Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Tapu Sicili Tüzüğü'nün 75/4. Maddesi Dava Şartı Değildir (2017/3165 E., 2021/211 K.)
Lawantra
04.05.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Tapu Sicili Tüzüğü'nün 75/4. Maddesi Dava Şartı Değildir (2017/3165 E., 2021/211 K.)
Tapu sicillerindeki kimlik bilgisi hatalarının düzeltilmesi, Türk hukukunda sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık alanıdır. Özellikle kadastro veya tescil aşamalarında adı, soyadı veya baba adı gibi unsurların yanlış kaydedilmesi, mirasçılar veya malikler için önemli sorunlar doğurmaktadır. Bu bağlamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3165 E., 2021/211 K. sayılı kararı, tapu düzeltme davalarının usulünde kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Karar, Tapu Sicili Tüzüğü'nün 75/4 maddesindeki idari başvuru zorunluluğunun dava şartı olup olmadığını tartışmakta ve mahkemeye erişim hakkını merkeze alarak önemli bir sonuca ulaşmaktadır.
Uyuşmazlığın Kaynağı ve Yargılama Süreci
Dava, Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 'tapu kaydında düzeltme' talebiyle başlamıştır. Davacı, murisi Emine Acarkurt'a ait Turgutlu Derbent Köyü 1060 parsel taşınmazın tapu kaydında baba adının 'Mehmet' olarak yanlış yazıldığını, nüfus kaydında ise 'Ali' olduğunu belirterek düzeltme istemiştir. Yerel mahkeme, 2014/138 E., 2016/466 K. sayılı kararıyla davayı kabul etmiş; ancak Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/10499 E., 2016/10374 K. sayılı kararıyla bozmuştur. Bozma gerekçesi, 17.08.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yeni Tapu Sicili Tüzüğü'nün 75. maddesi uyarınca davanın açılmadan önce tapu müdürlüğüne başvuru yapılmadan açıldığı ve bu prosedürün izlenmemesi nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğidir.
Yerel mahkeme, bozmaya direnmiş (2017/185 E., 2017/429 K.) ve davacı yargılama sırasında süre verilerek tapu müdürlüğüne başvurmuş, ancak Turgutlu Tapu Müdürlüğü 30.07.2015 tarihli kararıyla reddetmiştir. Ret kararına Tüzük m. 26 uyarınca itiraz edilmemesi üzerine direnme kararı temyiz edilmiş ve dosya Hukuk Genel Kurulu'na intikal etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun Değerlendirmesi
Hukuk Genel Kurulu, tapu sicilinin TMK m. 1027 çerçevesinde ancak mahkeme kararıyla düzeltilebileceğini vurgulamıştır. Tüzük m. 74, tapu müdürünün basit yazım hatalarını resen düzeltebileceğini; m. 75 ise kadastro kaynaklı hataların ilgilinin başvurusu üzerine belgeler, tanıklar ve zeminde inceleme ile düzeltilebileceğini düzenlemektedir. Kritik nokta m. 75/4 fıkrasıdır: "Bu madde hükümleri uyarınca kayıt düzeltmeleri için müdürlüklere başvuru yapılması zorunludur."
Kurul, bu zorunluluğun TMK m. 1027'ye dayalı davalarda dava şartı olup olmadığını incelemiştir. HMK m. 114/2'ye göre dava şartları kanunlarda düzenlenen hususlardır ve tüzükler kanunlara aykırı olamaz. Normlar hiyerarşisi gereği tüzük, Anayasa m. 36'daki mahkemeye erişim hakkını (hak arama hürriyeti) kısıtlayamaz. AİHM içtihatları da (Geffre/Fransa) hukuki belirsizliklerin mahkemeye erişimi engelleyemeyeceğini doğrulamaktadır.
Karar, idari yolun pratikte yeterince işletilmediğini, başvuruların soyut retlerle sonuçlandığını ve itiraz yollarının (Tüzük m. 26) tüketilmesinin dava şartı sayılamayacağını belirtmiştir. Yargılama sırasında idari başvuru yapılması yeterli olup, ret sonrası itiraz zorunlu değildir. Bu yaklaşım, mahkemelerin her aşamada dava şartlarını resen inceleme yükümlülüğünü de dikkate almaktadır.
Kararın Sonuçları ve Mesleki Yansımaları
Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını uygun bulmuş; ancak sair temyiz itirazları için dosyayı 1. Hukuk Dairesi'ne göndermiştir. Bu içtihat, avukatlar için şu açılardan değerlidir:
- Usul Avantajı: Tapu düzeltme davalarında idari başvuru dava şartı değildir; doğrudan mahkemeye gidilebilir.
- Delil Toplama: Kayıt maliki ile talep sahibinin aynı kişi olduğunun nüfus kayıtları, kadastro tutanakları, tanık beyanları ve keşif ile kuşkuya yer bırakmadan saptanması şarttır.
- Anayasal Koruma: Tüzük hükümleri mahkemeye erişimi engelleyemez; bu, bireysel başvuru yolunu da etkileyecektir.
Avukatlar, müvekkillerini gereksiz idari prosedürlerden kurtararak doğrudan yargısal yola yönlendirebilir. Karar, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle verilmiş olup, tapu hukuku pratiğinde emsal teşkil etmektedir. (Kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. HD: İstifa Sonrası 3 Yılda Kıdem Tazminatı Reddi (2017/16715 E., 2020/10763 K.)
9. Hukuk Dairesi, istifa dilekçesinden 3 yıl sonra açılan davada makul sürenin aşıldığını belirterek kıdem tazminatını reddetti.
İstifa Sonrası Kıdem Tazminatı: Yargıtay'a Göre Makul Süre Sınırı ve TBK m. 39 Etkisi
Yargıtay, istifa dilekçesinin haklı feshe tahvilinde makul süre (yaklaşık 1 yıl) arar; aşılırsa dürüstlük kuralına aykırı sayar.