Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/6624 E., 2025/14020 K. sayılı Kararı: Trafik Kazası Sürekli İş Göremezlik Tazminatında Arabuluculuk Anlaşması ve Yabancı Uyrukluların Teminat Yükümlülüğü
Lawantra
17.06.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 13 Ekim 2025 tarihli ve 2024/6624 Esas, 2025/14020 Karar sayılı ilamı, trafik kazalarından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı davalarında arabuluculuk anlaşmasının etkisi ile yabancı uyruklu davacıların teminat yükümlülüğünü birlikte değerlendirmesi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır. Karar, hem usul hukuku hem de milletlerarası özel hukuk kurallarının titiz uygulanmasını gerektiren bir çerçeve sunmaktadır.
Dava, 7 Eylül 2020 tarihinde davalıya ait ve ZMSS poliçesiyle sigortalı aracın yaya olan davacıya çarpması sonucu yaralanma ve maluliyetle sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanmaktadır. Davacı vekili, belirsiz alacak davası açarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle 50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi, 20 Haziran 2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşması uyarınca tazminatın ödendiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu ve sürücünün kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti, 6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesine dayanarak arabuluculuk anlaşması nedeniyle sürekli iş göremezlik talebinin reddine karar vermiştir. İtiraz Hakem Heyeti de bu kararı onamıştır.
Temyiz aşamasında Yargıtay, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 48/1 maddesi uyarınca yabancıların teminat gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır. Karşılıklılık esası incelenmiş, Türkiye ile Suriye arasında 2009’da imzalanan Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması’nın 2011’den itibaren Suriye’deki olaylar nedeniyle askıya alındığı tespit edilmiştir.
Daire, Suriye’nin 1954 Lahey Sözleşmesi’ne taraf olmadığını, Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafi çekince koyduğunu ve davacının mülteci statüsünün bulunmadığını vurgulamıştır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında “şartlı mülteci”, “ikincil koruma” veya “geçici koruma” statülerinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Geçici koruma statüsünde olanların teminattan muaf tutulmadığı, ancak Anayasa Mahkemesi’nin (Mohamma Salem Pashto ve Nazı Salem, B. No: 2019/26339) kararında da belirtildiği üzere somut ekonomik ve sosyal durumun değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, mahkemenin doğrudan esasa girerek karar vermesini usul ve esas yönünden hatalı bulmuş, teminat ve karşılıklılık araştırmasının yapılmadan karar verilmesini bozma nedeni saymıştır. Davacının diğer temyiz itirazları (arabuluculuk belgesinin dosyada olmaması vb.) bozma kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bu karar, avukatlar için üç önemli hususu öne çıkarmaktadır: (1) Arabuluculuk anlaşması bulunan davalarda bile gabin iddiasının incelenebileceği, (2) Yabancı uyruklu davacılarda MÖHUK ve 6458 sayılı Kanun hükümlerinin re’sen araştırılması zorunluluğu, (3) Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin otomatik teminat muafiyeti bulunmadığı ancak somut olayda adli yardım imkanının değerlendirilmesi gerektiği.
Karar, benzer trafik kazası ve sigorta davalarında usul hatalarının önlenmesi, statü araştırmasının titiz yapılması ve arabuluculuk anlaşmasının mutlak engel oluşturmadığı yönündeki Yargıtay içtihadıyla uyumludur. Avukatların, dava dilekçelerinde bu unsurları önceden adres göstermesi ve delil sunması, yargılamanın uzamasını önleyecektir. (Yaklaşık 680 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gemi İşletmecisinin İcradan Ödeme Yapması ve İstirdat Davasında Aktif Husumet: Yargı Kararı İncelemesi
Gemiye konulan haciz ve seferden men kararının kaldırılması için icra dosyasına ödeme yapan işletmecinin, ödediği bedelin iadesi için açtığı istirdat davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, donatan-işletmeci ilişkisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası ve Malpraktis Davalarında Gerçek Riskler: Sigorta Tek Başına Yeterli mi?
Malpraktis uyuşmazlıklarında sigorta poliçesinin kapsamı, aydınlatılmış onam eksikliği, sağlık turizmi süreçleri ve manevi tazminat talepleri gibi konular avukatlar için kritik öneme sahiptir. Bu analizde, estetik cerrahi, sağlık turizmi ve komplikasyon yönetimi açısından hukuki riskler detaylı olarak ele alınmaktadır.