Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: Kefalet Sözleşmesinde El Yazısı Şartına Uyulmaması Kefaleti Geçersiz Kılar
Lawantra
26.06.2026
Kefalet sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu’nda özel şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/1358 E., 2025/966 K. sayılı kararı, kefaletin geçerliliği için el yazısı ile azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Bu karar, özellikle ticari kira ilişkilerinde kefil gösterilen şirket çalışanları ve üçüncü kişiler bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Olayın Seyri ve Mahkeme Kararları
Dava, İstanbul’da vakıf iş hanının 01.06.2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanmaktadır. Kiracı şirket ile davacılar arasında müşterek ve müteselsil kefalet ilişkisi kurulduğu ileri sürülerek kira alacakları için icra takibi başlatılmıştır. Davacılar, kefalet iradelerinin bulunmadığını, işveren baskısı ile imza attıklarını ve şekil şartlarına uyulmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespitini ve kötü niyet tazminatını talep etmiştir.
İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi, TBK md. 583/1 hükmünü hatırlatarak kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmedikçe geçerli olmayacağını belirtmiştir. Sözleşmede bu unsurların kefillerin kendi el yazısıyla yazılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, borçlu olmadıklarının tespitine karar vermiştir. Kötü niyet tazminatı talebi ise reddedilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi de istinaf başvurusunu reddetmiş, kefalet sözleşmesinde el yazısı şartına uyulmadığını ve Kanun’un öngördüğü şekil kurallarına aykırılığın kefaleti geçersiz kıldığını vurgulamıştır. Davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne gelmiştir.
Yargıtay’ın Hukuki Gerekçesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, temyiz istemini reddetmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Kararda, TBK md. 583’ün açık hükmü hatırlatılmıştır: “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.”
Daire, sözleşmede kefalet, miktar ve tarih bilgilerinin kefillerin el yazısıyla belirtilmediğini tespit etmiş, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu kabul etmiştir. Davalı tarafın “noterde imzalandığı”, “onama iradesi bulunduğu” yönündeki iddialarını da “şekil şartına aykırılığın onama ile giderilemeyeceği” gerekçesiyle reddetmiştir.
Kararın Avukatlık Pratiğine Yansımaları
Bu karar, kefalet hukukunda şekil şartlarının katı biçimde uygulandığını gösteren önemli bir emsaldir. Özellikle şirket çalışanlarının işveren baskısı ile kefil gösterildiği ticari kira ve kredi sözleşmelerinde, kefaletin geçersizliği iddiası güçlü bir savunma aracı haline gelmiştir.
Hukuk profesyonelleri, kefalet sözleşmesi düzenlerken şu hususlara dikkat etmelidir:
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın el yazısıyla yazılması
- Kefalet tarihinin el yazısıyla belirtilmesi
- Müteselsil kefalet halinde bu sıfatın açıkça el yazısıyla ifade edilmesi
- Kefaletin ayrı bir sözleşme veya ana sözleşmede bu unsurları içeren özel bir madde ile kurulması
Aksi halde, icra takibine itiraz veya menfi tespit davasında kefaletin geçersizliği kolaylıkla ispatlanabilecektir. Karar, aynı zamanda kefaletin “şekli zorunluluk” taşıdığını ve irade serbestisinin bu zorunluluğu ortadan kaldırmadığını teyit etmektedir.
Sonuç ve Öneriler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2025 tarihli, 2024/1358 E., 2025/966 K. sayılı onama kararı, TBK md. 583’ün öngördüğü el yazısı şartının mutlak olduğunu ortaya koymuştur. Ticari hayatta kefalet ilişkisi kurulurken bu şekil kurallarına titizlikle uyulması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçecektir.
Avukatlar, müvekkillerini temsil ederken kefalet sözleşmelerini incelerken bu içtihadı referans almalı, eksik düzenlenen kefaletlerde menfi tespit veya itiraz yollarını etkili biçimde kullanmalıdır. Karar, özellikle KOBİ’ler ve çalışanların kefil gösterildiği sözleşmelerde hukuki risk yönetiminin önemini artırmaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 678)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği, Kapsamı ve Uygulamada Ortaya Çıkan Hukuki Uyuşmazlıklar
Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sözleşmeleri, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukuku ile Şirketler Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan karma bir yapıya sahiptir. Tasarrufun iptali davaları, yönetim kurulu sorumluluğu ve kamu alacaklarının önceliği gibi riskler, avukatlar için kritik mesleki değerlendirme konularıdır.
12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda Kabul Edildi: İBAN Mağdurlarına İndirim ve Önemli Usul Değişiklikleri
TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, icra takiplerinde idareye başvuru zorunluluğu, miras satışlarında yeni usuller, HAGB sınırlamaları, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve nitelikli dolandırıcılıkta IBAN mağdurlarına ceza indirimi gibi birçok önemli düzenleme getirmektedir.