Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/2976 E. 2024/4231 K. Sayılı Kararı: Arabuluculuk Tutanağının Usulsüz İmzalanması ve İptali
Lawantra
01.07.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/2976 Esas, 2024/4231 Karar sayılı ilamı, arabuluculuk kurumunun usulüne aykırı işletilmesi halinde doğacak hukuki sonuçları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, özellikle işçilik alacaklarının tasfiyesinde arabuluculuk tutanaklarının hazırlanma usulünün titizlikle denetlenmesi gerektiğini vurgulamakta ve avukatlara önemli mesleki rehberlik sunmaktadır.
Olayın Seyri ve Tarafların İddiaları
Davacı, 21.05.2009 tarihinde davalı şirkette makineleri bakım-onarım personeli olarak çalışmaya başladığını, dönemsel çıkış-girişler sonrası son olarak 27.02.2019 tarihinde öğleye kadar çalıştığını, öğleden sonra iş sözleşmesinin feshedildiğinin sözlü bildirildiğini ancak tekrar işe alınacağının da söylendiğini ileri sürmüştür. Aynı gün saat 13.00-14.00 arasında maddi haklarını aldığına dair çıkış evraklarının ve arabuluculuk tutanağının okumasına fırsat verilmeden imzalatıldığını, arabulucu ile sadece telefonla görüşülerek “aldım” dedikten sonra görüşmenin sonlandırıldığını, sürecin usulüne uygun yürütülmediğini ve irade sakatlığı bulunduğunu belirterek arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir.
Davalı arabulucu, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, davalı şirket ise arabuluculuk tutanağında anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını ve telefon görüşmesinin geçersizlik yaratmayacağını savunmuştur.
Mahkeme Süreci ve Bozma Kararları
İlk Derece Mahkemesi ilk kararında davanın arabulucu yönünden husumetten, şirket yönünden esastan reddine hükmetmiştir. İstinaf üzerine dosya geri gönderilmiş, ikinci kararında da davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Yargıtay’ın ilk bozma kararında (2022/16066 E., 2023/875 K.), Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı soruşturmasında tanık beyanlarının arabulucunun görevini özenle ve tarafsız biçimde yerine getirmediğini gösterdiği, 6325 sayılı HUAK m. 21/2 ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunduğu, tutanağın imzadan sonra arabulucu ile görüşülmesi nedeniyle arabuluculuk vasfını haiz olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bozmaya uyularak verilen yeni ilk derece kararında arabuluculuk tutanağının iptaline, arabulucu yönünden husumetten reddine hükmedilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay, bozmaya uyulduğunu, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu tespit ederek temyiz itirazlarını reddetmiş ve ilk derece kararını onamıştır.
Yargıtay’ın Hukuki Nitelendirmesi
Daire, arabuluculuk anlaşma belgesinin maddi hukuk açısından bir borçlar hukuku sözleşmesi olduğunu, 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmü uyarınca üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını ancak bunun için sürecin kanuna uygun yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda tutanağın imzadan önce hazırlanarak işçiye imzalatılması ve arabulucunun sonradan telefonla devreye sokulması, HUAK’un arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü (m. 11), tarafsızlık ve özen yükümlülüğünü (m. 9) ihlal etmiştir.
Kararda, arabulucunun görevinin önceden hazırlanmış belgeyi onaylamak olmadığı, tarafların uyuşmazlıklarını ortaya koyması, müzakere etmesi ve gerçek bir anlaşmaya varması için ortam sağlaması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle tutanağın arabuluculuk vasfını taşımadığı kabul edilmiştir.
Avukatlar İçin Pratik Sonuçlar
Bu karar, arabuluculuk tutanaklarının iptali davalarında delil stratejisinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Avukatlar, tanık beyanlarını, arabuluculuk başvuru tarihini, imza sırasını, telefon görüşme kayıtlarını ve Bakanlık soruşturma dosyalarını titizlikle incelemelidir. Özellikle “imzadan sonra görüşme” olgusunun ispatı, tutanağın iptali için güçlü bir gerekçe oluşturmaktadır. Karar, işverenlerin arabuluculuğu şekli bir prosedür haline getirmesini engellemekte, işçilerin iradesinin korunması açısından kritik bir emsal teşkil etmektedir. Avukatlar, müvekkillerine arabuluculuk sürecine katılmadan önce hukuki yardım almalarını, belgeyi imzalamadan önce tüm sonuçlarını anlamalarını ve gerekirse itiraz haklarını kullanmalarını tavsiye etmelidir.
(Toplam kelime sayısı: 712)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İzinsiz Define Araştırması Suçunda Keşif ve Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3392 E., 2024/4975 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun kapsamında izinsiz define araştırması suçunda, suçun işlendiği yerin 6. madde kapsamındaki korunması gerekli alan olup olmadığının fen ve arkeolog bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek mahkumiyet kararını bozmuştur.
İzinsiz Kazı ve Define Araştırması Suçlarının Ayrımı - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/96 E., 2025/1538 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenen izinsiz kazı ve define arama suçları arasındaki farkı somut olayda inceleyerek, fiziki kazı varlığında izinsiz define arama suçunun değil, izinsiz kazı suçunun oluşacağına hükmetmiştir.