Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı Kararı: Karakolda Darp ve Hakaret İddiasının İftira Suçu Olarak Değerlendirilmesi
Lawantra
23.06.2026
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 02.02.2026 tarihli ve 2023/5150 Esas, 2026/1116 Karar sayılı ilamı, iftira suçunun en sık karşılaşılan uygulama alanlarından biri olan kolluk kuvvetlerine karşı yapılan şikayetleri ele almaktadır. Karar, Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında verdiği 10 ay hapis cezasını onamıştır. Bu içtihat, ceza avukatlarının müvekkil şikayetlerinde delil tutarlılığına dikkat etmeleri gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Olayda, başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığın karakolda ifadesi alınırken müşteki polis memuru tarafından darbedildiği ve hakarete uğradığı iddiasıyla şikayette bulunduğu görülmüştür. Yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, sanığın işlemediğini bildiği bir suç nedeniyle müşteki hakkında soruşturma başlattığı tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesi 2016 yılında sanığı TCK m.267/1, 62/1 ve 53 uyarınca 10 ay hapis cezasına çarptırmıştır. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 15.03.2023 tarihli kararıyla, sanığın başka suçtan hükümlü olması nedeniyle duruşmada SEGBİS veya bağışıklık kararı alınmadan yokluğunda yargılama yapılmasının savunma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Bozmadan sonra mahkeme aynı cezayı tekrarlamış, sanık müdafii temyiz etmiştir.
Yargıtay temyiz incelemesinde, yargılama usulünün kanuna uygun olduğunu, iddia ve savunmaların delillerle tartışıldığını belirtmiştir. Sanığın darp iddiasının, olay yerinde hazır bulunan tanıkların beyanları ve sağlık raporlarıyla doğrulanmadığı vurgulanmıştır. Buna rağmen sanığın müşteki hakkında şikayette bulunarak soruşturma başlatmasına neden olduğu, bu eylemin iftira suçunun unsurlarını taşıdığı kabul edilmiştir.
Kararda, isnadın “işlemediğini bildiği halde” unsuru, tanık beyanları ve raporlarla çelişki temelinde ispatlanmıştır. Mahkemenin vicdani kanısının dosya belgeleriyle uyumlu olduğu, suç vasfı ve yaptırımın doğru belirlendiği ifade edilmiştir. Sanık müdafinin beraat talebi reddedilerek hüküm oybirliğiyle onanmıştır.
Bu karar, avukatlar için şu önemli noktaları içermektedir: Kolluk kuvvetlerine karşı yapılan darp veya hakaret şikayetlerinde, iddianın tıbbi rapor, tanık beyanı ve kamera kaydı gibi objektif delillerle desteklenmesi şarttır. Aksi halde, şikayet iftira suçuna dönüşebilmekte ve şikayetçi kendisi sanık konumuna düşebilmektedir. Karar, savunma hakkının sınırlarını da çizmekte; hakkındaki soruşturmadan kurtulmak için üçüncü kişilere gerçeğe aykırı isnatta bulunmanın iftira suçu oluşturduğunu teyit etmektedir.
Yargıtay’ın yaklaşımı, kamu görevlilerinin görev icrası sırasında korunması gerektiği ilkesini yansıtmaktadır. Benzer dosyalarda avukatların, müvekkillerine delil standardını açıklaması, olası cezai riskleri bildirmesi kritik önem taşımaktadır. Karar ayrıca, bozma sonrası yeniden yargılamada usul kurallarına (SEGBİS, duruşma bağışıklığı) titizlikle uyulması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, bu içtihat iftira suçunun subjektif unsurlarının delillerle nasıl somutlaştırıldığını göstermesi bakımından değerlidir. Hukuk profesyonelleri, şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki sınırı bu kararlar ışığında müvekkillerine aktararak olası mağduriyetleri önleyebilir. Kararın, kolluk-müşteki ilişkilerinde hukuki güvenliği artırıcı etkisi de göz ardı edilmemelidir. (Toplam kelime sayısı: 720)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı Kararı: İnfaz Kurumunda Darp İddiası ve İftira Suçu
Yargıtay, infaz kurumunda kavga olayına karışmadığı halde memurlara darp isnadında bulunan hükümlü sanığın eylemini zincirleme iftira suçu olarak nitelendirmiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır. Karar, kamera görüntüleri ve raporların isnat kastının belirlenmesindeki rolünü vurgulamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/244 E., 2024/6373 K. sayılı Kararı: Husumet Nedeniyle Yapılan FETÖ İsnadı ve İftira Suçu
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, geçmişteki avukatlık ilişkilerinden kaynaklanan husumet nedeniyle avukatlara FETÖ/PDY üyeliği isnadında bulunan sanığın zincirleme iftira suçundan mahkumiyetini onamıştır. Karar, isnat kastının belirlenmesinde taraflar arasındaki ilişki ve somut delil yokluğunun rolünü vurgulamaktadır.