Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025 Yılı Boşanma Kararları: Kusur Tayini, Nafaka ve Tazminat Uygulamaları
Lawantra
15.06.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 yılında verdiği bir dizi kararla boşanma hukukunun temel meselelerini aydınlatmaya devam etmiştir. Bu kararlar, kusur tayini, maddi-manevi tazminat miktarlarının denetlenmesi, istinaf yoluna başvurulmayan hususların temyiz edilememesi, affa uğrayan kusurların yüklenememesi ve iştirak nafakasının hakkaniyet ilkesi çerçevesinde belirlenmesi konularında avukatlara ve aile hukuku uzmanlarına önemli rehberlik sunmaktadır.
İlk kararda (2025/5069 E., 2025/11564 K.), Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Erkeğe yüklenen "seni sevmiyorum, senden tiksiniyorum" şeklindeki aşağılayıcı sözler, evden kovma ve boşanamazsın baskısının ispatlanamadığı, "öldürürüm" tehdidinin ise dava tarihinden sonra gerçekleştiği gerekçesiyle kusur belirlemesi usul ve kanuna uygun bulunmuştur. Karar, tanık beyanlarının somutluk ve yer-zaman unsuru içermesi gerektiğine işaret etmektedir.
İkinci karar (Samsun BAM 9. HD, 2025/210 E., 2025/375 K.), istinaf-temyiz ilişkisini netleştirmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden istinaf edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, bu nedenle davacı erkeğin bu hususa ilişkin temyiz dilekçesinin reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK m.370 çerçevesinde istinaf reddedilen tarafın temyiz hakkı sınırlı tutulmuştur. Kusur değerlendirmesinde ise kadına yüklenen "seni sevmiyorum, senden nefret ediyorum" sözlerinin soyut tanık beyanlarıyla ispatlanamadığı, kadının babasının kayınvalideyi tehdit ettiği vakıada kadının fiilen müdahale imkânının bulunmadığı, erkeğin ailesinin senet imzalattırma iddiasının duyuma dayalı olduğu gerekçeleriyle tarafların diğer kusurlu davranışları birlikte değerlendirilerek kadının daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Üçüncü karar (2024/8627 E., 2025/5360 K.), Van BAM kararıdır. Kadına yüklenen eski hakim ağabeyi ile tehdit, yatak odasından kovma ve "seni istemiyorum" sözlerinin bir süre evliliğin devam etmesi nedeniyle affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı, bu vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği vurgulanmıştır. Erkeğin annesinin müdahalesine sessiz kalması iddiasına dayanılmadığı, dayanılmayan vakıaların kusur olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Ancak ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakalarının az olduğu, 4721 sayılı TMK m.4 hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda nafaka takdiri gerektiği gerekçesiyle bu kısım bozulmuştur. Kararın diğer bölümleri onanmıştır.
Dördüncü karar (2016/21816 E., 2018/9487 K.), eski tarihli olmakla birlikte prensip açısından önemlidir. Kadının başkalarının yanında eşini "çocuk avutuyorum" diyerek aşağılaması ve "eşimi sevmiyorum, sevgim bitti" demesi, erkeğin de boşanmada haklı olduğunu göstermiş, bu nedenle erkeğin davasının da kabulü gerektiği hükme bağlanmıştır. Karşılıklı boşanma davalarında kusur dengesinin titizlikle kurulması gerektiğinin altını çizmektedir.
Bu kararlar toplu olarak değerlendirildiğinde, Yargıtay'ın kusur tayininde somut delil, yer-zaman unsuru, tanık beyanlarının duyuma dayalı olmaması, affedilen kusurların yüklenememesi, istinaf edilmeyen hususların temyiz edilememesi ve nafaka miktarlarında hakkaniyet ilkesi kriterlerini titizlikle uyguladığı görülmektedir. Avukatlar için bu içtihatlar, dava dilekçelerinde somut vakıa ileri sürme, tanık listelerinde yer-zaman unsuru belirtme, istinaf dilekçelerinde tüm hususları kapsama ve nafaka hesaplamalarında TMK m.4'ü gözetme zorunluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.
Aile hukuku profesyonelleri, bu kararlar sayesinde boşanma davalarında strateji geliştirirken mahkeme kararlarının istinaf ve temyiz sınırlarını, kusur affı kurumunu ve nafaka hakkaniyetini daha etkin kullanabileceklerdir. Özellikle iştirak nafakasının günün ekonomik koşullarına ve tarafların sosyal durumuna göre yeniden belirlenmesi gerekliliği, müvekkillere daha adil sonuçlar elde etme imkânı sunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu tutarlı yaklaşımı, aile hukukunun öngörülebilirliğini artıran önemli bir gelişmedir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hukuk Dilinde "Derkenar" Kavramı: Tarihsel, Hukuki ve Mesleki Boyutları
Osmanlı bürokrasisinden günümüz dijital yargı sistemine derkenar kavramının evrimi, hukukçulara sunduğu mesleki dersler ve ayrıntıların önemine dair derinlemesine analiz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/137 E., 2025/571 K. sayılı Kararı: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Mağdur beyanlarının çelişkili olması, adli tıp raporları ve aşk mektupları delilleri ışığında Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun beraat yönündeki bozma kararı ve vicdani kanaat ile in dubio pro reo ilkesinin detaylı analizi.