6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbir Kararlarına İtirazda Kalıp Gerekçe Yeterli mi? AYM Sıtkı Demiray Kararı
Lawantra
08.08.2026
Anayasa Mahkemesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli Sıtkı Demiray kararı (B. No: 2021/26309), 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına karşı itiraz mekanizmasının etkinliğini sorgulayan önemli bir anayasal içtihattır. Karar, avukatlar ve aile hukuku profesyonelleri açısından gerekçeli karar hakkının, tedbirlerin geçici niteliğine rağmen nasıl korunması gerektiği konusunda bağlayıcı standartlar getirmektedir.
6284 sayılı Kanun, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici tedbirler öngörmektedir. Müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, belirli yerlere yaklaşmama ve silah teslimi gibi tedbirler, hakkında tedbir uygulanan kişinin temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkileyebilmektedir. Kanun, kararların süratle verilmesini gerektirse de, bu durum itirazın şekli ve yüzeysel incelenmesine gerekçe olamaz.
Gerekçeli karar hakkı, Anayasa m. 36’da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarındandır. Mahkemenin kararının maddi ve hukuki dayanaklarının anlaşılabilir ve denetlenebilir olması, keyfiliği önler, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirildiğini gösterir ve üst derece denetimini mümkün kılar. Gerekçeli karar, her iddiaya ayrı ayrı cevap verilmesini değil, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddia ve savunmaların karşılanmasını gerektirir.
Somut olayda başvurucu, tedbir kararına karşı ileri sürdüğü somut itirazların değerlendirilmediğini, itiraz merciinin yeterli gerekçe ortaya koymadığını iddia etmiştir. AYM, daha önce Salih Söylemezoğlu ve Erdal Türkmen kararlarında ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda, itiraz kararının içeriğinde esaslı iddia ve savunmaların gerçekten tartışılıp tartışılmadığını incelemiştir.
Mahkeme, itiraz merciinin başvurucunun iddia ve delillerini etkili biçimde tartışmadığını, şekli değerlendirmelerle yetindiğini tespit etmiş ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Uygulamada sıkça karşılaşılan “Dosya kapsamı incelendiğinde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddine” şeklindeki kalıp gerekçelerin, hangi delilin dikkate alındığını, hangi iddianın değerlendirildiğini ve tedbirin devamının neden gerekli görüldüğünü ortaya koymadığı vurgulanmıştır.
AYM, tedbir kararının hızlı verilmesi zorunluluğu ile itirazın etkili incelenmesi gerekliliğini birbirinden ayırmıştır. İlk kararın süratle verilmesi, itiraz mekanizmasının şekli bir formaliteye dönüşmesine izin vermemelidir. İtiraz, verilen kararın yeniden yargısal denetime tabi tutulması amacını taşır. Somut delile dayanan, tedbirin maddi temelini veya ölçülülüğünü tartışan itirazlar, hiçbir cevap verilmeden reddedilemez.
Karar, 6284 sayılı Kanun uygulamasına önemli etkiler doğuracaktır. İtiraz mercileri bundan böyle: (1) Esaslı iddia ve savunmaları değerlendirmeli, (2) Sunulan delillerle tedbirin gerekliliği arasında bağlantı kurmalı, (3) Tedbirin devam nedenlerini somut olarak ortaya koymalı, (4) Ölçülülük itirazlarını gerekçelendirmelidir. Yalnızca “usul ve yasaya aykırılık yok” demek, anayasal anlamda yeterli görülmemektedir.
Avukatlar, 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararlarına itiraz ederken, somut delil ve iddiaları kararlara yansıtmalı, kalıp gerekçelerin Anayasa Mahkemesi denetiminde ihlal nedeni olabileceğini müvekkillerine açıklamalıdır. Bu içtihat, tedbir kararlarının geçici niteliğinin yargısal güvenceleri ortadan kaldırmayacağını bir kez daha teyit etmektedir.
Sonuç olarak, AYM’nin Sıtkı Demiray kararı, hızlı karar ile gerekçesiz kararın aynı şey olmadığını net biçimde ortaya koymuştur. Hukuk devletinde gerekçe, kararın biçimsel unsuru değil, yargısal denetimin ve adil yargılanmanın en önemli güvencesidir. Bu karar, 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında daha nitelikli bir gerekçe standardı getirerek, koruma amaçlı tedbirlerle temel haklar arasında adil denge kurulmasına katkı sağlamaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 918)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.