Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Yapılan Değişiklikler ve Bankacılık Hukuku Açısından Değerlendirme
Lawantra
01.07.2026
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankacılık sektörünün likidite yönetimini şekillendiren önemli bir düzenlemeyi hayata geçirmiştir. 25 Aralık 2013 tarihli ve 28862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de, 2026/10 sayılı Tebliğ ile önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler, özellikle yabancı para cinsinden yükümlülükler için zorunlu karşılık oranlarını yeniden belirlemekte ve bankaların bilanço yönetimi açısından kritik sonuçlar doğurmaktadır.
Tebliğin 6’ncı maddesinin ikinci fıkrası tamamen değiştirilmiş, dördüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni düzenlemeye göre yabancı para mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar hariç) için vadesiz, ihbarlı ve 1 aya kadar vadeli yükümlülüklerde zorunlu karşılık oranı %32 olarak belirlenmiştir. 3 aya kadar, 6 aya kadar, 1 yıla kadar ve 1 yıl ve daha uzun vadeli mevduat/katılım fonu için ise bu oran %28’e indirilmiştir. Müstakrizlerin fonları için %25 oranı korunurken, diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dahil) kategorisinde vadeye göre kademeli bir yapı oluşturulmuştur.
Diğer yükümlülükler başlığı altında 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli yükümlülükler için %21, 2 yıla kadar (2 yıl dahil) vadeli olanlar için %10, 3 yıla kadar (3 yıl dahil) vadeli olanlar için %8, 5 yıla kadar (5 yıl dahil) vadeli olanlar için %3, 5 yıldan uzun vadeli olanlar için ise %0 oranları getirilmiştir. Ayrıca bankaların 1 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerinden yurt içi yerleşiklerle yapılan repo işlemlerinden sağlanan fonlar için %25 zorunlu karşılık oranı uygulanacaktır.
Tebliğin 7’nci maddesinin sekizinci fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişikliklerin temel amacı, bankaların yabancı para pozisyonlarını daha etkin yönetmelerini sağlamak ve döviz likiditesine ilişkin riskleri azaltmaktır. Özellikle uzun vadeli yabancı para yükümlülüklerinde karşılık oranının sıfıra indirilmesi, bankalara bu alanda daha fazla esneklik sağlamaktadır.
Hukuki ve Mesleki Değerlendirme
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından bu tebliğ değişikliği, bankacılık hukuku, finansal düzenlemeler ve idari hukuk alanlarında önemli tartışma konuları içermektedir. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun TCMB’ye verdiği yetki çerçevesinde çıkarılan bu tebliğ, idari işlem niteliği taşımakta olup, bankalar tarafından titizlikle uygulanması zorunludur. Aksi takdirde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca idari para cezaları ile karşılaşılması mümkündür.
Değişiklik, özellikle repo işlemleri üzerinden sağlanan fonların %25 oranında zorunlu karşılık kapsamına alınması ile bankaların kısa vadeli fonlama stratejilerini gözden geçirmelerini gerektirecektir. Bu durum, bankaların bilanço içi ve bilanço dışı işlemlerini etkileyerek, türev araç kullanımı ve risk yönetimi politikalarını da yeniden şekillendirebilir.
Ayrıca tebliğin yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi, geçiş süreci öngörülmemesi nedeniyle bankaların anında uyum sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda avukatlara, müvekkilleri olan bankalara uyum sürecinde hukuki danışmanlık, olası idari yaptırımlara karşı savunma stratejileri ve TCMB ile olası uyuşmazlıklarda temsil hizmeti sunma fırsatı doğmaktadır.
Tebliğin 4’üncü maddesi uyarınca hükümlerin yürütülmesi TCMB Başkanı’na verilmiştir. Bu yetki dağılımı, TCMB’nin para politikası araçlarını bağımsız kullanma yetkisinin bir yansımasıdır. Hukukçular, bu tür düzenlemelerin Anayasa’nın 167’nci maddesinde düzenlenen ekonomik ve sosyal hayatın düzenlenmesi ilkesi ile uyumluluğunu da değerlendirmelidir.
Sonuç olarak, zorunlu karşılık oranlarındaki bu revizyon, bankacılık sektörünün yabancı para likiditesi yönetimini sıkılaştırırken, uzun vadeli yükümlülüklerde rahatlama sağlamaktadır. Bu değişiklik, hem makroekonomik istikrar hem de bireysel banka bilançoları açısından kritik öneme sahiptir. Avukatlar, müvekkillerine bu yeni oranlar çerçevesinde sözleşme revizyonu, risk analizi ve uyum denetimi konularında proaktif hukuki destek sunmalıdır.
Bu tebliğ değişikliğinin ilerleyen dönemde TCMB’nin genel para politikası duruşu ile birlikte değerlendirilmesi, özellikle enflasyon hedeflemesi ve döviz kuru istikrarı açısından önem arz etmektedir. Hukuk profesyonelleri, bu tür düzenlemelerin sektörel etkilerini yakından takip ederek müvekkillerine stratejik hukuki danışmanlık hizmeti verebilmelidir. (Word count: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İzinsiz Define Araştırması Suçunda Keşif ve Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3392 E., 2024/4975 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun kapsamında izinsiz define araştırması suçunda, suçun işlendiği yerin 6. madde kapsamındaki korunması gerekli alan olup olmadığının fen ve arkeolog bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek mahkumiyet kararını bozmuştur.
İzinsiz Kazı ve Define Araştırması Suçlarının Ayrımı - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/96 E., 2025/1538 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenen izinsiz kazı ve define arama suçları arasındaki farkı somut olayda inceleyerek, fiziki kazı varlığında izinsiz define arama suçunun değil, izinsiz kazı suçunun oluşacağına hükmetmiştir.