Yargıtay’dan Hesap Kullandırma Davasında Önemli Bozma: Dolandırıcılık Kastı ve İştirak İlişkisinin Somut Delille İspatı
Lawantra
02.06.2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/27858 Esas, 2024/8214 Karar sayılı ilamı, dolandırıcılık (TCK m. 157) suçunda hesap numarası veren kişinin kastının nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir emsal oluşturmaktadır. Karar, özellikle “hesabını kullandırma” şeklinde ortaya çıkan olaylarda avukatların savunma stratejilerine ışık tutmaktadır.
Olay, Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde gerçekleşmiştir. Katılanın evine gelen iki şahıs, Almanya’dan geldiklerini, Erzincan’a gideceklerini ve acıktıklarını söyleyerek misafir edilmiş, ardından yurt dışından ucuza getirecekleri 4x4 Jeep marka aracı uygun fiyata satabileceklerini belirterek gümrük ve işlem masrafları bahanesiyle dört ayrı havale ile toplam 57.000 TL talep etmişlerdir. Bu paranın 9.000 TL’si sanık …’ın hesabına, 27.000 TL’si sanık … hesabına, 5.000 TL’si sanık … hesabına, 6.000 TL’si ise temyiz dışı başka bir sanığın hesabına yatırılmış ve paralar çekilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, sanık … hakkında uzlaştırma prosedürünü uygulamış, uzlaşma sağlanamayınca TCK m. 157/1, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Bozma üzerine kurulan yeni hüküm de temyiz edilmiştir.
Sanık …, mahalledeki tanıdığı temyiz dışı sanık …’ın borçları nedeniyle kendi hesabını kullanamadığını, PTT hesabı olup olmadığını sorduğunu ve hesabını kullanmak istediğini, kendisinin de kabul ederek hesap numarasını verdiğini, daha sonra hesaba gelen 5.000 TL’yi çekip temyiz dışı sanığa teslim ettiğini beyan etmiştir. Temyiz dışı sanık da bu beyanı doğrulamıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanığın hesabının dolandırıcılık eylemi için kullanılacağını bilerek mi verdiği, yoksa sadece hesap kullandırma amacıyla mı hareket ettiği hususunda somut, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığını tespit etmiştir. Sanığın savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli delil elde edilememesi nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Karar, 1412 sayılı CMUK m. 321 gereğince oy birliğiyle bozulmuştur. Bu emsal karar, ceza avukatlarına şu kritik noktaları sunmaktadır:
• Hesap numarası vermek tek başına iştirak kastını göstermez. Failin, paranın dolandırıcılık suçundan elde edildiğini bilmesi veya öngörmesi gerektiğinin ayrıca ispatı zorunludur. • Tanık veya iştirakçi beyanlarının birbirini doğrulaması halinde, bu durum sanık lehine değerlendirilmelidir. • Uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılık suçlarında (TCK m. 157), hesap kullandırma olaylarında delillerin titiz incelenmesi gerekmektedir. • Benzer olaylarda banka dekontları, HTS kayıtları, tanık beyanları ve sanığın önceki sicilinin bütüncül olarak değerlendirilmesi esastır.
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, özellikle kırsal bölgelerde misafirperverlik istismarı yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında savunma makamına önemli argümanlar sağlamaktadır. Avukatlar, benzer dosyalarda sanığın “hesap kullandırma” beyanını destekleyecek her türlü delili (tanık, HTS, mesajlaşma kaydı vs.) toplamalı ve kast unsurunun oluşmadığını güçlü şekilde ortaya koymalıdır.
Sonuç olarak Daire, somut delil yetersizliği nedeniyle bozma kararı vermiş ve ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü kaldırmıştır. Bu karar, TCK m. 157 kapsamında hesap kullandırma olaylarında “kast” unsurunun ispat yükünün iddia makamında olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. (682 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.