Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı İptali ve İşe İade Davalarının Birlikte Görülmesi
Lawantra
17.06.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/8763 Esas, 2024/10645 Karar sayılı ilamı, iş hukuku uygulamasında sıkça karşılaşılan “arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali” ile “işe iade” taleplerinin usulî ilişkisini ele alan önemli bir karar niteliğindedir. Karar, avukatların dava stratejilerini belirlerken dikkat etmesi gereken usul kurallarını, bekletici mesele uygulamasını ve kanun yollarını detaylı biçimde irdelemektedir.
Olayda, davacı resepsiyon görevlisi olarak 02.01.2018 – 19.12.2022 tarihleri arasında çalışmış, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve iradesinin fesada uğratılarak hazırlanan arabuluculuk tutanağı ile fesih işleminin gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. Davacı, asıl dava ile tutanağın iptalini, birleşen dava ile de feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesini talep etmiştir. Davalı işveren ise tutanağın usulüne uygun imzalandığını, davacının haklarını bildiğini ve anlaşmanın iradi olduğunu savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi, irade fesadının ispatlanamadığını, tutanağın iptal edilemeyeceğini ve işe iade talebinin de dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek her iki davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacı temyiz yoluna başvurmuştur.
Yargıtay, uyuşmazlığın “arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası ile işe iade davasının birlikte görülüp görülemeyeceği” noktasında toplandığını tespit etmiştir. 6325 sayılı Kanun’un 18/5 maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını vurgulamıştır. Bu hüküm, anlaşma belgesinin alacak veya işe iade davası önünde hukuki engel oluşturduğunu göstermektedir.
Daire, önemli bir ayrım yapmıştır: Davacı, dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürerek netice-i talepte iptal + işe iade talep ediyorsa tek bir dava vardır ve geçersizlik iddiası ön sorun olarak incelenir. Ancak somut olayda davalar ayrı ayrı açılmış, daha sonra fiili ve hukuki bağlantı gerekçesiyle birleştirilmiştir. Yargıtay, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi gereğince işe iade kararlarının temyiz edilemez olduğunu, buna karşılık tek başına arabuluculuk tutanağı iptali davalarının temyize tabi olduğunu hatırlatmıştır.
Bu farklı kanun yolları nedeniyle, davaların ayrı görülmesi ve arabuluculuk iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı HMK md. 167 uyarınca, birleştirilen davaların her aşamada tefrik edilebileceğini belirten Daire, somut olayda tefrik ve bekletici mesele yapılması gerekirken davaların birlikte görülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir. Karar bu nedenle bozulmuştur.
Karara eklenen karşı oy yazısı ise farklı bir yaklaşım sergilemektedir. Karşı oy, işe iade kararlarının kesin olması nedeniyle iptal talebinin de kesin kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca iptal talebinin tespit davası niteliğinde olduğunu ve hukuki yararın bulunmadığını savunmaktadır. Karşı oy ayrıca, birleştirme ve ayırma kararlarının tek başına bozma nedeni olamayacağını da belirtmiştir.
Avukatlar açısından kararın mesleki çıkarımları şunlardır:
- Arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile işe iade talepleri ayrı ayrı açıldığında tefrik edilmeli ve iptal davası bekletici mesele yapılmalıdır.
- Tek dilekçede her iki talep birlikte ileri sürülürse, iptal talebi ön sorun olarak incelenir ve ayrı hüküm kurulmasına gerek yoktur.
- 7036 sayılı Kanun md. 8/a gereğince işe iade kararları temyiz edilemezken, tek başına tutanak iptali davaları temyize tabidir.
- İrade fesadı (TBK md. 30 vd.) iddialarında ispat yükü davacıdadır; somut delil sunulması önem arz etmektedir.
- Tutanakta adres uyuşmazlığı, kamera kayıtları ve tanık beyanları gibi deliller titizlikle değerlendirilmelidir.
Bu içtihat, dava dilekçesi hazırlığı ve usul stratejisi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle birden fazla dava açıldığında bağlantı ve bekletici mesele kararlarının titizlikle verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Toplam kelime: 682)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gemi İşletmecisinin İcradan Ödeme Yapması ve İstirdat Davasında Aktif Husumet: Yargı Kararı İncelemesi
Gemiye konulan haciz ve seferden men kararının kaldırılması için icra dosyasına ödeme yapan işletmecinin, ödediği bedelin iadesi için açtığı istirdat davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, donatan-işletmeci ilişkisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası ve Malpraktis Davalarında Gerçek Riskler: Sigorta Tek Başına Yeterli mi?
Malpraktis uyuşmazlıklarında sigorta poliçesinin kapsamı, aydınlatılmış onam eksikliği, sağlık turizmi süreçleri ve manevi tazminat talepleri gibi konular avukatlar için kritik öneme sahiptir. Bu analizde, estetik cerrahi, sağlık turizmi ve komplikasyon yönetimi açısından hukuki riskler detaylı olarak ele alınmaktadır.