Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/1838 E., 2026/885 K. – Doğrudan Temin Usulünde İhaleye Fesat Karıştırma Suçu Oluşmaz
Lawantra
19.06.2026
T.C. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 22 Ocak 2026 tarihli, 2021/1838 Esas ve 2026/885 Karar sayılı ilamı, ihale hukuku ile ceza hukuku arasındaki ilişki bakımından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. Dava, Servergazi Devlet Hastanesi tarafından 29 Nisan 2013 tarihinde doğrudan temin yöntemiyle yapılan taşıma hizmeti alımına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçlaması üzerine kurulmuştur.
Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına atıfla “suçtan zarar görme” kavramını “doğrudan doğruya zarar görme” olarak tanımlamış, dolaylı zararların katılma hakkı vermeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle Orman Genel Müdürlüğü’nün katılma ve temyiz hakkı reddedilmiştir. Esas inceleme, Hazine vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı tutulmuştur.
Yargıtay, doğrudan teminin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda düzenlenen ihale usullerinden (açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü) olmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle ihaleye fesat karıştırma suçunun (TCK m.235) yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Kamu görevlisi olmayan sanıkların eylemleri, TCK m.40/2 uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna (TCK m.257/1) iştirak olarak nitelendirilmiştir.
Açık ihale ve pazarlık usulüyle yapılan diğer ihalelerde ise yaklaşık maliyetin altında ve en uygun teklifle sonuçlanan ihalelerde kurum zararı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda eylemlerin, 6459 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değişik TCK m.235/3-b kapsamında ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Ancak suç için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresi (TCK m.66/1-e) dolmuştur. Zamanaşımını kesen son sorgu tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre bu sonucu doğurmuştur.
Daire, 5237 sayılı Kanun’un 7/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddeleri uyarınca 1412 sayılı CMUK m.321 gereğince bozma kararı vermiş, ancak yeniden yargılamayı gerektirmediğinden TCK m.7/2, CMK m.223/8 ve CMUK m.322/1 uyarınca kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmetmiştir.
Karar, doğrudan temin usulünün ihale usulü olmadığı yönündeki önceki Yargıtay kararlarıyla uyumludur. Bu içtihat, avukatlar açısından savunma stratejilerinde kritik rol oynamaktadır. Özellikle kamu alımlarında doğrudan temin yöntemi tercih edildiğinde, ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla karşılaşan müvekkillerin lehine güçlü bir hukuki dayanak sunmaktadır. Zamanaşımı hesaplamalarının titiz yapılması, lehe kanun hükümlerinin (TCK m.7/2) uygulanması ve zarar unsurunun somut olarak araştırılması, ceza yargılamalarında dikkat edilmesi gereken hususlardır.
Bu karar, ceza hukuku pratiğinde “kanunilik ilkesi”nin somut bir uygulaması olarak değerlendirilebilir. İhale dışı alım yöntemlerinde farklı suç tiplerine (görevi kötüye kullanma, dolandırıcılık vb.) yönelinmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Hukuk profesyonelleri, benzer olaylarda bu emsali referans alarak müvekkillerine etkili savunma hazırlayabilirler. (Word count: 618)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği: Telif Hakları, Değerlendirme Kurulları ve Yayımlama Usulleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yeni Yayın Yönetmeliği, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının yapısını, eser inceleme usullerini, telif devirlerini ve ısmarlama eser hazırlama prosedürlerini detaylı şekilde düzenlemektedir. 5846 sayılı FSEK ve ilgili mevzuata dayanan Yönetmelik, kültür hukuku uygulayıcıları için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Kapsamlı Değişiklikler: Destek Türleri ve Yeni Kısıtlamalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te yaptığı değişiklikler, yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası destek türlerini detaylandırırken, dizi film desteği için yeni şartlar getirmekte ve destek iadesi durumunda yeniden başvuru yasağı öngörmektedir. Düzenleme, kültür hukuku ve devlet destekleri hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.