Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: İhtiyari Arabuluculuk Tutanağında İrade Fesadı İddiasının İspatı ve İşçilik Alacakları
Lawantra
01.07.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/5152 Esas ve 2025/8447 Karar sayılı ilamı ile önemli bir arabuluculuk ve iş hukuku içtihadı ortaya koymuştur. Uyuşmazlık, Kuveyt’te çalışan bir işçinin iş sözleşmesinin feshi sonrası imzalandığı iddia edilen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının irade fesadı nedeniyle iptali ve işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir.
Olayın Özeti
Davacı işçi, davalı işverenin Kuveyt’teki şantiyesinde silindir operatörü olarak çalışırken iş sözleşmesinin feshedildiğini, fesih sonrası baskı ve iradeye fesat karıştırılarak arabuluculuk tutanağı imzalatıldığını, bu nedenle tutanağın iptali ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, bayram çalışması ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren ise ihtiyari arabuluculuk anlaşması nedeniyle davanın reddini, imzalı bordro ve zamanaşımı itirazlarını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi, arabuluculuk görüşmelerinin işverenin hakimiyet alanında, telekonferans yöntemiyle ve baskı altında yapıldığını, irade fesadının oluştuğunu kabul ederek tutanağın iptaline ve davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İstinaf Mahkemesi bu kararı onamış, ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bozma kararı vermiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Daire, arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/5 anlamında bir maddi hukuk sözleşmesi olduğunu belirtmiştir. İrade fesadı iddiasında ispat yükü davacıya aittir.
Somut olayda davacı tanıklarının soyut beyanları dışında somut delil bulunmadığı, dosyadaki arabuluculuk tutanaklarından davacının süreç ve hukuki sonuçlar hakkında bilgilendirildiği anlaşıldığı gerekçesiyle irade fesadı iddiasının ispat edilemediğine hükmetmiştir.
Daire’ye göre ilk derece mahkemesinin tutanağı geçersiz sayarak davayı kısmen kabul etmesi hatalıdır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Karşı Oy ve Anayasal Boyut
Karara karşı oy kullanan üye, işçinin zayıf konumunu, arabuluculuğun eşitlik ilkesine aykırı uygulandığını, telekonferans görüşmesinin usulüne uygun olmadığını ve işverenin arabuluculuğu mahkemeye erişimi engellemek için araçsallaştırdığını belirterek kararın onanması gerektiğini savunmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin arabuluculukla ilgili 2013 ve 2018 tarihli kararlarına atıfta bulunmuştur.
Avukatlar İçin Mesleki Analiz
Bu karar, iş hukuku pratiğinde arabuluculuk anlaşmalarına itiraz stratejilerini doğrudan etkilemektedir. 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca arabuluculuk anlaşma belgesinin icra edilebilirliği güçlü olmakla birlikte, irade fesadı, yanılma veya baskı iddialarında ispat yükünün işçide olduğu vurgulanmıştır.
Avukatların, özellikle yurt dışı iş ilişkilerinde telekonferans yöntemiyle yapılan arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygunluğunu titizlikle denetlemesi gerekmektedir. İşçinin serbest iradesinin oluşmadığı, eşitlik ilkesinin gözetilmediği durumlarda somut delillerle (ses kaydı, tanık beyanı, mesajlaşma vb.) irade fesadı ispatı kritik önem taşımaktadır.
Karar, aynı zamanda ihtiyari arabuluculuğun, zorunlu arabuluculuktan farklı olarak uyuşmazlık doğmadan önce de kullanılabildiğini, ancak bu durumun kötüye kullanım potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır. İş hukuku avukatları, müvekkillerine arabuluculuk aşamasında hukuki danışmanlık verirken bu emsal kararı göz önünde bulundurmalıdır.
Sonuç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, arabuluculuk tutanaklarının iptali davalarında ispat standardını yükseltmiştir. İşçilik alacakları davalarında arabuluculuk anlaşmasının varlığı, aksi ispat edilmedikçe güçlü bir savunma aracıdır. Ancak karşı oyda belirtilen Anayasa Mahkemesi içtihatları ve eşitlik ilkesi, konunun ilerleyen dönemde Anayasa Mahkemesi önüne taşınma potansiyelini de göstermektedir.
Hukuk profesyonelleri açısından karar, arabuluculuk sürecinin şekli şartlarına, tarafların bilgilendirilmesine ve irade serbestisine verilen önemi bir kez daha teyit etmektedir. Özellikle uluslararası iş sözleşmelerinde bu içtihadın dikkate alınması zorunludur.
(Yaklaşık 820 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İzinsiz Define Araştırması Suçunda Keşif ve Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3392 E., 2024/4975 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun kapsamında izinsiz define araştırması suçunda, suçun işlendiği yerin 6. madde kapsamındaki korunması gerekli alan olup olmadığının fen ve arkeolog bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek mahkumiyet kararını bozmuştur.
İzinsiz Kazı ve Define Araştırması Suçlarının Ayrımı - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/96 E., 2025/1538 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenen izinsiz kazı ve define arama suçları arasındaki farkı somut olayda inceleyerek, fiziki kazı varlığında izinsiz define arama suçunun değil, izinsiz kazı suçunun oluşacağına hükmetmiştir.