Yargıtay 6. Hukuk Dairesi: Haftanın 6 Günü 7 Saatlik Gösterim İzni Aşırıdır, Süre ve Koşullar Araştırılmalıdır (2015/9795 E., 2016/4611 K.)
Lawantra
13.06.2026
Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesinin ikinci fıkrası, kiracının bakım, satış veya sonraki kiralama amacıyla kiralananın gösterilmesine katlanma yükümlülüğünü düzenlemektedir. Ancak bu yükümlülüğün sınırlarının belirlenmesi, uygulamada önemli hukuki sorunlara yol açmaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13 Haziran 2016 tarih ve 2015/9795 Esas, 2016/4611 Karar sayılı ilamı, bu sınırların somut olayda nasıl çizilmesi gerektiğine dair önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Olayda, kiraya veren, taşınmazını satmak istediğini kiracıya iki ayrı noter ihtarnamesiyle bildirmiş, ancak kiracı gösterime izin vermemiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi, davanın kabulü ile taşınmazın Pazar hariç haftanın 6 günü, saat 10:00-17:00 arasında, her alıcı için günde üç kez ve yarım saati geçmemek üzere gösterilmesine karar vermiştir. Bu karar kiracı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay, Anayasa’nın 20. ve 21. maddeleriyle korunan özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığının mutlak olmadığını, ancak sınırlandırmanın yasal dayanağa, ölçülülüğe ve hakkaniyete uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. Daireye göre, mahkemece verilen izin, kiracıyı haftanın altı günü gündüz saatlerinde yedi saat süreyle eve bağlı tutacak nitelikte olup, objektif iyiniyet kurallarına aykırıdır.
Kararda özellikle şu noktalara dikkat çekilmiştir: Verilen izin yeni uyuşmazlıklara yol açabilecek genişliktedir. Bu nedenle mahkeme, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak;
• Ekonomik koşullar ve piyasa dinamikleri, • Taşınmazın konumu ve niteliği, • Kiracının mesken olarak kullandığı gerçeği, • Kiracının iş ve sosyal ilişkileri,
gibi unsurları değerlendirip, taşınmazın makul satış süresini tespit etmelidir. İzin, bu süreyle sınırlı tutulmalı ve kiracının yararları gözetilerek gün ve saatler belirlenmelidir.
Bu içtihat, avukatlara önemli mesleki rehberlik sunmaktadır. Kiracı vekilleri, müvekkillerinin çalışma hayatı, aile düzeni ve özel yaşamına ilişkin somut deliller (tanık, SGK kayıtları, fatura vb.) sunarak ölçüsüz izin taleplerine itiraz edebilirler. Kiraya veren vekilleri ise, satış sürecinin aciliyetini ve piyasa koşullarını bilimsel raporlarla destekleyerek makul bir gösterim izni talep etmelidir.
Yargıtay, kararında “herkes hakkını objektif iyiniyet kuralları içerisinde kullanmalıdır” ilkesini tekrarlamıştır. Bu ilke, TBK m. 319/2’nin uygulanmasında temel ölçütlerden biridir. Mahkemelerin, soyut ve genel ifadelerle yetinmeyip, somut olaya özgü araştırma yapma yükümlülüğü bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir.
Uygulamada bu tür davalarda dava şartı arabuluculuk da göz ardı edilmemelidir. Arabuluculuk sürecinde tarafların makul gün ve saatler üzerinde uzlaşması, yargılama yükünü azaltacaktır. Uzlaşma sağlanamadığı takdirde ise, dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde yukarıdaki Yargıtay kriterlerine uygun delil ve inceleme taleplerine yer verilmesi, kararın bozulma riskini minimize edecektir.
Karar aynı zamanda, gösterim izninin süresiz veya belirsiz olamayacağını, her halükarda makul bir süreyle sınırlandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, kiracının özel hayatı üzerindeki sürekli baskıyı önlemekte, malikin mülkiyet hakkının da etkisiz kalmamasını sağlamaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bu emsal kararı, kiralananın gösterilmesine izin davalarında mahkemelerin aktif inceleme yükümlülüğünü, taraf menfaatleri arasında hakkaniyetli denge kurulmasını ve kararların somut verilere dayanmasını zorunlu kılmaktadır. Avukatlar, bu içtihadı hem dava stratejilerinde hem de temyiz aşamasında etkin şekilde kullanabilirler. Kararda HUMK m. 428 ve HMK geçici 3. madde uyarınca bozma kararı verilmiş, temyiz harcı iadesine de hükmedilmiştir. (682 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
HSK Nisan 2026 Terfi Sonuçları Yayımlandı
Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi, 2026 yılı Nisan dönemi Adli ve İdari Yargı terfi çalışmalarını 11 Haziran 2026 tarihinde tamamlamıştır. Terfi tebligatları 25 Haziran 2026’dan itibaren yapılacak olup, tebliğden itibaren on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunulabilecektir.
Emekli Çalışanın Hakları: İş Hukuku Perspektifinden Kapsamlı Değerlendirme
Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden kişilerin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sahip olduğu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve sosyal güvenlik hakları detaylı olarak incelenmiştir. Emeklilik, işçinin temel haklarını ortadan kaldırmamakta, ancak bazı hususlarda farklı uygulamalar getirmektedir.