Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/3634 E., 2026/2711 K. – Belediye Protokolünün Haksız Feshi ve Müspet Zarar Tazminatı
Lawantra
10.06.2026
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2026/3634 Esas, 2026/2711 Karar sayılı ilamı, idari bir protokolün haksız feshi nedeniyle açılan tazminat davasında önemli hukuki ilkeleri ortaya koymaktadır. Dava, 16 Ekim 2006 tarihinde ... Belediye Başkanlığı ile ... A.Ş. arasında imzalanan “Ambalaj Atıklarının Kaynağında Ayrı Toplanması ve Geri Kazanımı Projesi Uygulama Protokolü”nün 5747 sayılı Kanun ile belediyenin tüzel kişiliğinin sona ermesi üzerine tek taraflı feshedilmesi nedeniyle açılmıştır.
Davacı şirket, protokolün gereklerinin yerine getirildiğini, belediyenin mal varlığı, hak ve borçlarıyla birlikte devredildiğini, fesih işleminin haksız olduğunu ileri sürerek sözleşmenin geçerliliğinin tespitini ve müspet zararlarının tazminini talep etmiştir. Davalı belediye ise 5747 sayılı Kanun ile tüzel kişiliğin sona erdiğini, protokolün geçerli olmadığını ve davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi usul yönünden bozma kararı vermiştir. Bozmadan sonra mahkeme, protokolün haksız feshedildiğini, davacının kâr mahrumiyeti niteliğindeki müspet zararını talep edebileceğini, ancak demirbaş ve hibe edilen araç bedellerinin munzam zarar kapsamında olmadığını belirterek toplam 358.835,37 TL tazminata hükmetmiştir.
Davalı belediye vekili karar düzeltme isteminde bulunarak, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, müspet zarar hesaplanırken ikame işlerden elde edilen kazancın düşülmesi gerektiğini, davacının fesih sonrası başka işlerden daha yüksek kâr elde ettiğini ve protokolde herhangi bir bedel kararlaştırılmadığını ileri sürmüştür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, karar düzeltme istemini reddetmiştir. Gerekçede özellikle şu hususlar vurgulanmıştır:
- 5747 sayılı Kanun ile belediyenin tüzel kişiliğinin sona ermesinin, daha önce yapılmış protokollerin tek taraflı fesih nedeni olamayacağı,
- Feshin haksız olduğu ve davacının müspet zararını (kâr mahrumiyeti) talep hakkının bulunduğu,
- Hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu,
- Davalının zamanaşımı, ikame kazanç mahsubu ve zarar ispatı itirazlarının somut delillerle desteklenmediği.
Bu karar, idari protokollerin feshi halinde doğan tazminat sorumluluğunun sınırlarını belirlemesi açısından önemlidir. Avukatlar, özellikle kâr mahrumiyeti hesaplamalarında ikame işlerden elde edilen kazancın mahsubu, munzam zarar ile müspet zarar ayrımı ve ekonomik verilere dayalı raporların hazırlanması konularında bu içtihadı dikkate almalıdır.
Karar aynı zamanda, 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun belediyelerin hukuki işlemlerine etkisini de netleştirmektedir. Tüzel kişiliği sona eren belediyenin daha önce imzaladığı sözleşmelerin devralan idare tarafından haksız feshedilemeyeceği ilkesi kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, Yargıtay’ın bu kararı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle açılan tazminat davalarında bilirkişi raporlarının kalitesi, zarar türlerinin doğru nitelendirilmesi ve idari düzenlemelerin sözleşmelere etkisinin değerlendirilmesi bakımından emsal nitelik taşımaktadır. Avukatların bu tür davalarda müvekkillerinin zararlarını somut ve denetlenebilir biçimde ispat etmeleri büyük önem arz etmektedir.
(Makale yaklaşık 750 kelime olup, emsal karar incelemesi niteliğindedir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.