Yargıtay 8. Ceza Dairesi: BİMER Üzerinden Pedofili İddiası Hakaret ve İftira Suçlarını Birlikte Değerlendirmeyi Gerektirir
Lawantra
20.06.2026
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1860 Esas, 2024/4419 Karar sayılı ilamı, iftira suçu ile ilgili önemli bir hukuki tartışmayı gündeme taşımaktadır. Karar, özellikle kamu kurumlarına yapılan ihbarların hukuki nitelendirilmesi açısından avukatlar ve ceza hukuku uygulayıcıları için kritik bir emsal niteliği taşımaktadır.
Olayın temelinde, bir kamu görevlisi olan şikayetçi ile şüpheli arasında mevcut olan kişisel husumet yatmaktadır. Şüpheli, 08.01.2018 tarihinde Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) gönderdiği 1800048593 sayılı başvurusunda, şikayetçi hakkında “bu şahıs sanırım pedofili de çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor. Bazı esnaf arkadaşlar da bunun farkına varmış” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Bu beyan üzerine şikayetçi, şüpheli hakkında iftira suçundan dolayı soruşturma başlatılmasını talep etmiştir.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, 09.07.2018 tarih ve 2018/28083 Soruşturma, 2018/15900 Karar sayılı kararı ile soyut iddia dışında somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara karşı şikayetçinin yaptığı itiraz ise Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 04.09.2018 tarih ve 2018/5450 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Adalet Bakanlığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.05.2022 tarih ve KYB-2022/56007 sayılı tebliğnamesi ile dosya Daire’ye intikal etmiştir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi
Daire, öncelikle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun unsurlarını hatırlatmıştır. Buna göre iftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak, işlemediğini bildiği halde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi ve bu suretle hakkında soruşturma, kovuşturma başlatılması veya idari yaptırım uygulanmasının amaçlanması gerekmektedir.
Ancak somut olayda şüphelinin kullandığı “pedofili” ifadesinin aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun unsurlarını da taşıdığına dikkat çekilmiştir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi’nin 01.06.2016 tarih ve 2015/8976 E., 2016/7036 K. sayılı kararında benzer bir ifadeyle (“çocuklardan uzak dur, sübyancı diye adın çıkar”) verilen beraat kararının bozulması emsal gösterilmiştir.
Daire, şüphelinin BİMER üzerinden yaptığı başvurudaki ifadelerin, hem iftira hem de hakaret suçunun unsurlarını içerdiğini, bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın kabulü gerektiğini vurgulamıştır. Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin itirazı reddeden kararının, bu yönü göz ardı etmesi nedeniyle kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Sonuç ve Hukuki Etkileri
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle kabul etmiş ve Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 04.09.2018 tarih ve 2018/5450 sayılı kararını 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kanun yararına bozmuştur. Dosya, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için ilgili mahkemesine gönderilmiştir.
Bu karar, ceza hukuku pratiğinde özellikle dijital ihbar kanallarının (BİMER, CİMER vb.) kullanımıyla işlenen iftira ve hakaret suçlarının ayrımının yapılmasında önemli bir mihenk taşıdır. Avukatlar açısından, müvekkillerine verecekleri hukuki danışmanlıkta ihbar metinlerinin hem iftira hem de hakaret boyutlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Karar aynı zamanda, soyut iddialarla yetinilmeyip, somut ifadelerin TCK 125 ve 267. maddeler kapsamında ayrı ayrı incelenmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Özellikle “pedofili” gibi toplum nezdinde ağır damgalayıcı niteliği olan ithamların, failin kastı ve isnadın hukuka aykırılığı açısından titiz bir inceleme gerektirdiği açıktır.
Sonuç olarak, bu içtihat, ceza yargılamalarında kanun yararına bozma mekanizmasının etkili kullanımına da örnek teşkil etmekte ve benzer olaylarda Sulh Ceza Hakimlikleri ile Cumhuriyet Başsavcılıklarının daha dikkatli bir hukuki değerlendirme yapmasını zorunlu kılmaktadır. (Toplam kelime: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Miras Sebebiyle İstihkak Davası: TMK 637-639 Maddeleri Çerçevesinde Kapsamlı İnceleme
Türk Medeni Kanunu'nun 637 ila 639. maddeleri arasında düzenlenen miras sebebiyle istihkak davasının şartları, tarafları, zamanaşımı süreleri ve ispat yükü avukatlar için detaylı olarak ele alınmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı Kararı: Kooperatif Üyeliği ve Adi İstihkak Davası
Yargıtay, miras bırakanın kooperatif üyeliğinden doğan hakların mirasçılara intikalinde eksik inceleme nedeniyle bozma kararı vermiştir. Karar, miras sebebiyle istihkak ile adi istihkak davası ayrımının önemini vurgulamaktadır.