2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2809 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler: Akademik Özgürlük, Disiplin ve Vakıf Üniversiteleri Üzerine Değerlendirme
Lawantra
09.08.2026
30 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7592 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nda köklü değişiklikler getirmiştir. Bu düzenlemeler, özellikle vakıf üniversitelerinin denetimi, disiplin soruşturması usulleri, akademik etik ihlalleri ve cezai yaptırımlar bakımından hukuk profesyonellerini yakından ilgilendirmektedir. Kanun, akademik özgürlük ile idari denetim arasındaki dengeyi yeniden tanımlarken, aynı zamanda sahte diploma ve unvan ticareti gibi suçlara ağır cezalar öngörmektedir.
Kanun'un en dikkat çeken hükümlerinden biri, 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinde yapılan değişikliktir. Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı başlığı altında düzenlenen yeni usul, soruşturmacı tarafından davet yazısında iddiaların açıkça belirtilmesini, yedi günden az olmamak üzere savunma süresi tanınmasını ve savunma hakkından vazgeçme sonucunu içermektedir. Bu düzenleme, idari soruşturmalarda savunma hakkının etkin kullanılmasını güvence altına almayı amaçlamakta; ancak uygulamada sürelerin makul olup olmadığı ve delillere erişim imkânı avukatlar tarafından sıkça tartışılacaktır. Aynı maddede, soruşturma evrakının incelenme hakkı da açıkça hükme bağlanmıştır.
Vakıf yükseköğretim kurumlarına yönelik önlem ve yaptırımlar, Kanun'un ek 11. maddesinde detaylı biçimde yeniden düzenlenmiştir. Uyarma, yeni akademik birim açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanı kısıtlaması, faaliyet izninin geçici durdurulması ve nihayetinde faaliyet izninin kaldırılması şeklinde kademeli bir sistem getirilmiştir. Her yaptırım için somut fiil ve işlemler tek tek sayılmış; örneğin mütevelli heyetinin mevzuata aykırı oluşturulması, öğretim elemanlarına aşırı ders yükü verilmesi, araştırma bütçesinin yetersiz olması veya öğrenci ücret artışlarının kanuna aykırı belirlenmesi uyarma sebepleri arasında yer almaktadır. Bu düzenlemeler, Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) geniş denetim yetkisi tanımakta; ancak idari işlemlerin gerekçelendirilmesi ve ölçülülük ilkesi avukatlar açısından kritik denetim noktaları olacaktır.
Akademik etik ihlallerine getirilen ağır müeyyideler de dikkat çekicidir. Yeni ek 47. madde, tez, makale, kitap veya proje gibi çalışmaları başkalarına yazdırma veya aracılık etme yoluyla unvan kazananların üniversite öğretim mesleğinden çıkarılmasını ve kazanılan derecelerin geri alınmasını öngörmektedir. Bu fiilleri işleyenlere 5.000 günden 10.000 güne kadar adli para cezası, meslek erbabı olmaları halinde bu ceza 10.000 günden 20.000 güne kadar çıkmaktadır. Ek 48. madde ise, yurt dışı kurumlar adına mevzuata aykırı program açma, sahte diploma düzenleme gibi fiillere hapis ve adli para cezası getirmektedir. Bu hükümler, Türk Ceza Kanunu m. 204 ile bağlantılı olarak uygulanacaktır.
Öğretim üyelerinin mali hakları ve yan dal uzmanlıkları da Kanun'la revize edilmiştir. 58. maddede tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanı olan öğretim üyelerine döner sermaye ek ödemelerinde yüzde 1150'ye varan oranlar tanınmış; Ar-Ge projelerinden elde edilen gelirlerin dağıtımı ve koordinatör üniversite uygulaması detaylandırılmıştır. Ayrıca, 67 yaşını dolduran uzman öğretim üyelerinin üç yıl içinde sözleşmeli olarak çalıştırılabilmesine imkân tanınmıştır.
2809 sayılı Kanun'da ise üniversitelerin isim ve bağlantı değişiklikleri, kadro ihdasları ve öğrenci affı niteliğinde geçici düzenlemeler yer almaktadır. Geçici Madde 85, belirli suçlar hariç ilişiği kesilen öğrencilere 2026-2027 eğitim yılı için yeniden kayıt hakkı tanımakta; askerlik ertelemeleri ve yatay geçiş imkânları da düzenlenmektedir. Bu affın kapsamı, terör, cinsel saldırı, çocuk istismarı gibi suçlar hariç tutulduğundan, avukatların bireysel başvurularda dikkat etmesi gereken kritik bir ayrımdır.
Kanun'un getirdiği cezai ve idari yaptırımlar, yükseköğretim kurumlarında disiplin hukuku uygulayan avukatlar için yeni bir çerçeveyi zorunlu kılmaktadır. Özellikle vakıf üniversitelerine yönelik kademeli yaptırım sistemi, idari yargıda iptal davalarında gerekçelendirme yükünü artıracaktır. YÖK'ün yönetmelik çıkarma yetkisinin genişletilmesi, ikincil mevzuatın kanunilik denetimini de ön plana çıkarmaktadır.
Sonuç olarak, 7592 sayılı Kanun, akademik camiada kalite, etik ve hesap verebilirlik standartlarını yükseltmeyi hedeflerken, savunma hakkı, ölçülülük ve kanunilik ilkelerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Hukuk profesyonelleri, bu değişikliklerin hem disiplin soruşturmalarında hem de idari ve cezai yargılamalarda yaratacağı etkileri yakından takip etmelidir. Düzenlemenin uygulama pratikleri, Yargıtay ve Danıştay kararlarıyla şekillenecek; bu süreçte avukatlara önemli rol düşecektir. (Kelime sayısı: 912)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Terörsüz Türkiye Yasası Teklifi Adalet Komisyonu’nda Kabul Edildi: Detaylı Hukuki Analiz
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin komisyondaki görüşmeleri, erteleme mekanizmaları, kurul yapısı ve hukuki sınırları avukatlar açısından inceleniyor.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/282 E., 2025/5 K. – Eksik İnceleme ve Çelişkili Maluliyet Raporları Nedeniyle Bozma
Trafik kazası maluliyet tazminatında çelişkili sağlık kurulu raporlarının irdelememesi, eksik tedavi evrakı ve yeni rapor alınmaması nedeniyle Yargıtay 4. HD kararı bozmuştur. Tamamlanabilir dava şartı ve usul ekonomisi açısından önemli içtihat.