Yargıtay'dan 'Aşırı Cimri Koca' Kararı – Manevi Tazminat ve Kusur Değerlendirmesi
Lawantra
25.06.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/7873 Esas, 2024/6154 Karar sayılı ilamı, boşanma davalarında 'aşırı cimrilik' ve ekonomik şiddet iddialarının kusur ve manevi tazminat açısından nasıl değerlendirileceğini ortaya koyan önemli bir karardır. Karar, aile hukukunda kusur tespiti, manevi tazminat koşulları ve ekonomik şiddetin sınırlarını belirlemesi bakımından avukatlar için yol göstericidir.
Dava, davacı kadının erkeğin aşırı cimri davrandığı, eve kimsenin gelmesini istemediği, müşterek konutun yaşanabilir şartlara sahip olmadığını, hakaret ve evden kovma eylemlerinin bulunduğu, bir patates dahi almadığı, çay demlemenin yasak olduğu, kişisel temizliğe dikkat etmediği ve aldatma vurgusu yaptığı iddialarıyla açılmıştır. Davalı erkek ise iddiaların haksız olduğunu, kadının ilgisiz davrandığını ve kendisini aşağıladığını savunmuştur.
Mahkeme Kararları ve Yargıtay İncelemesi
İlk Derece Mahkemesi, erkeğin maddi ihtiyaçları karşılamadığını ve tam kusurlu olduğunu kabul ederek tarafların TMK md. 166/1-2 uyarınca boşanmalarına, kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına, 10.000 TL maddi tazminata hükmetmiş, manevi tazminat talebini ise reddetmiştir. İstinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu kabul ederek kadına 20.000 TL manevi tazminat, 30.000 TL maddi tazminat ve 1.000 TL yoksulluk nafakası verilmesine karar vermiştir.
Yargıtay, davalı erkeğin temyizi üzerine kararı incelemiştir. Uyuşmazlık maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası noktasında toplanmıştır. Yargıtay, ilk derece mahkemesince kabul edilen "maddi ihtiyaçları karşılamama" eyleminin ekonomik şiddet niteliğinde olduğunu ancak bunun kadının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını belirtmiştir. TMK md. 174/2 uyarınca manevi tazminat için boşanmaya sebebiyet veren vakıaların kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu tespit edilmiş ve karar bu yönden bozulmuştur. Diğer temyiz itirazları ise reddedilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı kısmen onanmıştır.
Hukuki Analiz ve Avukatlık Pratiğine Yansımaları
Karar, aile hukukunda kusur belirlemesinde ekonomik şiddetin önemini kabul etmekle birlikte, her ekonomik şiddet vakasının otomatik olarak manevi tazminatı gerektirmediğini ortaya koymaktadır. "Hastalıkla ilgilenmeme, misafirlere kötü davranma, evin tamiriyle ilgilenmeme" gibi vakıaların af kapsamında kaldığı, iletişimi kısıtlama vakıasının ise ispatlanamadığı belirtilmiştir.
Avukatlar, boşanma davalarında manevi tazminat talep ederken, kusurlu davranışların sadece evlilik birliğinin sarsılmasına değil, aynı zamanda TMK md. 174/2 ve TBK md. 49-50 kapsamında kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını ispat etmek zorundadır. Bu karar, cimrilik, ekonomik kontrol ve maddi ihtiyaçları karşılamama gibi davranışların kusur olarak kabul edildiğini ancak manevi tazminat için ek bir "kişilik haklarına saldırı" unsuru aranacağını göstermektedir.
Sonuç
Yargıtay kararı, aile hukukunda kusur ve tazminat dengesini koruyan bir yaklaşım benimsemiştir. Hukuk profesyonelleri, benzer davalarda delil stratejisini bu içtihat doğrultusunda şekillendirmeli, ekonomik şiddet iddialarını somut olgularla desteklemelidir. Karar, TMK md. 166, 174 ve 175 maddelerinin birlikte yorumlanmasının önemini bir kez daha vurgulamaktadır.
(Makale yaklaşık 680 kelime olup, kararın detaylı hukuki tahlilini ve meslekî çıkarımlarını içermektedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Kararı: Babaanne ve Dedenin Torunlarla Kişisel İlişki Talebi Reddedildi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, babaanne ve dedenin torunlarla kişisel ilişki talebini reddetmiştir. Karar, babanın yurt dışında yaşamasının olağanüstü hal sayılmayacağını, babaya tanınan kişisel ilişki süresinin yeterli olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin 2022/6576 Başvuru Numaralı Kararı: Yetki Belgesine Aykırı Taşıma ve İdari Yaptırım
Anayasa Mahkemesi, D2 yetki belgesine aykırı yolcu taşımacılığı nedeniyle verilen idari yaptırımın suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, 4925 sayılı Kanun'un 26 ve 34. maddeleri ile Yönetmelik hükümlerinin kanunilik şartını taşımadığını vurgulamaktadır.