Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2022/13371 E., 2024/5531 K. sayılı Kararı: Kaçakçılık Suçunda Nakil Aracının Müsaderesi ve İyiniyet Değerlendirmesi
Lawantra
09.06.2026
Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22 Mayıs 2024 tarihli ve 2022/13371 Esas, 2024/5531 Karar sayılı ilamı, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçlarında müsadere uygulamasının sınırlarını belirleyen önemli bir karardır. Olay, kaçak eşyanın naklinde kullanılan plaka sayılı römork ve çekiciye ilişkindir. Yerel mahkeme (İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 2020/350 E., 2021/370 K.), sanığın mahkumiyetine, kaçak eşyanın ve römorkun müsaderesine, çekicinin ise iadesine karar vermiştir. Katılan Gümrük İdaresi vekili, yalnızca çekicinin müsadere edilmemesine itiraz ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
Yargıtay, temyiz incelemesini münhasıran plaka sayılı nakil aracına (çekiciye) ilişkin olarak yapmıştır. TCK’nın 54. maddesinin birinci fıkrası incelenmiş ve “İyi niyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur” hükmü temel alınmıştır. Kararda, nakil aracının müsaderesi için öncelikle iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmama şartının aranması gerektiği vurgulanmıştır.
Dosya kapsamındaki beyanlar ve deliller değerlendirildiğinde, malen sorumlu konumundaki kişinin iyiniyet iddiasını çürütecek somut bir delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Eşyanın gümrüklenmiş değeri ile aracın değeri karşılaştırılmış ve aracın müsaderesinin işlenen suça nazaran orantısız ve ağır sonuçlar doğuracağı sonucuna varılmıştır. Bu durumun hakkaniyete uygun olmadığı kabul edilerek aracın iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Daire, katılan idarenin temyiz sebeplerini reddetmiş ve yerel mahkemenin kararının ilgili bölümünü oybirliğiyle onamıştır. Kararda, müsaderenin bir güvenlik tedbiri olmasının ötesinde, mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıdığı ve bu müdahalenin ölçülü olması gerektiği belirtilmiştir. TCK m. 54’ün amacı, suçla bağlantılı eşyayı kamulaştırmak olmakla birlikte, iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını korumaktır. Karine olarak iyiniyet kabul edilir; aksi ispat yükü iddia makamına aittir.
Bu karar, ceza avukatları için stratejik öneme sahiptir. Kaçakçılık davalarında araç müsaderesi taleplerine karşı, mal sahibinin iyiniyetinin ispatı, değer oranlaması ve hakkaniyet ilkesi etkili savunma argümanlarıdır. Özellikle araç sahibinin suça iştirak etmediği, suçtan haberdar olmadığı ve aracın emanet olarak verildiği durumlarında iade kararı çıkma ihtimali artmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemelerin bu hususları gerekçelendirme yükümlülüğünü de hatırlatmıştır.
Uygulamada, müsadere kararlarında orantılılık testi yapılması zorunludur. Aracın değeri ile suçun maddi boyutu arasındaki dengesizlik, müsaderenin reddi için haklı gerekçe oluşturabilir. Karar aynı zamanda 7242 sayılı Kanun kapsamındaki iade taleplerinin usul kurallarına uygunluğunu da inceleyerek temyiz hakkının sınırlarını netleştirmiştir.
Sonuç itibarıyla, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin bu emsal kararı, TCK m. 54 uygulamasında iyiniyet, orantılılık ve hakkaniyet unsurlarının somut olayda titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Avukatlar, benzer davalarda bu kararı referans göstererek müvekkillerinin malvarlığı haklarını daha etkin savunabilirler. Karar, mülkiyet hakkının korunması ile kamu düzeninin dengelenmesinde önemli bir mihenk taşıdır. (Toplam kelime sayısı: 578)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.