Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/3662 E., 2026/2712 K. – Harici Satış Sözleşmesine Dayalı Alacak Davasında Zamanaşımı, İmzaya İtiraz ve Denkleştirici Adalet İlkesi
Lawantra
10.06.2026
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2026/3662 Esas, 2026/2712 Karar sayılı ilamı, harici satış sözleşmesine dayalı alacak davalarında dikkat edilmesi gereken birçok hukuki meseleyi bir arada değerlendirmesi bakımından önem taşımaktadır. Dava, 30 Eylül 1970 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış senedine dayanmaktadır. Davacılar, müşterek murisleri ile davalı arasında imzalanan bu senetle belirli bir taşınmaz hissesinin satıldığını, bedelin peşin ödendiğini ve zilyetliğin devredildiğini iddia etmişlerdir.
Davalı vasisi, senedin sahte olduğunu, imzanın davalıya ait olmadığını ve zamanaşımı def’ini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, kadastro tutanağının 28 Ocak 1971 tarihinde kesinleştiğini, ferağ imkanının bu tarihte ortadan kalktığını ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin 28 Ocak 1981 tarihinde dolduğunu belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ilk bozma kararında, davanın zilyetliğe itiraz edilmediği bir taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, zamanaşımının zilyetliğin sona erdiği tarihte başlayacağını belirterek kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bozmadan sonra mahkeme, satış senedindeki imzanın davalıya ait olup olmadığının Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak tespit edilmesini, imza inkarının kabulü halinde davanın reddini, aksi halde satış bedelinin enflasyon, TÜFE, ÜFE, altın ve döviz kurları gibi ekonomik göstergeler dikkate alınarak alım gücüne göre güncellenmesini istemiştir.
Mahkeme, ATK raporunda imzanın davalı eli ürünü olduğunun belirlendiğini, satış bedelinin 1970 yılındaki değeri üzerinden çeşitli ekonomik faktörler dikkate alınarak güncellendiğini ve davalının hissesine düşen oranda sorumluluğuna karar vermiştir. Ancak Yargıtay, kararın bozma ilamına tam uyulmadığını, taşınmazın 1/3’ünün davacılara ait olduğunun tespiti ve ortaklığın giderilmesi davasından elde edilecek gelirden pay verilmesi yönündeki hükmün hatalı olduğunu belirtmiştir.
Daire, karar düzeltme aşamasında davalı vasisinin itirazlarını incelemiş ve karar düzeltme istemini reddetmiştir. Kararda özellikle şu hususlar vurgulanmıştır:
- Harici satış sözleşmesine dayalı alacak taleplerinde denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması,
- Satış bedelinin ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne göre hesaplanması,
- İmzaya itiraz halinde ATK raporu alınmasının zorunluluğu,
- Ortaklığın giderilmesi davasıyla bağlantılı taleplerde taşınmaz payı tespiti yerine yalnızca alacak yönünden hüküm kurulması gerektiği.
Bu karar, avukatlara harici satış senetlerinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı itirazının nasıl değerlendirileceği, ekonomik verilerle bedel güncellemesi yapılırken hangi yöntemlerin izleneceği ve Yargıtay denetiminde kararların bozma ilamına tam uyulmasının önemini göstermektedir. Özellikle enflasyonist dönemlerde uzun yıllar önce yapılmış satışlardaki bedel taleplerinde denkleştirici adalet ilkesi büyük rol oynamaktadır.
Karar aynı zamanda, kadastro sonrası ferağ imkanının kalktığı tarihlerde imzalanan harici senetlerin hukuki geçerliliğini ve bunlara dayalı alacak taleplerinin sınırlarını da netleştirmektedir. Avukatların bu tür davalarda bilirkişi raporlarının Yargıtay denetimine elverişli olmasına özen göstermeleri, dava dilekçelerinde taleplerini net ve bölünemez şekilde ortaya koymaları kritik önem taşımaktadır.
(Makale yaklaşık 780 kelime olup, emsal karar incelemesi niteliğindedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.