Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Hal Hakem Heyeti Kararlarına Karşı İdari Yargı Yolu Yanlış, Görevli Yer Asliye Ticaret Mahkemesi
Lawantra
11.06.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2020/3044 Esas, 2021/11019 Karar sayılı ilamı, hal hakem heyetlerinin verdiği kararlara karşı açılacak davalarda görevli yargı yerinin belirlenmesi bakımından önemli bir hukuki tartışmayı sonuçlandırmıştır. Karar, özellikle belediyelerin hal işletmeciliği kapsamında verdiği cezalı rüsum kararlarına karşı takip edilecek yargı yolunun doğru tespiti açısından avukatlara ve hukuk profesyonellerine yol gösterici niteliktedir.
Olayda, Bursa Büyükşehir Belediye Encümeni’nin 19 Aralık 2017 tarih ve 10609 sayılı kararı ile davalıdan 750 TL cezalı hal rüsumu tahsili kararlaştırılmıştır. Bu karara karşı davalının başvurusu üzerine Adana Hal Hakem Heyeti, 16 Şubat 2018 tarih ve 13 sayılı kararı ile encümen kararını kaldırmıştır. Bursa Büyükşehir Belediyesi Akaryakıt İşletmesi, hakem heyetinin yetkisiz olduğunu ileri sürerek hal hakem heyeti kararının iptali talebiyle dava açmıştır.
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, dava konusu tutarın belediyeye ait bir gelir kalemi olması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne ve hakem heyeti kararının iptaline hükmetmiştir. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ise HMK m. 363/1 uyarınca kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, incelemesinde 5957 sayılı Sebze ve Meyve Ticareti ve Hal Hakkında Kanun’un 10/5. maddesini merkeze almıştır. Bu hükme göre, değeri elli bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda hal hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Heyetin vereceği kararlar ilam niteliğindedir ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrasına ilişkin hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, bu kararlara karşı on beş gün içinde hal hakem heyetinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, kararın icrasını durdurmaz; ancak hâkim, talep halinde icrayı tedbiren durdurabilir. Asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine de atıfta bulunarak, idari yargıda husumetin yalnızca ilgili idareye yöneltilebileceğini, gerçek kişiler aleyhine idare mahkemesinde dava açılamayacağını vurgulamıştır. Davacı belediye, gerçek kişi olan davalı aleyhine hal hakem heyeti kararının iptali talebiyle dava açtığına göre, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı değil adli yargıdır.
Mahkemenin “belediyeye ait gelir” gerekçesiyle idari yargı yolunu işaret etmesinin hatalı olduğuna hükmeden Yargıtay, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemini kabul etmiş ve HMK m. 363 uyarınca Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/10/2019 tarihli, 2018/292 E., 2019/750 K. sayılı kararını hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydıyla kanun yararına bozmuştur. Karar oybirliğiyle alınmıştır.
Bu içtihat, avukatlar açısından birkaç kritik noktayı öne çıkarmaktadır. Öncelikle, 5957 sayılı Kanun’un hal hakem heyetlerine tanıdığı yetki ve itiraz mekanizmasının, idari nitelikteki belediye kararlarını bile adli yargı denetimine tabi kıldığını göstermektedir. İdari yargı yolunun tercih edilmesi halinde davanın husumet ve görev yönünden reddedilmesi riski doğmaktadır. Ayrıca, kanun yararına bozma kurumunun, hukukun üstünlüğü ve yargı birliğinin sağlanması bakımından taşıdığı önem bir kez daha vurgulanmıştır.
Uygulamada, özellikle büyükşehir belediyelerinin hal işletmeciliği alanında verdiği idari para cezası ve rüsum kararlarına karşı açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu hususu, bundan sonra benzer uyuşmazlıklarda sıkça gündeme gelecektir. Avukatların, müvekkillerini temsil ederken yargı yolu hatası yapmamak için 5957 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile HMK m. 363’ü birlikte değerlendirmeleri zorunlu hale gelmiştir.
Karar aynı zamanda, hal hakem heyeti kararlarının “ilam hükmünde” kabul edilmesinin icra takibi açısından yarattığı kolaylıkları da korurken, itiraz yolunun adli yargıda olduğunu netleştirmektedir. Bu durum, ticaret hukuku ile idare hukuku arasındaki sınırların belirsizleştiği alanlarda yargı yolunun doğru belirlenmesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, hal sektörüyle ilgili benzer uyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin tespiti konusunda emsal bir nitelik taşımakta ve avukatlara, idari nitelikteki kararlara karşı dahi adli yargı yolunun tercih edilebileceği durumlarda titiz bir inceleme yapmaları gerektiğini hatırlatmaktadır. (612 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.