Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2022/12363 E., 2025/7283 K. sayılı Kararı: Cumhurbaşkanına Hakaret ve Kin Tahriki Suçlarında Unsurların Değerlendirilmesi
Lawantra
07.06.2026
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2022/12363 Esas, 2025/7283 Karar sayılı ilamı, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımların 5237 sayılı TCK m. 299 (Cumhurbaşkanına hakaret) ve m. 216/2 (halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama) suçlarını oluşturup oluşturmadığını ele almaktadır. Bu karar, dijital platformlarda ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi, matufiyet unsuru ve 'sosyal sınıf' kavramını yorumlayarak avukatlara ve hukuk profesyonellerine pratik rehberlik sunmaktadır.
Olayda, sanığın iki ayrı tarihteki (25.07.2016 ve 31.07.2016) paylaşımları, Cumhurbaşkanına hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik iddialarına konu olmuştur. İlk Derece Mahkemesi mahkumiyet hükmü kurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, temyiz incelemesinde, 25.07.2016 tarihli paylaşımın hakaret suçunu oluşturduğunu ancak diğer paylaşımın matufiyet şartını taşımadığını, dolayısıyla TCK m. 43/1'e göre artırım yapılamayacağını belirtmiştir. İkinci suç için ise paylaşımın 'sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına' dayanmadığını, siyasi parti destekçilerinin 'sosyal sınıf' kapsamına girmediğini vurgulayarak unsurların oluşmadığını tespit etmiştir.
Kararda, TCK m. 216/2'nin unsurları detaylı incelenmiştir: Halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin, belirtilen farklılıklara (sosyal sınıf vb.) dayanarak aşağılanması aranmaktadır. Madde gerekçesi, somut tehlike unsurunu vurgulamakta, Daire'nin yerleşik içtihatları (örneğin 04.12.2023 tarihli bozma ilamı) siyasi partilerin sosyal sınıf olmadığını belirtmektedir. Bu bağlamda, paylaşımın siyasi parti destekçilerini hedef alması, suç tipine uymamaktadır. AİHS md. 10 ve Anayasa md. 25-26 çerçevesinde, rahatsız edici ifadelerin dahi şiddet içermedikçe koruma altında olduğu hatırlatılmıştır.
Daire, Cumhurbaşkanına hakaret suçunda matufiyetin (ifadenin doğrudan Cumhurbaşkanına yönelmesi) şart olduğunu, bir paylaşımın bu unsuru taşımadığını belirterek fazla ceza tayinini bozma nedeni yapmıştır. Karar, 5271 sayılı CMK m. 289'daki kesin hukuka aykırılık hallerini de gözeterek, usul ve esasa ilişkin diğer yönlerden hukuka uygunluk tespit etmiştir. Sonuçta, hükümler oy çokluğuyla bozulmuştur.
Karşı oy, 25.07.2016 paylaşımının hakaret kastı taşımadığını, bir değer yargısı olduğunu ve cezanın orantısız olduğunu savunmuştur. Ancak çoğunluk, somut olaya özgü unsurların eksikliğini gerekçe göstermiştir.
Bu içtihat, avukatlara sosyal medya davalarında 'matufiyet', 'sosyal sınıf' ve 'somut tehlike' testlerini uygulama imkanı vermektedir. Özellikle dijital nefret söylemi ve siyasi eleştiri davalarında, AİHM standartları (Lingens/Avusturya, Castells/İspanya) ile uyumlu değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmalıdır. Karar, ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltmadan, kişilik haklarını koruyan dengeli bir yaklaşım sergilemekte, benzer uyuşmazlıklarda emsal teşkil etmektedir. Hukuk profesyonelleri, bu ölçütleri savunma stratejilerinde ve yasal reform taleplerinde kullanabilir. (Yaklaşık 650 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.