Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin FETÖ/PDY Davalarında Müsadere ve Terörizmin Finansmanı Konusunda Önemli Kararı
Lawantra
09.06.2026
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2024/5981 Esas, 2025/8851 Karar sayılı ilamı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmalarında en çok tartışılan konulardan olan örgüt üyeliği, terörizmin finansmanı suçu ve özellikle şirketlerin müsaderesi konularında kapsamlı bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Karar, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin önemli ilkeler içermekte, avukatlar için stratejik bir referans niteliği taşımaktadır.
Daire, öncelikle silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarını (Kapatılan 16. Ceza Dairesi’nin 2017/1809 E., 2017/5155 K. sayılı kararı referans göstererek) yeniden tanımlamıştır. Buna göre örgüt üyesi, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile dahil olan, iradesini örgüt iradesine terk eden, verilen her emri sorgusuzca yerine getirmeye hazır olan kişidir. Örgüt üyeliğinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk aranmakla birlikte, bazı durumlarda bu unsurlar olmasa dahi örgüt üyeliği kabul edilebilir. Sempatizanlık, ideolojiyi benimseme veya yayınları takip etmek üyelik için yeterli değildir.
Terörizmin finansmanı suçu, 6415 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiştir. Daire, uluslararası sözleşmeler (1999 Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Sözleşme) ve ulusal mevzuatın tarihsel gelişimini detaylı biçimde incelemiştir. Fon kavramının geniş yorumlanması gerektiği, para veya değeri para ile temsil edilen her türlü mal, hak ve alacağın fon sayılacağı vurgulanmıştır. Suç, tehlike suçu niteliğindedir; fonun gerçekten suçta kullanılması şartı aranmaz.
Kararın en kritik bölümü, FETÖ/PDY’nin finansal yapısı ve şirketlerle ilişkisi üzerinedir. Örgütün “himmet”, burs, zekat, fitre, kurban derisi toplama gibi yöntemlerle gelir elde ettiği, kamu ihalelerinde yolsuzluk yaptığı, şirketler üzerinden kara para aklama ve fon transferi gerçekleştirdiği detaylı biçimde anlatılmıştır. Örgütle ilişkili şirketler üç kategoride incelenmiştir: örgüt şirketleri, bağlantılı şirketler ve diğer şirketler. Şirketlerin ortaklık yapılarının karmaşıklığı, emanetçi ortaklık, fiktif işlemler, transfer fiyatlandırması ve kâr dağıtımından kaçınma gibi yöntemler detaylı olarak irdelenmiştir.
Müsadere konusunda Anayasa md. 35, 38 ve uluslararası insan hakları belgelerine atıf yapılmıştır. TCK md. 54 ve 55’teki eşya ve kazanç müsaderesi hükümleri, orantılılık ilkesi (TCK md. 54/3) ve iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarının korunması ilkeleri titizlikle ele alınmıştır. Genel müsadere yasağına vurgu yapılmış, tüzel kişilerin müsaderesinde orantılılık testinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Daire, somut olayda bazı sanıklar hakkında örgüt üyeliği yerine yardım suçunun oluşabileceğini, bazıları için ise beraat gerektiğini belirtmiştir. Şirketlerin müsaderesi konusunda ise MASAK ve uzman bilirkişi raporu alınmadan, orantılılık ilkesi gözetilmeden karar verilemeyeceğini vurgulamıştır. Örgüte aktarılan paranın şirketin ekonomik değeriyle kıyaslanması, cüzi miktarlarda aktarım varsa şirketin tamamının müsaderesinin orantısız olacağı, bu durumda yalnızca aktarılan miktarın veya kaim değerin müsaderesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Kararda, salt dini veya sosyal saikle (kurban, burs vb.) yapılan yardımların, örgüt kastı taşımadığı sürece müsadere gerekçesi olamayacağı da belirtilmiştir. Bu husus, özellikle dernek, vakıf ve eğitim kurumlarına yapılan yardımların hukuki nitelendirmesinde avukatlara önemli bir dayanak sunmaktadır.
Avukatlar açısından kararın önemi şudur: Müsadere taleplerine karşı orantılılık itirazı, iyiniyetli üçüncü kişi haklarının korunması, MASAK raporu alınması talebi ve yardım suçunun üyelikten ayrılması stratejileri bu kararla güçlenmiştir. Ayrıca, tanık dinleme usulü (CMK md. 210, SEGBİS, yüzleştirme) ve gizli tanık beyanlarının tek başına hükme esas alınamayacağı ilkesi de yeniden vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, terör örgütü soruşturmalarında keyfi müsadere uygulamalarına set çeken, hukuki güvenlik ve orantılılık ilkelerini ön plana çıkaran önemli bir karar vermiştir. Bu içtihat, benzer dosyalarda savunma stratejilerinin şekillendirilmesinde temel referans olacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Edirne Bölge İdare Mahkemesi Resmen Kuruldu: Yargı Çevreleri Yeniden Belirlendi
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Edirne Bölge İdare Mahkemesi kuruldu. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin yeni mahkemenin yargı çevresine dahil edilmesiyle birlikte İstanbul ve Bursa Bölge İdare Mahkemelerinin yargı çevreleri de yeniden düzenlendi.
Yapay Zeka ile Üretilen Sahte Görseller Kullanılarak MİT İlişkisi İddiasında Bulunan Şüpheli Gözaltına Alındı
Gaziantep’te yapay zeka teknolojisi kullanarak kendisini MİT ve üst düzey kamu yöneticileriyle bağlantılı gösterdiği belirlenen şüpheli B.N.E., ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma’ suçundan gözaltına alındı. Olay, dijital manipülasyon ve kişisel verilerin korunması hukuku açısından önemli bir emsal oluşturabilir.