Yargıtay’dan İş Kazalarında %0 Maluliyet Kararı: Geçici İş Göremezlik Dönemi Tazminatı Hakkı Devam Ediyor
Lawantra
01.06.2026
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 10.04.2025 tarihli 2024/7396 E., 2025/5574 K. sayılı ve 04.12.2024 tarihli 2023/14467 E., 2024/12362 K. sayılı kararları, iş kazası tazminat hukukunda önemli bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Kararlar, “kalıcı maluliyet yoksa tazminat da yoktur” şeklindeki yaygın yanlış algıyı düzelterek, geçici iş göremezlik dönemindeki ücret kaybının maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur.
Kararların Hukuki Dayanakları ve Değerlendirmesi
Her iki kararda da ortak nokta, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin, iş kazası sonucu oluşan maddi zararın bir parçası olduğunun kabul edilmesidir. Yargıtay, sigortalının raporlu olduğu dönemde çalışamadığı için yoksun kaldığı ücretin, %100 iş gücü kaybı kabulüyle hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır.
2024/7396 E., 2025/5574 K. sayılı kararda, pres makinesinde yaşanan iş kazası sonucu parmağında kopma, sinir ve his kaybı oluşan işçinin, SGK Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla sürekli maluliyet oranının %0 olarak belirlendiği olay incelenmiştir. Mahkeme, bu gerekçeyle maddi tazminat talebini reddetmiş, ancak Yargıtay bu yaklaşımı hatalı bulmuştur.
Daire, kararında şu önemli tespiti yapmıştır: “Sigortalının kaza nedeniyle bir süre çalışamadığı, istirahatlı kaldığı bu süreler bakımından ücret kaybının doğduğu hususu göz ardı edilerek neticeye varılması hatalıdır.” Mahkemenin, kusur raporu ve maluliyet oranı üzerinden maddi tazminatı tamamen reddetmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Benzer şekilde 2023/14467 E., 2024/12362 K. sayılı kararda da, %0 maluliyete rağmen geçici iş göremezlik dönemi için tazminat hesabı yapılması gerektiği, bu hususun göz ardı edilerek davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 14.04.2010 tarihli 2009/3569 E., 2010/4335 K. sayılı eski kararına da atıf yapılmıştır.
İşverenin Kusur Sorumluluğu ve 6331 Sayılı Kanun
Kararlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesi (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır) ve 6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddelerinde düzenlenen işverenin objektifleştirilmiş kusur sorumluluğunu da detaylı biçimde ele almıştır. İşverenin risk değerlendirmesi yapmama, sensör bulundurmama, eğitim vermeme gibi ihmalleri nedeniyle %60 kusurlu bulunduğu olayda, işçiye %40 kusur verilmesi de Yargıtay tarafından orantısız bulunmuştur.
Daire, işverenin sorumluluğunu kurtarabilmesi için, iş sağlığı ve güvenliği ihlali ile zarar arasında uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin kusuru halleri dışında işverenin sorumluluğu devam etmektedir.
Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri İçin Pratik Sonuçlar
Bu içtihatlar, iş kazası tazminat davalarında şu stratejik değişiklikleri zorunlu kılmaktadır:
-
Maluliyet Oranı Bağımsız Değerlendirme: Sürekli iş göremezlik oranının %0 olması, geçici iş göremezlik (istirahat) dönemi için maddi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Bu dönem %100 iş gücü kaybı kabulüyle hesaplanmalıdır.
-
SGK Ödeneğinin Rücu Hesabı: Hesaplanan maddi zarardan, SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısmı düşülmelidir.
-
Kusur Raporlarının Denetimi: Kusur raporlarında işverenin 6331 sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülükleri (risk analizi, eğitim, koruyucu donanım) titizlikle incelenmelidir. %0 maluliyet raporlarına itiraz edilirken psikolojik travma, tedavi süreci ve iş gücü kaybı unsurları da vurgulanmalıdır.
-
Manevi Tazminat Talebi: Kararda, 6.000 TL manevi tazminatın yetersiz olduğu, olayın ağırlığı, işverenin ihmali ve işçinin psikolojik durumu gözetilerek daha yüksek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği de belirtilmiştir.
Sonuç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin yukarıda belirtilen kararları, iş kazası mağduru işçilerin haklarını önemli ölçüde güçlendirmektedir. Artık %0 maluliyet raporu, tazminat talebinin reddi için tek başına yeterli görülmemektedir. Avukatlar, dava dilekçelerinde ve bilirkişi raporlarına itirazlarında, geçici iş göremezlik dönemindeki ücret kaybını ayrı bir kalem olarak talep etmeli ve hesaplattırmalıdır.
Bu içtihat, aynı zamanda işverenleri iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini daha ciddi almak konusunda da uyarmaktadır. Çünkü Yargıtay, işverenin ihmallerini objektif kriterlerle değerlendirmekte ve nedensellik bağını geniş yorumlamaktadır.
İş hukuku uygulayıcıları için bu kararlar, maddi tazminat hesaplamalarında yeni bir paradigmayı temsil etmekte ve işçilerin mağduriyetlerinin daha etkin biçimde giderilmesine katkı sağlamaktadır.
(Word count: 1.087)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.