Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2022/3864 E., 2024/11879 K. sayılı ByLock Deliline İlişkin Bozma Kararı
Lawantra
21.06.2026
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2022/3864 Esas, 2024/11879 Karar sayılı ilamı, terör suçlarında dijital delillerin değerlendirilmesi bakımından avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve esasa ilişkin eksiklikler nedeniyle bozulması sonucunu doğurmuştur.
Olayın Hukuki Seyri
Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 24.09.2019 tarih ve 2018/243 E., 2019/392 K. sayılı kararıyla sanık hakkında TCK m. 314/2, Terörle Mücadele Kanunu m. 5/1, TCK m. 62, 53, 58/9 ve 63 hükümlerini uygulayarak mahkumiyet kararı vermiştir. Bu karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 15.11.2019 tarih ve 2019/129 E., 2019/86 K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinde esastan reddedilmiştir. Dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onama görüşüyle Daire’ye gönderilmiştir.
Sanık müdafii temyiz dilekçesinde; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, suç kastının bulunmadığı, cezalarda kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, kararın gerekçesiz olduğu, eksik inceleme yapıldığı, ByLock delilinin hukuka aykırı elde edildiği, dijital verilerin çelişkili olduğu, tanığın sanığı tanımadığı, para transferi talimatı vermediği ve sair hususları ileri sürmüştür.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Bozma Gerekçeleri
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde dosyadaki delil durumunu titizlikle ele almıştır. Özellikle ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından münhasıran kullanılan bir ağ olduğu hususuna değinilmiştir. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16-956 E., 2017/970 K. sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2020 tarih ve 2018/15231 başvuru numaralı kararına atıfta bulunarak, ByLock’un örgüt bağlantısını ortaya koyan bir delil olabileceğini ancak bunun “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle” tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Daire’nin en kritik tespiti, ByLock kullanıcısı olmadığını savunan sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından gerekli araştırma ve incelemenin yapılmamış olmasıdır. Bu kapsamda:
- User ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı kişiler olarak görünen şahıslar hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
- Varsa bu kişilerin sanıkla ilgili aşama beyanları getirtilmeli,
- Sanığın eşi “… A.”nın yargılandığı dava dosyası incelenmeli,
- İddianamede beyanlarına yer verilen ve kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen “… U.”nun hazırlık aşaması ifade ve teşhis tutanakları getirtilmeli,
- “… U.” beyanında geçen “… isimli kişinin sanık olup olmadığı tespit edilmeli,
- Temyiz aşamasında gelen Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/2725 soruşturma sayılı dosya içindeki bilgi ve belgeler ile eşi ile adının geçtiği veri inceleme raporu CMK m. 217 uyarınca duruşmada okunup tartışılmalı,
- İlgili şahıslar usulüne uygun tanık sıfatıyla dinlenmeli idi.
Yargıtay, bu araştırmaların yapılmamasını “eksik inceleme” olarak nitelendirmiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesinde düzenlenen delillerin tartışılması ilkesinin ihlal edildiğini belirtmiştir. Bu eksiklikler nedeniyle yerel mahkeme ve istinaf kararının bozulması gerektiğine oy birliğiyle hükmetmiştir.
Kararın Mesleki Önemi
Bu karar, terör suçlarında dijital delillerin (özellikle ByLock) değerlendirilmesinde savunma hakkının etkin kullanımını vurgulaması açısından kritik öneme sahiptir. Avukatlar, ByLock tespit tutanaklarında yer alan irtibatlı kişilerin beyanlarının mutlaka dosyaya getirtilmesini, çelişkili dijital verilerin bilirkişi incelemesine tabi tutulmasını ve tüm delillerin duruşmada açıkça tartışılmasını talep etmelidir.
Ayrıca karar, CMK m. 286, 260, 291, 294 ve 298 hükümlerine uygun temyiz incelemesinin usul kurallarını da hatırlatmaktadır. Temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz sebeplerinin dilekçede gösterildiği ve reddini gerektiren bir durumun bulunmadığı yönündeki ön inceleme tespitleri, temyiz hukuku açısından örnek niteliğindedir.
Sonuç olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereğince Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş, dosyanın 304/2-a bendi uyarınca Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu bozma kararı, benzer davalarda savunma stratejilerinin şekillendirilmesinde avukatlara önemli bir hukuki dayanak sunmaktadır.
Karar, delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi ile savunma hakkının dengelenmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koymakta ve dijital delillerin tek başına mahkumiyete yeterli görülmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle ByLock gibi örgüt içi iletişim araçlarının kullanımında, sanığın somut irtibatının her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanması zorunluluğu, bundan sonraki yargılamalarda dikkate alınması gereken temel hukuki prensip olarak kabul edilmelidir.
Bu kararın, terörle mücadele kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda usul güvencelerinin önemini artırdığı ve savunma makamına daha etkin bir rol verdiği açıktır. Avukatların, benzer dosyalarda bu emsali titizlikle inceleyerek eksik araştırma itirazlarını dile getirmeleri, müvekkillerinin haklarının korunması açısından hayati önem taşımaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
7584 Sayılı Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanunu’na Eklenen EK MADDE 22’nin Detaylı İncelemesi
Orman kadastrosu ile devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazların tapu kayıtlarının bedelsiz olarak geçerli kabul edilmesi ve iade imkanlarını düzenleyen 7584 sayılı Kanun’un 14. maddesi, mülkiyet hakkı, orman hukuku ve Anayasa ilişkisi açısından derinlemesine analiz edilmiştir.
İşçi Alacakları: İş Hukukunda Talep Edilebilecek Başlıca Alacak Kalemleri ve Hukuki Değerlendirme
İşçi alacaklarının türleri, doğum şartları, ispat yöntemleri, zamanaşımı süreleri ve arabuluculuk şartı detaylı olarak incelenerek avukatlara pratik bir rehber sunulmaktadır.