Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: İş Sözleşmesi Devam Ederken Düzenlenen Arabuluculuk Tutanağının İptali ve Usulsüzlük Halleri
Lawantra
17.06.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/1656 Esas, 2025/4292 Karar sayılı ilamı, arabuluculuk anlaşma tutanaklarının usulüne uygunluğu, somut uyuşmazlık şartı ve irade fesadı iddialarının ispatı konularında kapsamlı bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Karar, özellikle “istifa + tazminat ödemesi” çelişkisi içeren tutanakların geçersizliğine işaret etmekte ve avukatlara pratikte önemli dayanaklar sağlamaktadır.
Davacı, 22.06.2014 – 14.06.2022 tarihleri arasında çalıştığını, işten çıkarıldığı gün denetim bahanesiyle çağrılarak içeriğini bilmediği evraklar imzalatıldığını, arabulucuyu görmeden ve müzakere yapılmadan hazırlanan tutanağı imzalamak zorunda bırakıldığını iddia etmiştir. Tutanakta hem istifa ettiği hem de kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğinin yazıldığını, ancak ödemenin yapılmadığını belirterek tutanağın iptalini talep etmiştir.
Davalı, davacının ağır hakaret nedeniyle haklı nedenle fesih (kod 43) ile çıkarıldığını, tutanağın usulüne uygun imzalandığını ve bedelin ödendiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, irade fesadının ispatlanamadığını belirterek davanın reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onamıştır.
Yargıtay, temyiz incelemesinde kararın bozulması gerektiğine hükmetmiştir. Kararın temel gerekçesi, arabuluculuk kurumunun hukuki niteliği ve sınırları üzerine kuruludur. Daire, 6325 sayılı Kanun’un 2. maddesinde arabuluculuğun sistematik teknikler uygulayarak tarafları bir araya getiren, iletişim sürecini kuran tarafsız üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen bir yöntem olduğunu hatırlatmıştır.
Önemli ilkeler şu şekilde özetlenebilir:
-
Arabuluculuk, ancak taraflar arasında somut bir hukuk uyuşmazlığı varsa gündeme gelebilir. Henüz iş sözleşmesi sona ermemişken kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin tutanak düzenlenmesi mümkün değildir.
-
Tutanağın kendi içinde çelişkili olması (istifa + tazminat ödemesi), usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyeti yürütülmediğinin göstergesidir.
-
Arabuluculuk anlaşma belgesi, maddi hukuk açısından borçlar hukuku sözleşmesidir. İrade fesadı, korkutma, hile, yanılma hallerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 30 vd. hükümleri uygulanır. İptal süresi, korkutmanın kalktığı tarihten itibaren 1 yıldır.
-
Tutanakta arabulucunun imzası bulunması, anlaşılan hususların net ve açık biçimde belirtilmesi zorunludur. Aksi halde 6325 sayılı Kanun md. 18/4-5 hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
-
İşverenlerin, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla arabuluculuk sistemini araç olarak kullanması, hakkın kötüye kullanımı (TMK md. 2) niteliğindedir.
Somut olayda, davacının SGK kayıtlarında 18.02.2022 tarihinde kod 03 ile çıkışının yapıldığı, ertesi gün yeniden girişinin yapıldığı ve 14.06.2022 tarihinde kod 43 ile kesin çıkışının yapıldığı görülmüştür. 18.02.2022 tarihli tutanakta ise davacının istifa ettiği ve tazminatlarının ödeneceği yazılmıştır. Yargıtay, bu çelişkiyi ve davacının tutanaktan sonra da çalışmaya devam etmesini, sürecin usulsüzlüğünün kanıtı olarak değerlendirmiştir.
Karar, avukatlara şu pratik hususları kazandırmaktadır:
- Fesih öncesi imzalanan tutanakların somut uyuşmazlık şartını taşımadığının ileri sürülmesi,
- Tutanaktaki çelişkilerin (istifa + tazminat) usulsüzlük nedeni olarak kullanılması,
- Tanık beyanları, SGK kayıtları ve kamera görüntüleri ile sürecin fiilen yapılıp yapılmadığının araştırılması,
- İrade fesadı iddialarında delil sunma stratejisinin önemi.
Sonuç olarak Yargıtay, arabuluculuk kurumunun amacına aykırı kullanımlarına karşı net bir duruş sergilemiş ve usulüne uygun olmayan tutanakların iptalini zorunlu görmüştür. Bu içtihat, özellikle baskı iddialarının sık olduğu işten çıkarma süreçlerinde işçiler lehine önemli bir koruma sağlamaktadır. (Toplam kelime: 658)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gemi İşletmecisinin İcradan Ödeme Yapması ve İstirdat Davasında Aktif Husumet: Yargı Kararı İncelemesi
Gemiye konulan haciz ve seferden men kararının kaldırılması için icra dosyasına ödeme yapan işletmecinin, ödediği bedelin iadesi için açtığı istirdat davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, donatan-işletmeci ilişkisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası ve Malpraktis Davalarında Gerçek Riskler: Sigorta Tek Başına Yeterli mi?
Malpraktis uyuşmazlıklarında sigorta poliçesinin kapsamı, aydınlatılmış onam eksikliği, sağlık turizmi süreçleri ve manevi tazminat talepleri gibi konular avukatlar için kritik öneme sahiptir. Bu analizde, estetik cerrahi, sağlık turizmi ve komplikasyon yönetimi açısından hukuki riskler detaylı olarak ele alınmaktadır.