Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/451 E., 2019/456 K. sayılı Kararı: Kalabalıkta Demir Çubuk Atma Eylemi ve Olası Kast Sorumluluğu
Lawantra
16.06.2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/451 Esas, 2019/456 Karar sayılı ilamı, kalabalık ortamda hedef gözetmeksizin cisim atma eylemlerinde manevi unsurun belirlenmesi açısından emsal niteliğindedir. Olay, 2014 Kobani protestoları sırasında Sultanbeyli'de iki grup arasında çıkan taşlı sopalı kavgada meydana gelmiştir. Sanık, karşı gruba tepki olarak eline geçirdiği demir çubuğu fırlatmış, ancak 5-10 metre önündeki kendi grubundan maktulün başına isabet ederek ölümüne neden olmuştur.
Otopsi raporu, ölümün küt kafa travması, kafatası kırığı, beyin kanaması ve komplikasyonlara bağlı olduğunu tespit etmiştir. Kamera görüntüleri, sanığın demir çubuğu fırlattıktan hemen sonra maktulün yanına gidip çubuğu çıkardığını ve yardım çağrısında bulunduğunu göstermektedir. Sanık, karşı gruba yönelik kastının bulunduğunu, kendi grubuna yönelik kastının olmadığını savunmuştur.
Genel Kurul, TCK m.81 (kasten öldürme), m.87/4 (kasten yaralama sonucu ölüm) ve m.23 (netice sebebiyle ağırlaşmış suç) hükümlerini incelemiştir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda failin en az taksir derecesinde kusurunun bulunması gerektiği, ancak somut olayda yaralama kastının maktule yönelik olmadığı vurgulanmıştır.
Karar, olası kastın "öngörülen muhtemel neticenin kabullenilmesi" ölçütünü uygulamış, sanığın demir çubuğun kendi grubu veya karşı gruptan birine isabet edebileceğini öngördüğü halde "olursa olsun" düşüncesiyle hareket ettiğini kabul etmiştir. "Olası kast netice ile belirlenir" kuralı gereğince ölüm neticesinin gerçekleşmesiyle sorumluluğun olası kastla öldürme suçu kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır.
TCK m.87/4'ün uygulanabilmesi için failin belirli bir kişiye yönelik yaralama kastının bulunması gerektiği, burada ise hedefin belirsiz olduğu belirtilmiştir. Karara muhalif kalan üyeler, sanığın kendi grubuna kastının olmadığını, neticeyi engellemek için çaba gösterdiğini, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunmuştur. Ancak çoğunluk, pervasız ve kayıtsız davranışın kabullenme unsuru oluşturduğuna hükmetmiştir.
Karar, önceki Genel Kurul içtihatlarıyla (2014/92 K.) uyumlu olup, düğünde havaya ateş etme örneklerinde olduğu gibi muhtemel neticenin kabullenilmesi halinde olası kast sorumluluğunun doğacağını teyit etmektedir. Muhalefet, masumiyet karinesi, ispat külfeti ve orantılılık ilkesine vurgu yapmıştır.
Bu içtihat, ceza avukatları için kalabalık ortam suçlarında, gösteri ve protesto olaylarında savunma stratejisi açısından kritik önem taşımaktadır. Hedef gözetmeksizin atılan cisimlerin yaratabileceği muhtemel neticelerin öngörülmesi ve kabullenilmesi, kast düzeyini belirleyen temel unsurlar olarak kabul edilmiştir.
Avukatlar, benzer dosyalarda kamera görüntülerinin bilirkişi incelemesi, otopsi raporlarının eleştirisi, tanık beyanlarının manevi unsura etkisi ve TCK m.62 indirim nedenlerinin uygulanabilirliğini titizlikle değerlendirmelidir. Karar, netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama ile olası kast arasındaki sınırları netleştirmekte, uygulamada istikrar sağlamaktadır.
Sonuç olarak, Genel Kurul kararı, kalabalıkta cisim atma eylemlerinde olası kast sorumluluğunu geniş yorumlamış, öngörü + kabullenme formülünü somut olayda uygulamıştır. Bu emsal, ceza hukukunda kusur teorisinin pratikteki sınırlarını belirleyen önemli bir içtihattır. (Yaklaşık 820 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Rekabet Kurulunun Med Yapım ve Ay Yapım Kararı: Dizi Sektörü İş Gücü Piyasasında Bilgi Değişimi Uzlaşmayla Sonuçlandı
Rekabet Kurulu, dizi yapım sektöründe faaliyet gösteren iki teşebbüs arasında çalışan ücretleri ve zam oranlarına ilişkin rekabete hassas bilgi paylaşımını 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ihlali olarak tespit etmiş ve soruşturmayı uzlaşma usulü ile sonuçlandırmıştır. Karar, tek bir WhatsApp yazışma zincirine dayalı dar kapsamlı ihlal tespiti ve iş gücü piyasalarında ispat standardı açısından avukatlar için önemli bir emsal niteliğindedir.
Anayasa Mahkemesi’nin Bu Haftaki Bölümler Gündemi: 17-18 Haziran 2026
Anayasa Mahkemesi Bölümlerinin 17 ve 18 Haziran 2026 tarihli toplantı gündemlerinde yer alan bireysel başvuru konuları, ihlal iddiaları ve karar beklentileri.