12. Yargı Paketi Sonrası İdari Yargıda Faiz Uygulaması: Borçlar Kanunu md. 55 Değişikliğinin Etkileri
Lawantra
03.08.2026
7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen bu kanun, birçok alanda önemli değişiklikler getirmiş olup özellikle 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan düzenlemeler, hem adli hem de idari yargı pratiklerini doğrudan etkilemektedir.
Yapılan değişiklikle Borçlar Kanunu md. 55’e iki yeni fıkra eklenmiştir. Maddeye eklenen 3. fıkra uyarınca, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararları bakımından; bilinen dönem için haksız fiil veya olay tarihi, bilinmeyen dönem için ise mahkeme karar tarihi esas alınarak yasal faiz işletilmesi öngörülmüştür. 4. fıkrada ise yargılama öncesi yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edileceği hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemenin idari yargıdaki önemi, Borçlar Kanunu md. 55/2’de yer alan atıf hükmünden kaynaklanmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası, Borçlar Kanunu hükümlerinin “her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da” uygulanacağını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda zarar türleri, tazminatın hesaplanması ve faiz başlangıç tarihi konusunda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanunu hükümleri idari yargıda tamamlayıcı norm işlevi görmektedir.
Danıştay İçtihadından Yeni Yasal Düzenlemeye Geçiş
Değişiklik öncesi dönemde Danıştay’ın yerleşik içtihadı, idari yargıda faizin idarenin temerrüt tarihinden itibaren işletilmesi yönündeydi. Buna göre, zarar görenin idareye başvurması ve idarenin talebi reddetmesi veya makul sürede cevap vermemesi halinde temerrüt oluşmakta ve faiz bu tarihten itibaren yürütülmekteydi. Ayrıca idarenin dava dilekçesi ile hasım mevkiine alınması halinde tebliğ tarihinden itibaren faiz işletilmesi kabul edilmekteydi.
7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle getirilen yeni düzenleme, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatları bakımından bu yerleşik içtihadı değiştirmektedir. 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen olaylarda, idareye başvuru tarihi veya dava tebliğ tarihi değil, doğrudan zarar doğuran olay tarihi (veya haksız fiil tarihi) faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilecektir. Bu durum, idari yargıdaki tam tazmin ilkesinin daha etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayabilecek niteliktedir.
Ancak bu yeni kuralın tüm idari tazminat davaları için geçerli olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Düzenleme yalnızca Borçlar Kanunu md. 55/3’te belirtilen üç zarar türü (çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi, destekten yoksun kalma) ile sınırlıdır. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması, malvarlığı zararları ve diğer zarar türlerinde Danıştay’ın geleneksel temerrüt tarihi yaklaşımı geçerliliğini korumaktadır.
Yürürlük Tarihi ve Geçiş Hükümleri
Kanun koyucu, düzenlemenin 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren meydana gelen olaylar bakımından uygulanacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu tercih, muhtemelen yargı iş yükü endişesiyle açıklanabilir. Ancak öğretim görevlisi Dr. Zülfü Yalçın’ın da belirttiği üzere, mahkeme kararlarının kurucu değil tespit edici nitelikte olduğu dikkate alındığında, düzenlemenin devam eden davalara da uygulanması tam tazmin ilkesi açısından daha tutarlı olabilirdi.
Tam tazmin ilkesi, idari yargının temel prensiplerinden biri olup zarar görenin zararının mümkün olan her açıdan giderilmesini hedefler. Faiz, enflasyon karşısında alacağın değer kaybını önleyen ve zarar göreni koruyan önemli bir mekanizmadır. Yeni düzenleme, belirli zarar türlerinde faiz başlangıcını öne çekerek zarar gören lehine bir iyileştirme getirmektedir. Ancak yürürlük tarihinin gelecekteki olaylarla sınırlandırılması, aynı olayda farklı faiz rejimlerinin oluşmasına ve eşitlik ilkesine ilişkin tartışmalara yol açabilecektir.
Avukatlar İçin Pratik Değerlendirmeler
Tam yargı davaları açan avukatların bundan böyle şu hususlara özellikle dikkat etmesi gerekmektedir:
- Olayın meydana geldiği tarihin 31 Temmuz 2026 öncesi veya sonrası olup olmadığının titizlikle belirlenmesi,
- Talep edilen tazminat kalemlerinin Borçlar Kanunu md. 55/3 kapsamına girip girmediğinin ayrıştırılması,
- Faiz talebinin gerekçelendirilmesinde yeni yasal düzenlemeye ve ilgili Danıştay kararlarına atıf yapılması,
- Yargılama öncesi yapılan kısmi ödemelerin oransal mahsubunun doğru hesaplanması.
Ayrıca idareler açısından da önemli sonuçlar doğuracak olan bu düzenleme, idari işlemlere bağlı zararların tazmini konusunda daha öngörülebilir bir faiz rejimi oluşturmaktadır. İdareler, özellikle 31 Temmuz 2026 sonrası meydana gelen olaylarda faiz yükünün artabileceğini öngörerek risk analizlerini buna göre güncellemelidir.
Sonuç olarak, 7589 sayılı Kanun ile Borçlar Kanunu’na eklenen hükümler idari yargıda faiz meselesini önemli ölçüde netleştirmiş ve Danıştay’ın temerrüt odaklı yaklaşımına istisna getirmiştir. Bu değişiklik, özellikle bedensel zarar ve destekten yoksun kalma davalarında zarar görenlerin daha etkin korunmasını sağlamakta, ancak uygulamanın zaman içinde Danıştay tarafından nasıl şekillendirileceği merak konusudur. Avukatların bu yeni rejimi yakından takip etmesi ve dava stratejilerini buna göre belirlemesi, müvekkilleri açısından telafisi güç hak kayıplarının önlenmesi bakımından kritik öneme sahiptir.
(Toplam kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
12. Yargı Paketi ile IBAN/Hesap Kullandırma Suçuna Getirilen Yeni Düzenleme ve Uyarlama Dilekçesi Hazırlama Rehberi
12. Yargı Paketi ile TCK 158. maddeye eklenen IBAN ve hesap kullandırma düzenlemesi, sınırlı iştirak hallerinde yarı oranında ceza indirimi getiriyor. Bu makalede suçun hukuki niteliği, indirim şartları, ceza hesaplama yöntemleri ve uyarlama dilekçesinin profesyonelce nasıl hazırlanacağı avukatlar için detaylı olarak ele alınıyor.
Kanuni Faiz Oranında Köklü Değişiklik: 7589 Sayılı Kanun ile Getirilen Yeni Sistem
12. Yargı Paketi ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yapılan değişiklik, sabit faiz oranı uygulamasını terk ederek TCMB reeskont oranına endeksli dinamik bir sisteme geçişi beraberinde getirdi. Yeni düzenlemenin alacak davaları, icra takipleri ve tazminat hukuku üzerindeki etkileri detaylı olarak ele alınmıştır.