Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2295 E., 2020/436 K. sayılı Boşanma ve Nafaka Kararı – Kusur Tayini, Maddi Tazminat ve Yoksulluk Nafakası
Lawantra
06.06.2026
T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2020 tarihli ve 2017/2295 E., 2020/436 K. sayılı kararı, aile hukuku uygulamacıları açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, boşanmaya sebep olan olaylarda kusur tayini, maddi tazminat koşulları ve yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesi konularında detaylı değerlendirmeler içermektedir.
Olayda, 31.12.2010 tarihinde evlenen taraflar arasında 10.04.2013 tarihinde açılan boşanma davası, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) sebebine dayanmaktadır. İlk derece mahkemesi, tarafları eşit kusurlu bularak boşanmaya karar vermiş, maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiş, davacı kadın lehine 200 TL tedbir/yoksulluk nafakasına hükmetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararın kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka yönünden bozulmasına karar vermiştir. Daireye göre, davalının aşırı kıskançlığı ve eşine baskı yapması ağır kusur oluşturmakta, davacı kadının ise boşanmaya sebep olan olaylarda herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu nedenle TMK m.174/1 uyarınca maddi tazminat talebinin kabulü ve yoksulluk nafakasının artırılması gerektiği belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesi bozmaya direnmiş, direnme kararında kadının evlilik öncesi yaş farkını öngördüğünü, ekonomik rahatlık beklentisiyle evlendiğini ve ortak konuttan ayrıldığını ileri sürerek tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını oy birliğiyle kusur ve maddi tazminat, oy çokluğuyla yoksulluk nafakası yönünden bozmuştur. Kararın gerekçesinde şu hususlar ön plana çıkmaktadır:
TMK m.166/1-2 uyarınca boşanma için evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şarttır. Yargıtay içtihatları, tam kusurlu eşin boşanma davası açamayacağını kabul etmekle birlikte, daha az kusurlu olan tarafın dava hakkını tanımaktadır. Kararda, tanık beyanlarının soyut ve duyuma dayalı olduğu, davacının aile fertlerini çağırma ve ekonomik beklentilerinin kusur teşkil etmediği, asıl kusurun kocanın aşırı kıskançlığı ve baskı uygulamasından kaynaklandığı belirtilmiştir.
Maddi tazminat (TMK m.174/1) bakımından, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın haklı olduğu vurgulanmıştır. Nedensellik bağı, kusur durumu ve evliliğin sağladığı yararların kaybı kriterleri detaylı biçimde incelenmiştir.
Yoksulluk nafakası (TMK m.175) açısından ise, “yoksulluğa düşecek taraf” kavramı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önceki kararları (1998/2-656 E., 2007/2-275 E., 2019/751 K.) ışığında yorumlanmıştır. Yeme, giyinme, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılayamama hali yoksulluk olarak kabul edilmiştir. Nafakanın ceza veya tazminat niteliğinde olmadığı, sosyal ve ahlaki dayanışma düşüncesine dayandığı belirtilmiştir.
Somut olayda davacının sezonluk otel çalışanı, davalının ise emekli ve berber dükkanı işleten biri olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4) dikkate alınarak nafaka miktarının az olduğu sonucuna varılmıştır.
Karar, aile hukuku uygulamasında kusur tespitinin titizlikle yapılması, soyut tanık beyanlarına itibar edilmemesi, ekonomik durum araştırmasının kapsamlı yapılması ve nafaka miktarının günün ekonomik koşullarına göre belirlenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Avukatlar açısından bu karar, boşanma davalarında delil toplama stratejisi, kusur dengesinin kurulması, maddi tazminatın hesaplanması ve yoksulluk nafakasının hakkaniyet ölçütlerine göre belirlenmesi konularında önemli bir yol göstericidir. Özellikle “ağır kusur” kavramının somut olaya göre yorumlanması ve direnme kararlarının sınırlarının belirlenmesi bakımından emsal niteliğindedir.
Sonuç olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk Medeni Kanunu’nun 166, 174 ve 175. maddelerinin uygulanmasında kusur-ilke ilişkisini, nedensellik bağını ve hakkaniyet ölçütünü bir kez daha netleştirmekte, aile hukuku pratiğine önemli katkılar sunmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.