Yargıtay Kararı: Babaanne ve Dedenin Torunlarla Kişisel İlişki Talebi Reddedildi
Lawantra
25.06.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/10442 Esas ve 2026/1908 Karar sayılı ilamıyla, babaanne ve dedenin torunları ile kişisel ilişki kurulması talebini reddetmiştir. Karar, 19 Şubat 2026 tarihinde verilmiş olup, Türk Medeni Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca olağanüstü hal koşulunun oluşmadığını tespit etmiştir.
Dava, 2012 doğumlu çocuğun velayetinin anneye verildiği boşanma davası sonrası açılmıştır. Davacılar (babaanne ve dede), oğulları olan babanın yurt dışında yaşaması nedeniyle torunları ile kişisel ilişki kuramadıklarını ileri sürerek talepte bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, babanın yurt dışında olması, yeniden evlenmesi ve çocuğun annesiyle yeni bir aile kurmasını olağanüstü hal olarak kabul ederek davayı kabul etmiştir. Karar, davalı anne tarafından istinaf edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi esastan reddetmiştir.
Yargıtay, temyiz incelemesinde, babanın yurt dışında yaşamasının TMK m.325'te aranan olağanüstü hal kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Boşanma kararıyla babaya kişisel ilişki tanındığı, bu ilişkinin yeterli düzeyde olduğu, davacıların babaya tanınan süre içinde torunlarını görebileceği vurgulanmıştır. Babaanne ve dedenin, üçüncü kişi sıfatıyla kişisel ilişki talebi için kanunun aradığı olağanüstü halin (örneğin çocuğun menfaatine aykırı engeller) kanıtlanamadığı ifade edilmiştir.
TMK m.325, ana ve baba için öngörülen sınırlamaların üçüncü kişiler (hısımlar) için de kıyas yoluyla uygulanacağını hükme bağlamaktadır. Olağanüstü halin varlığı, çocuğun üstün menfaatine göre değerlendirilmelidir. Kararda, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına atıfla, kişisel ilişkinin çocuğun gelişimi açısından dengeli olması gerektiği, üçüncü kişilerin taleplerinin istisnai nitelik taşıdığı belirtilmiştir. Davacıların iddiası, babanın yurt dışında olması nedeniyle aile bağlarının zayıflaması olarak sunulsa da bu durumun kanuni olağanüstü hal kriterlerini karşılamadığı sonucuna varılmıştır.
Yargıtay, ilk derece ve istinaf kararlarını bozarak davanın reddine hükmetmiştir. Karar, velayet sahibi olmayan hısımların kişisel ilişki taleplerinde sıkı şartların aranması gerektiğini, çocuğun menfaatinin önceliğini ve ebeveynlerin kişisel ilişki hakkının dolaylı kullanımını vurgulamaktadır.
Bu karar, aile hukuku pratisyenleri için önemli emsal teşkil etmektedir. Avukatlar, üçüncü kişilerin kişisel ilişki taleplerinde olağanüstü halin somut delillerle kanıtlanması gerektiğini, babanın yurt dışında olmasının tek başına yeterli olmadığını, TMK m.325'in dar yorumlanması gerektiğini not etmelidir. Karar, çocuğun üstün yararı ilkesinin kişisel ilişki uyuşmazlıklarında merkezî rolünü pekiştirmektedir. Benzer davalarda, psikososyal raporlar, tanık beyanları ve çocuğun görüşünün alınması gibi delillerin önemi artmaktadır. (Kelime sayısı: 512)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
AYM'nin 2022/6576 Başvuru Numaralı Kararı: Yetki Belgesine Aykırı Taşıma ve İdari Yaptırım
Anayasa Mahkemesi, D2 yetki belgesine aykırı yolcu taşımacılığı nedeniyle verilen idari yaptırımın suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, 4925 sayılı Kanun'un 26 ve 34. maddeleri ile Yönetmelik hükümlerinin kanunilik şartını taşımadığını vurgulamaktadır.
AYM'nin 2021/39476 Başvuru Numaralı Kararı: Ceza İnfaz Kurumunda Slogan Atma ve Disiplin Cezası
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda slogan atma nedeniyle verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal etmediğine, ancak duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Karar, 5275 sayılı Kanun'un disiplin hükümlerini ve Yargıtay içtihatlarını detaylı analiz etmektedir.