Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/9060 E., 2025/5953 K. – Kusur Tayini, Tazminat ve Reddi Hakim Talebi
Lawantra
02.07.2026
T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/1099 E., 2024/1245 K. sayılı kararını inceleyerek önemli bir bozma kararı vermiştir. Dava, davacı-davalı kadın tarafından evliliğin butlan sebebiyle iptali, aksi halde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca boşanma, nafaka ve tazminat talepleri; davalı-davacı erkek tarafından ise birleşen dava ile boşanma talebi ile açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi (Ankara 17. Aile Mahkemesi), erkeğin annesinin evlilik birliğine sürekli müdahalesine sessiz kalması, cinsel soğukluk ve cinsel ilişki yaşanmaması nedeniyle erkeği ağır kusurlu; kadının ise erkeğin ailesi yanında “Halil erkek değil, yapamadı” şeklindeki küçük düşürücü sözleri nedeniyle az kusurlu bulmuştur. Bu kusur tayini üzerine kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi her iki tarafın istinaf taleplerini esastan reddetmiştir. Yargıtay’a taşınan dosyada Daire, öncelikle erkeğin reddi hakim talebine yönelik temyiz dilekçesini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 38. maddesi ve istinaf sistematiği gereği reddetmiştir. Erkeğin istinaf dilekçesinde reddi hakim talebi ileri sürülmediği gibi, HMK 38/1’de öngörülen sürede de bu talepte bulunulmamıştır.
Esastan inceleme sonucunda Yargıtay, kusur tayinindeki hatayı bozma nedeni saymıştır. Dosyaya sunulan mesaj kayıtlarından kadının erkeğin annesi ile irtibat halinde olma isteğinde olduğu anlaşılmış, bu nedenle annenin müdahalesine sessiz kalma vakıasının kadına ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, cinsel ilişkinin erkek kaynaklı sebeplerle yaşanamadığı ve kadının erkeği “Halil erkek değil, yapamadı” sözleriyle küçük düşürdüğü sabit bulunmuştur.
Daire’ye göre bu vakıalar karşısında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Eşit kusurlu eş lehine 4721 sayılı Kanun’un 174. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği açıktır. Bu nedenle kadın lehine hükmedilen tazminatlar da bozulmuştur.
Kararda, “Hal böyleyken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir” denilmektedir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur ve tazminat yönünden ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, diğer yönlerden onanmasına hükmedilmiştir.
Bu karar, aile hukuku uygulamasında kusur tayininin ispat yükü, tanık beyanları ile dijital delillerin (mesaj kayıtları) çelişmesi durumunda nasıl değerlendirileceği, küçük düşürücü sözlerin kusur ağırlığını nasıl etkilediği ve eşit kusur halinde tazminat yasağı konularında önemli içtihat değeri taşımaktadır. Avukatlar açısından, boşanma davalarında delil stratejisi oluştururken mesajlaşma kayıtlarının, tanık beyanlarının ve cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi vakıasının kusur dağılımına etkisini titizlikle analiz etmenin gerekliliğini bir kez daha vurgulamaktadır.
Ayrıca karar, istinaf sistematiği gereği reddi hakim talebinin usulüne uygun olarak ilk derece veya istinaf aşamasında ileri sürülmesi gerektiğini, aksi halde temyiz incelemesine konu olamayacağını net biçimde ortaya koymuştur. Bu husus, usul hukuku açısından da önemli bir hatırlatmadır.
Sonuç olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.06.2025 tarihli oybirliğiyle verdiği karar, aile mahkemelerinin kusur tayininde somut delillere dayalı, çelişkisiz bir değerlendirme yapmasının zorunluluğunu bir kez daha teyit etmektedir. (Word count: 714)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/3048 Sayılı Kararı: İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Başvuru Zamanı
Yargıtay, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun, dava açma süresi başladıktan sonra yapılması gerektiğine dair önemli bir içtihat oluşturdu. Bu karar, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidererek uygulamada birlik sağladı.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2026/1095 Sayılı İlke Kararı: Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerinin İşlenmesi
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kaza mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı işlenmesine ilişkin önemli bir İlke Kararı yayınladı. 20.05.2026 tarihli ve 2026/1095 sayılı karar, hasar danışmanlığı şirketleri, sigorta eksperleri ve avukatların uyması gereken sınırları netleştirmektedir.