yerlerde bulunan taşınmazlar bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Ayrıca sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile belirli taşınmazlar kapsam dışıdır.
Yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtları güncellenecek ve tapu kayıtları geçerli kabul edilen, iade edilen veya Milli Emlak tarafından değerlendirilecek taşınmazların alanından az olmamak üzere Hazine veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğü’ne orman tesis etmek üzere tahsis edilecektir. Bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülecektir. Usul ve esaslar ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın görüşü alınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecektir.
Bu düzenleme, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile 169. maddesinde düzenlenen ormanların korunması ilkesi arasındaki dengeyi yeniden tesis etme amacını taşımaktadır. Ancak uygulama sırasında idarenin takdir yetkisinin sınırları, ölçülülük ilkesi, eşitlik ilkesi ve kazanılmış haklar bakımından çeşitli hukuki tartışmaların yaşanması muhtemeldir. Avukatlar, müvekkillerinin taşınmazlarının somut durumunu kadastro kayıtları, hava fotoğrafları, amenajman planları ve teknik bilirkişi raporları ışığında detaylı şekilde değerlendirmeli, başvuru sürelerini kaçırmamalı ve olası davalarda Ek Madde 22’nin etkisini titizlikle ortaya koymalıdır.
7584 sayılı Kanun ile getirilen bu değişiklik, orman kadastrosu kaynaklı mülkiyet uyuşmazlıklarında önemli bir dönüm noktasıdır. Hem taşınmaz malikleri hem de idare açısından yeni hak ve yükümlülükler getiren düzenlemenin, uygulama yönetmelikleri ve yargı içtihatlarıyla nasıl şekilleneceği yakından takip edilmelidir. Hukuk profesyonelleri, müvekkillerine bu süreçte stratejik hukuki destek sağlamak üzere konuyu derinlemesine analiz etmelidir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine Gerekli İşlemin Yapılmaması Halinde İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Doç. Dr. Enver Kaşlı’nın incelemesinde, Danıştay’ın 155 acil çağrı ihbarına işlem yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru ile sorumlu tutulduğu 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı detaylı olarak ele alınmakta ve acil çağrı hizmetlerinin idare hukuku açısından önemine dikkat çekilmektedir.
Danıştay 10. Daire’nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı Kararı: 155 Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine İşlem Yapılmamasının İdari Sorumluluğu
Danıştay, yaralı bir vatandaşın 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna hükmetmiş ve tazminat davasının reddi kararını bozmuştur.